Haftanın Görüntüsü

30 Eylül 2013

Uzak Yıldızların ve Gökadaların Keşfi

Uzak yıldızların ve gökadaların yer aldığı bu fotoğraf, Şili’deki La Silla Gözlemevi’nde bulunan MPG/ESO 2.2-metrelik teleskop üzerindeki Geniş Alan Görüntüleyicisi (WFI) isimli kamera kullanılarak çekilen bir derin alan görüntüsüdür.

Bu görüntü, 17 farklı renge sahip optik filtreler aracılığıyla gökyüzünün beş küçük parçasını görüntüleyen COMBO-17 projesinin (17 Filtrede Orta-Bant Gözlemleri ile Cisimlerin Sınıflandırılması) bir parçası olarak çekilmiştir. Her COMBO-17 alanında keşfedilen gökyüzünün toplam alanı, neredeyse dolunayla aynı büyüklüktedir ve çok sayıda uzak cismin keşfedilmesini sağlamıştır; bu da bize gökyüzünde yapılmayı bekleyen keşiflerin ne kadar çok olduğunu göstermektedir.

Ayrıca bu fotoğraf, ESO’nun Şili’deki Paranal Gözlemevi’nde bulunan Çok Büyük Teleskop üzerindeki FORS2 spektrografı kullanılarak gökyüzünde çeşitli bölgelerin çok detaylı ve derin araştırmasını yapan FORS Derin Alan’ın (FDF) bir parçası olarak incelenen bölgeyi de gözler önüne sermektedir. Ancak yukarıdaki fotoğraf gibi görüntüler elde edilmesi için bu WFI görüntüsünde, önceki FDF gözlemlerine kıyasla daha çok filtre kullanılmış ve gökyüzünün daha büyük parçaları gözlemlenmiştir.

Evren’in bu anlık görüntüleri, daha önce göremediğimiz on binlerce uzak yıldız, gökada ve yıldızsı gökcisimlerin keşfedilmesinin yanı sıra kütle çekim merceği, gökada ve takımyıldızlarındaki karanlık madde dağılımını incelemek için kullanılmaktadır.

 

Links

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


23 Eylül 2013

Arka Bahçemizde Yeni Soğuk Küçük Yıldız

ESO’nun VISTA teleskopundan alınan bu yeni yakınlaştırılabilen görüntü yakın zamanda keşfedilen VVV BD001 olarak adlandırılan, görüntünün tam merkezinde bulunan kahverengi cüceyi gösteriyor. VVV Taraması kapsamında bu yeni kahverengi cüce kozmik çevremizde ilk defa görülmüştür. VVV BD001, galaksimizin kalabalık merkezine doğru bizden yaklaşık 55 ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır.

Kahverengi cüceler, Güneş’imiz gibi bir yıldız şeklinde büyümeyi asla başaramayan yıldızdırlar. Bunlar çoğunlukla “başarısız yıldızlar” olarak anılırlar, Jüpiter gibi gezegenlerden daha büyük boyuttadırlar ama yıldızlardan daha küçüktürler.

Bu cüce iki yönden ayrıcalıklıdır; ilk olarak bu gökyüzünün en kalabalık bölgelerinden biri olan Samanyolu gökadamızın merkezine doğru ilk defa bulunmuştur. İkinci olarak, “olağandışı mavi kahverengi cüceler” olarak bilinen hala neden bu yıldızların beklenenden daha mavi olduğu belirsiz olan olağandışı yıldız sınıfına aittir.

Kahverengi cüceler yıldızlarla aynı süreçlerden geçerek oluşurlar ama normal yıldız olmak için hidrojenin yanmasını tetikleyecek yeterli kütleye sahip değillerdir. Bundan dolayı daha soğuk ve çok daha az ışık ürettiklerinden keşifleri zorlaşır. Gökbilimciler genellikle bu nesneleri araştırırken çok soğuk olan bu nesnelere duyarlı yakın ve orta kızılötesi kameralar ve özel teleskoplar kullanırlar ama çoğunlukla uzayın çok kalabalık bölgelerine, örneğin gökadamızın merkez bölgesi gibi,  bakmaktan kaçınırlar.

VISTA (Görünür ve Kırmızı-ötesi Gökbilim Tarama Teleskopu) dünyanın en büyük tarama teleskopudur ve Şili’de ESO’nun Paranal Gözlemevi’nde bulunmaktadır. Gökyüzünün altı ayrı taramasını gerçekleştiriyor. VVV (VISTA Değişenleri (VISTA Variables in the Via Lactea)) taraması Samanyolu gökadamızın merkezindeki milyarlarca nesnenin kataloglanması için tasarlanmıştır. VVV BD001 bu tarama sırasında tesadüfen keşfedildi.

Bilim adamları Samanyolunun merkez bölgesinin 3 boyutlu haritasını oluşturmak için VVV kataloğunu kullandılar (eso1339). Ayrıca veriler şimdiye kadar üretilen en büyük gökbilim görüntülerden biri olan yaklaşık dokuz milyar piksel (eso1242) içeren devasa 108200 x 81500 renkli piksel görüntünün oluşturulmasında kullanılmıştır.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com

 


16 Eylül 2013

Kuşbakışı Toconao

 Küçük bir köy olan Toconao, dünyadaki en büyük astronomi projesi Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi’ne (ALMA)[1] en yakın yerleşim yeridir. Toconao’da 800’den az kişi yaşamaktadır ve bu köy dünyadaki en kurak çöl olan Atacama’nın eteklerinde, küçük bir dağ nehriyle beslenen doğal bir vaha üzerinde, deniz seviyesinden 2475 metre yükseklikte bulunmaktadır. Nehir yılın her döneminde sürekli olarak akmasa da yerel çiftçiler, bütün yıl mahsul alabilmek için su akışını düzenlemek amacıyla bir baraj ve kanal ağı kurmuşlardır.

Bu fotoğrafa yakından bakıldığında, görüntünün sol alt kısmında kerpiç ve volkanik kayaç gibi geleneksel materyallerden yapılmış San Lucas Kilisesi ve Çan Kulesi gibi bazı binalar görülebilir.

Bilimsel çalışmalara paralel olarak ALMA personeli, sonraki kuşaklar için bu kültürel ve bilimsel mirası korumak amacıyla kültürlerinin evrenine ilişkin vizyonu geri kazanmak için Toconao’da ve diğer bölgelerde Atacameño ihtiyarlar heyeti ile birlikte çalışmışlardır.

Buna ek olarak; ALMA, 2008 yılından beri Toconao’da faaliyet gösteren ve kırsal bir kamu eğitim kuruluşu olan Okul E-21’de bir eğitim geliştirme planını desteklemektedir. Bu plan, bilim ve İngilizce alanlarında eğitimi geliştirmeye odaklanan bir topluluk tarafından kabul edilmiştir.

Bu kuşbakışı görüntü; özel, çevre dostu ve çok hafif [2] bir hava aracı ile dünyanın çevresinde bir yıl süren seyahatleri boyunca hava örneklemeden arkeoloji, biyoçeşitlilik gözlemi ve 3 boyutlu yeryüzü modellemeye kadar uzanan geniş çaplı bir hava desteği sağlayarak bilim insanlarına yardımcı olmak amacıyla uçan ORA Bilimin Kanatları projesinin ekip üyeleri Clémentine Bacri ve Adrien Normier tarafından çekilmiştir.

ESO, söz konusu kâr amacı gütmeyen kuruluş ile bir bilim-toplum ortaklığı kurmuştur. Uçuşlar sırasında çekilen kısa filmler ve muhteşem fotoğraflar, eğitim ve yerel araştırmayı teşvik etmek için kullanılacaktır. Seyirleri Haziran 2012'de başlamış olup, Haziran 2013'de Paris Hava Gösterisi'nde gerçekleştirilen bir inişle sona ermiştir.

Notlar

[1] Uluslararası bir gökbilim tesisi olan Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi (ALMA), Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA; Avrupa’da Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), Kuzey Amerika’da Kanada Ulusal Araştırma Konseyi (NRC) ve Tayvan Ulusal Bilim Konseyi (NSC) ile işbirliği içerisinde ABD Ulusal Bilim Vakfı (NSF) ve Doğu Asya’da Tayvan Sinica Academisi (AS) ile işbirliği içerisinde Japonya Ulusal Doğa Bilimleri Enstitüsü tarafından (NINS) finanse edilmektedir. ALMA’nın inşasını ve faaliyetlerini, Avrupa adına ESO, Kuzey Amerika adına Associated Universities Inc. (AUI) tarafından yönetilen Ulusal Radyo Gökbilim Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya adına Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) yürütmektedir. ALMA Ortak Gözlemevi (JAO), ALMA’nın inşası, devreye alınması ve işletilmesi için yönetim ve birleşik liderlik sağlamaktadır.

[2] Çok hafif hava aracı, 100 kilometrede sadece 7 litre yakıt tüketerek çoğu arabadan daha az yakan NASA ödüllü bir Pipistrel Virus SW 80’dir.

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


09 Eylül 2013

Kartal Gözler Armazones’in Üzerinde

Mükemmel çekim için her şeyin eksiksiz ayarlandığı, fotoğrafçılar için o harika anı temsil eden Cerro Armazones’in bu muhteşem havadan çekimi ESO Fotoğraf Elçisi Gerhard Hüdepohl tarafından gerçekleştirilmiştir.

Hüdepohl aynı zamanda ESO’nun en iyi tesisi ve dünyanın en ileri görünür ışık gökbilim gözlemevi olan Cerro Paranaldaki Avrupa Güney Gözlemevi’nin Çok Büyük Teleskopu’nda (VLT) elektronik mühendisidir. Hüdepohl bu görüntüyü Antofagasta’dan Santiago’ya yaptığı ticari bir uçuş esnasında çekti. Uçağın kalkışından kısa bir sure sonra ideal uçuş rotasına girdiğinde Cerro Armazones’in havadan anlık bir fotoğrafı için Hüdepohl istenenden daha iyi bir duruma sahip olamazdı. Olağanüstü manzaralı bu bölgenin çok üzerinde, kritik anı ele geçirdiğinde bu sıra dışı görünümü yakalamayı başardı.

Bu görüntü Atacama Çölü’nü inanılmaz açıklıkla, ince zikzak yolları tozlu arazide net ve dikkat çekici biçimde gösteriyor. Bu tozlu yolların Cerro Armazones’in zirvesine kadar kestiği görülebilir. Arazi hâlihazırda tarama donanımlarının seçimi için işgal edilmiştir ama yakın zamanda 40 metrelik bir teleskop olan Avrupa Aşırı Büyük Teleskopu’nun (E-ELT) evi olacak ve gökbilimdeki var olan soruları cevaplamakla kalmayacak aynı zamanda bütünüyle yeni soruları ve umarız cevapları da artıracaktır.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com


02 Eylül 2013

PESSTO’nun Messier 74’de Yakaladığı Süpernova

ESO'nun PESSTO araştırması, çok belirgin dönen kollara sahip muhteşem bir sarmal gökada olan Messier 74’ün görüntüsünü yakalamıştır. Yine de bu görüntünün esas öznesi, görüntünün sol alt köşesinde yer alan, 2013 yılının Temmuz ayının sonlarından beri gökadanın yeni ve harika eklentisi olan ve en parlak yıldız olarak görünen SN2013ej isimli bir Tip II süpernovadır.

Bu tür bir süpernova, yaşamının sonundaki çok büyük bir yıldız çekirdeğinin kendi kütleçekimi sebebiyle çökmesinden meydana gelir. Bu çöküş, uzayın uzak bölgelerine madde atan devasa bir patlamaya neden olur. Ortaya çıkan patlama, bulunduğu gökadanın bütününden daha parlak olabilir; haftalarca veya aylarca gözlemlenebilir.

PESSTO (Geçiş Yapan Nesneler İçin ESO’nun Halka Açık Tayfölçümü Taraması), süpernovalar gibi geceleyin gökyüzünde görünen nesneleri araştırmak için tasarlanmıştır. Bu araştırma, ESO’nun Şili’deki La Silla Gözlemevi’nde bulunan NTT (Yeni Teknoloji Teleskopu) üzerindeki bir takım aygıtlar kullanılarak yapılır. SN2013ej’in bu yeni görüntüsü, söz konusu araştırmada NTT’nin kullanılmasıyla elde edilmiştir.

SN2013ej, milenyum dönümünden beri Messier 74’te gözlemlenen üçüncü süpernovadır; diğer iki süpernova ise SN 2002ap ve SN 2003gd olarak adlandırılmaktadır. İlk olarak 25 Temmuz 2013 tarihinde Kaliforniya’daki KAIT teleskop ekibi tarafından rapor edilmiştir ve patlamadan hemen sonraki gün ve saatlerde bölgede gözlem yapan gökbilimci Christina Feliciano tarafından kamuya açık SLOOH Uzay Kamerası kullanılarak çekilen ilk "öncül görüntü" olma özelliğini taşımaktadır.

Pisces (Balık) takımyıldızında yer alan Messier 74, düşük yüzey parlaklığı nedeniyle amatör gökbilimciler için saptanması en zor olan Messier nesnelerinden biridir; ancak önümüzdeki birkaç hafta boyunca SN2013ej, sönük ve parlaklığını yitiren bir yıldız olarak dikkatli amatör gökbilimciler tarafından görülebilecektir. 

Links

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


26 Ağustos 2013

Büyük Yıldızlar tarafından Yontulmak

ESO’nun Çok Büyük Teleskopu’ndan (VLT) çekilen bu görüntü güney gök kürede bulunan Akrep takımyıldızının kuyruğunda, yaklaşık 8000 ışık yılı uzakta bulunan NGC 6357 olarak bilinen salma bulutsunun küçük bir bölümünü gösteriyor. Görüntü H II bölgesinin karakteristik kırmızısı ile parıldıyor ve büyük miktarda iyonize olmuş ve uyarılmış hidrojen gazı içeriyor.

Bulut, çoğunlukla bu belirgin kırmızı renkte görünür ışığı tekrar yayan bazı büyük, genç, mavi yıldızların evi olan Pismis 24 açık yıldız kümesinden kaynaklanan yoğun mor-ötesi ışınımda yıkanıyor.

Kümenin kendisi bu görüntüdeki görüş alanının dışında ama yayılan ışığı görüntünün ortasının sağında bulutu aydınlatırken görülüyor. Çevreleyen bulutsuya, bir ağ yapısında görülen gazlara, koyu tozlara ve yeni doğmuş ve hala yıldız formunda olan yıldızlara yakından ayrıntılı bakıyoruz.

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com

 


19 Ağustos 2013

La Silla’da Yıldızlı Bir Gece

Gökbilimci Håkon Dahle tarafından çekilen bu görüntünün fonunda, parlak yıldızlardan oluşan kadifemsi bir perde görülüyor. Ön planda, ESO’nun La Silla Gözlemevi’nin bulunduğu tepelerin üzerinde birkaç büyük karanlık kubbenin arasında Håkon’un silueti yer alıyor.

Profesyonel gökbilimcilerin çoğu fotoğrafçılığa meraklıdır. Kim onları suçlayabilir ki? Atacama Çölü’nde bulunan ESO yerleşkesi, hem yıldız gözlemi hem de geceleyin gökyüzünü fotoğraflamak açısından Dünya’nın en iyi yerlerinden biridir.

Håkon, bu fotoğrafları MPG/ESO 2.2 –teleskopunda bir haftalık gözlem sırasında çekmiştir. Bu süre zarfında, teleskop farklı bir gözlem ekibine geçtiğinde, Håkon geceleyin yıldızları seyretme ve muhteşem manzaraları fotoğraflama şansına sahip olmuştur.

Gezegenimizin güney bölgelerinin yönü, yıldızların yoğun olarak bulunduğu gökada merkezine doğru olduğu için Güney Yarımküre’den bakıldığında Samanyolu, Kuzey Yarımküre’ye göre daha parlaktır. Ancak çoğumuz açısından şehirlerdeki ışık kirliliği ve ay ışığı, gökadanın donuk parıltısını gölgede bıraktığı için güneyde bile Samanyolu, geceleyin gökyüzünde oldukça sönük görünür.

Geceleyin Dünya’nın en karanlık gökyüzünün gözlemlenebildiği La Silla Gözlemevi’nin en iyi özelliklerinden biri, parlak şehir ışıklarından uzakta olmasıdır. Atmosfer o kadar nettir ki, görüşünüzü bulanıklaştıracak bir sis etkisi bulunmamaktadır. Ayrıca; La Silla’da gökyüzü o kadar karanlıktır ki, sadece Samanyolu’nun ışığı bile gölgeler yaratabilir.

Håkon, bu fotoğrafı Your ESO Pictures Flickr group’a (ESO Fotoğraflarınız Flickr grubu) sunmuştur. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçirilmekte ve en güzel fotoğraflar popüler Haftanın Görüntüsü (Picture of the Week) serimizde veya galerilerimizde yayınlanmak üzere seçilmektedir.

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


12 Ağustos 2013

Fırtına öncesi sessizlik

Bu güzel görüntü Balina (Cetus) takımyıldızında bulunan gökadalar NGC 799’u (altta) ve NGC 800’ü (aşağıda) resmediyor. Bu gökada çifti ilk olarak 1885 yılında Amerikalı gökbilimci Lewis Swift tarafından gözlenmiştir.

Yaklaşık 300 milyon ışık-yılı uzaklıkta yer almaktadırlar, ön taraftan görünümleri şekillerini açıkça kavramamıza imkân verir. Her iki gök cismi merkezdeki parlak şişkin bölgesini saran karakteristik uzun kolları ile galaksimiz samanyolu gibi sarmal gökadalardır. Göze çarpan sarmal kollarında, çok sayıda sıcak, genç, mavi yıldızlar (görüntüde görülen küçük mavi noktalar) küme oluştururken merkezde tam olarak küresel şişkin bölgede daha soğuk, daha kızıl, yaşlı yıldızlar büyük gruplar halinde yoğun bir şekilde toplanmışlardır.

İlk bakışta bu gökadalar oldukça benzer görünüyorlar, ama şeytan ayrıntıda gizlidir. Boyuttaki açık farklılıktan başka sadece NGC 799 çubuğun uçlarından dışarı doğru sarılan sarmal kollar ve merkezi şişkinlikte uzanan çubuk bir yapıya sahiptir. Gökada çubuklarının yıldız oluşumlarını yoğunlaştıran sarmal kollardan merkeze uzanan gaz kanalları mekanizması gibi davrandıkları düşünülmektedir. 2004 yılında NGC 799’da SN2004dt adı verilen bir süpernovada gözlenmiştir.

Bir başka ayırt edici ilginç özelliği de sarmal kolların sayısıdır. Küçük NGC 800 üç parlak karışık sarmal kola sahipken NGC 799 sadece iki tane nispeten sönük ama geniş sarmal kollara sahiptir. Bunlar çubuğun sonundan başlarlar ve hemen hemen tam olarak etrafını sararak gökadayı neredeyse halka gibi görünen bir yapı şeklinde biçimlendiriyorlar.

Bu görüntü sonsuz bir huzur içinde bir arada olan iki etkileyici yakın sarmal gökada gösteriyor gibi görünse de, hiçbir şey gerçekten uzak kalamaz. Burada sadece fırtına öncesi sessizliğe tanık olabiliriz. Tam olarak geleceğin ne getireceğini bilemeyiz ama genellikle iki gökada yeteri kadar yakınlaştığında kütleçekimsel bozukluklardan dolayı yüz milyonlarca yıldan fazla birbirlerini karşılıklı etkiliyorlar. Bazı durumlarda sadece küçük çaplı etkileşimler şekil değişimine neden olur ama bazen gökadalar çarpışarak tek bir yeni gökada formunda birleşirler.

Bu görüntü, Şili’deki Cerro Paranal’ın tepesinde 8.2 metrelik ESO Çok Büyük Teleskopu’ndaki (VLT) FORS1 cihazı kullanılarak elde edilmiştir. Üç filtre (B, V, R) ile çekilen pozların birleşimidir.

Ayrıca beş asteroidde görülebilir, hepsini bulabildiniz mi? Farklı pozlar alınırken hareket eden asteroidler görüntüde renkli düzensiz çizgiler bırakıyor.

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com


05 Ağustos 2013

Cerro Paranal Üzerinde Venüs Kuşağı

Güneş’in ufukta kaybolmasından saniyeler sonra çekilen bu fotoğraf, Paranal Gözlemevi’nin doğusunu gözler önüne seriyor. 1.8-metrelik VLT Yardımcı Telekopları’nın üzerinde gün batımının turuncu parıltısı ve gökyüzünde dolunay görülüyor. Ancak, Venüs Kuşağı olarak bilinen atmosfer olayı sayesinde bu görüntü çok daha ilginç bir hale gelmiştir.

Ufkun üzerinde gri-mavi renkli alanda Dünya’nın gölgesi ve görüntünün sağ üst kısmında pembemsi bir parlaklık görülüyor. Bu olay, Dünya atmosferinden geri yansıyan kırmızı güneş ışığı sayesinde gerçekleşir. Gün batımından hemen sonra ortaya çıkan bu atmosfer etkisi, gün doğumundan biraz önce de görülebilir. Tam güneş tutulması sırasında da, çok benzer bir etki gözlenebilir.

Görüntüde, ultra-kompakt mobil kubbeler içerisindeki 1.8-metrelik dört Yardımcı Teleskop’tan üçü bulunmaktadır. İki veya daha fazla teleskop birlikte çalıştığında gökbilimcilerin bağımsız çalışan teleskoplardan daha fazla ayrıntı görebilmelerini sağlayan bu teleskoplar, sanal bir ayna oluşturarak interferometrik gözlemler için kullanılır.

Carolin Liefke, bu fotoğrafı Paranal’a yaptığı bir ziyaret sırasında çekmiş ve ESO Fotoğraflarınız Flickr grubuna göndermiştir. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçirilmekte ve en güzel fotoğraflar, popüler Haftanın Görüntüsü (Picture of the Week) serimizde veya galerilerimizde yayınlanmak üzere seçilmektedir. Carolin, Heidelberg, Almanya’da gökbilim eğitimi ve halkla ilişkiler merkezi Haus der Astronomie’de (Gökbilim Evi) çalışmakta olup, ESO Bilim Toplum Ağı’nın (ESON) bir üyesidir. ESON, basın bültenleri çevirerek ve yerel medya için bir iletişim noktası oluşturarak ESO hakkındaki haberlerin Üye Devletler’de ve diğer ülkelerde yayımlanmasını sağlar. 

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com

 


29 Temmuz 2013

Messier 100 — Görkemli Muhteşem Tasarım

Sarmal gökadalar genellikle estetik olarak çok ilgi çekici nesnelerdir ve özellikle yüzleri göründüğünde. Bu görüntü Berenices’in Saçı (Coma Berenices) takımyıldızının güneyinde ve Dünya’dan yaklaşık 55 milyon ışık yılı uzakta bulunan Messier 100 sarmal gökadasının muhteşem ayrıntılı tasarımına harika bir örnektir.

SAB tipi olarak sınıflandırılan Messier 100 gökadası kıvrımlı kollarını çok belirgin gösterirken, ayrıca merkezindeki yapılar gibi belli belirsiz çubuk yapısını da gösteriyor. Buna rağmen görüntüde kolaylıkla yeri saptanamadığından bilim adamlarının çubuk yapısının varlığını doğrulamaları diğer dalga boylarında gözlemler yaparak mümkün olmuştur.

Bu çok ayrıntılı görüntü bu tip bir gökadanın beklenen temel özelliklerini gösteriyor: dev hidrojen gazı bulutları, yeni doğmuş yıldızlardan soğurdukları enerjiyi yeniden yayarken  kıpkırmızı parlayan ağır yıldızlar, merkezin yakınında sabit parlaklıkta yaşlı sarımsı yıldızlar ve gökadanın kollarında dağılan siyah küçük küçük tozlar.

Messier 100; 2000 ve üzerinde sarmal, eliptik ve düzensiz gökadayı içeren, Samanyolu gökadamıza en yakın gökadalar kümesi olan Başak (Virgo) gökada kümesinin en parlak gökadalarından biridir. Bu görüntü ESO’nun Şili’deki Paranal Gözlemevi’nde bulunan Çok Büyük Teleskop üzerindeki FORS cihazından kırmızı (R), yeşil (G) ve mavi (B) filtreler kullanılarak alınan görüntülerin birleşimidir.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com


22 Temmuz 2013

Baş Döndüren NTT

Bu dinamik görüntü, ESO’nun Şili’deki La Silla Gözlemevi’nde bulunan Yeni Teknoloji Teleskopu’nu (NTT) gözler önüne seriyor. Teleskop istenilen hedefteki bir noktaya yöneldiğinde oluşan hareket nedeniyle NTT’nin farklı bir biçime sahip kubbesi resimde flu görünüyor. Bu fotoğraf, 30 dakikalık bir poz süresiyle çekilmiştir.

Bu fotoğrafta dikkatinizi çekecek ilk unsur, genellikle sık rastlanan yuvarlak bir kubbe yerine teleskop binasının kendine özgü köşeli şeklidir. Tasarım özellikleri, ESO’nun Çok Büyük Telekop’u da dahil olmak üzere pek çok teleskopta kullanılmış olsa da, 1989 yılında resmi olarak açıldığında bu teleskop çığır açıcı nitelikteydi.

NTT’nin devrimsel tasarımı, NTT içerisindeki hava akışını en iyi hale getirerek ve hava türbülansı sayesinde görüntü bulanıklığını en aza indirerek dikkatli bir şekilde kontrol edilebilen havalandırma yoluyla en iyi görüntü kalitesini hedeflemektedir. Yukarıdaki flu görüntüde, bu sistemin temel bir parçasını oluşturan büyük kanatlar görülebilmektedir.

İnşa edildiği dönemde geliştirilen başka bir özellik de NTT’nin aynasıdır. 3.58 metre çapındaki ayna hiçbir zaman büyük olarak düşünülemeyecek olsa da, tasarımı oldukça yenilikçidir. Ayna esnektir ve hiçbir esneme veya bükülmenin görüntü kalitesine zarar vermemesi amacıyla mükemmel şeklinin korunması için gerçek zamanlı olarak ayarlanabilir. ESO ve NTT aktif optik olarak adlandırılan ve modern teleskopların standart bir özelliği haline gelen bu teknolojiyi kullanan öncülerdir.

Günümüzde NTT, gökbilimcilerin gözlemlerini yürütmekte kullanabilecekleri iki farklı aygıta sahiptir: kızılötesi bir spektograf ve görüntü kamerası olan SOFI (bir VLT aygıtı olan Son of ISAAC’nın kısaltması) ve sönük cisimleri saptamak amacıyla tasarlanmış bir spektograf ve kamera olan EFOSC2.

La Silla Gözlemevi, Santiago de Chile’nin 600 kilometre kuzeyinde ve 2400 metre yükseklikte yer alan Atacama Çölü’nün güney bölgesinde bulunmaktadır.

Görüntü, İsviçre’de Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne’da çalışan gökbilimci Malte Tewes tarafından çekilmiştir.

Malte, bu fotoğrafı ESO Fotoğraflarınız Flickr grubuna göndermiştir. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçirilmekte ve en güzel fotoğraflar, popüler Haftanın Görüntüsü (Picture of the Week) serimizde veya galerilerimizde yayınlanmak üzere seçilmektedir.,

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


15 Temmuz 2013

Bilimin Kanatları Paranal’ın Üzerinde Uçuyor

Paranal Gözlemevi'nin havadan bu olağanüstü görünümü, özel çevre dostu çok hafif [1] bir hava aracı ile dünyanın çevresinde bir yıl süren bir seyahate çıkan Clémentine Bacri ve Adrien Normier tarafından Aralık 2012'de çekildi. Bu göz alıcı görünüm, doğal güzelliği bozulmamış bu manzara dünyanın en iyi gökbilim tesisi ESO'nun Çok Büyük Teleskopu (VLT) ile dört adet bağımsız 8.2 metrelik teleskopununda evi olan Cerro Paranal'ın zirvesini uzaktan gösteriyor.

ESO'nun, halka açık araştırma organizasyonlarına hava desteği sunan kar amacı gütmeyen girişim olan ORA Bilimin Kanatları projesi ile bilim-toplum ortaklığı devam ediyor. Bilimin Kanatları Projesinin iki ekip üyesi Avustralya'ya geçerken Güney Amerika'yı terk etmeden önce Kuzey Şili'de gözlemevinin üstünde alçak uçuş yaptılar. Seyahatleri boyunca hava örneklemeden arkeoloji, biyoçeşitlilik gözlemi ve 3 boyutlu yeryüzü modellemeye kadar uzanan geniş çaplı bir hava desteği sağlayarak bilim insanlarına yardımcı oldular.

Uçuşlar sırasında çekilen kısa filmler ve muhteşem fotoğraflar, eğitim ve yerel araştırmayı teşvik etmek için kullanılmaktadır. Seyirleri Haziran 2012'de başlamış olup, 17 Haziran 2013'de Paris Hava Gösterisi'nde gerçekleştirilen bir inişle sona erdi.

Notlar

[1] Çok hafif hava aracı, 100 kilometrede sadece 7 litre yakıt tüketerek çoğu arabadan daha az yakan NASA ödüllü bir Pipistrel Virus SW 80'dir. 

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com


08 Temmuz 2013

Maëlle'nin Yeni Oyuncakları

Gökbilim ve teleskoplar, bazen insanın içindeki çocuğu ortaya çıkarabilir. Gökbilimcilerin dünyanın uzak yerlerinde birbirinden büyük aygıtlar inşa etmeleri insanoğlunun merak duygusunun kanıtıdır.

ESO’da çalışan bir gökbilimci olan Julien Girard, Şili’nin And Dağları’nda bulunan Paranal Gözlemevi’nde, ailesiyle geçirdiği bir tatil günü, kızının da yer aldığı bu sevimli fotoğrafı çekmiştir. Bir perspektif oyunu sayesinde küçük Maëlle ESO’nun VLT (Çok Büyük Teleskop) 1.8 metrelik Yardımcı Teleskopları’ndan birinin kubbesinin içine bakıyormuş gibi görünüyor. Bu teleskoplar ciddi bilimsel araştırmalar için kullanılıyor olsa da, bazen gökbilimciler böylesine büyük “oyuncaklar” ile oynarken kendilerini çocuk gibi hissedebiliyorlar.

Julien Girard, Şili’de bulunan ESO VLT’de NACO uyumlu optik aygıttan sorumlu bir aygıt bilimci ve gökbilimcidir. Aynı zamanda, bir ESO Fotoğraf Elçisi’dir. Haftanın Görüntüsü’nde yayınlanmak üzere seçilen bu fotoğrafı, ESO Fotoğraflarınız Flickr grubuna göndermiştir.

Links

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


01 Temmuz 2013

Avrupalı Antenler ALMA’nın Operasyon Destek Tesisinde

Bu fotoğrafta gördüğümüz antenler Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesinin (ALMA) bir parçası olmak için gönderilmiş. Ön plandaki üç anten ile birlikte arka plandaki bazı antenler Avrupa AEM Konsorsiyumu ile ESO arasındaki anlaşmayla ALMA’nın bir parçası olmaları için temin edilmiştir [1]. Toplam 25 adet 12-m çapındaki antenler ESO tarafından sağlanmıştır. Buna ek olarak 25 adet 12-metrelik antenler ALMA’nın Kuzey Amerika ortağı tarafından sağlanıyorken geriye kalan kısmı olan Atacama Yoğun Dizgesi’ni kapsayan 12 adet 7-metrelik ve 4 adet 12-metrelik antenleri de ALMA’nın Doğu Asya ortağı sağlamaktadır.

Buradaki antenler 2900 metre rakımlı Șili’nin And Dağları eteklerinde bulunan ALMA’nın Operasyon Destek Tesislerinde (OSF) görülüyor. Ön tarafta görülen antenler gözlemevine teslim edilmeden önce AEM’in Yapım Tesisleri’nde montajları ve testleri özenle yapılıyor. Arka taraftaki antenler teslim edildi, ya testleri devam ediyor ya da üzerlerine daha hassas alıcılar monte ediliyor. Antenler hazır olduğu zaman, 5000 metre rakımlı Chajnantor platosundaki Dizge Operasyon alanına taşınıyor. Bu platoda antenler ALMA dizgesinin bir parçası olarak benzer cihazlarla birleşerek, kozmik köklerimizin en derin sorunları üzerinde çalışıyorlar. Hatta bütün antenler hazır olsa bile, ALMA’nın günlük aktiviteleri için OSF tüm aktivitelerin merkezinde kalarak, gökbilimciler ve gözlemevi bakımlarından sorumlu takımlar için çalışma alanı olacaktır.

And Sıradağları ufkundaki en yüksek tepe, konik volkan olan Licancabur’a aittir. Licancabur, Șili ile Bolivya arasındaki sınırı belirler ve bölgenin manzarasında hâkimdir.

Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA'nın yapımı ve operasyonları Avrupa'yı temsilen Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), Kuzey Amerika'yı temsilen Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya'yı temsilen Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) tarafından sürdürülmektedir. ALMA Gözlemevi Ortaklığı (JAO) birleşik liderliği ve ALMA'nın yapımını, işletilmesini ve operasyonlarının yönetilmesini sağlamaktadır.

Notlar

[1] AEM konsorsiyumu Thales Alenia Space Şirketi, Avrupa Endüstri Mühendisliği ve MT Mekatronik’den oluşmaktadır.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com


24 Haziran 2013

La Silla’da Ay Işığı ve Zodyak Işığı Bir Arada

Havada süzülen bulutlardan da yüksekte bulunan ESO’nun en eski gözlemevi La Silla, bilimkurgu öykülerine yaraşan, geleceğe ait bir kenti andırıyor. Bu fotoğraf, ESO’nun 3.6-metrelik teleskopunun bulunduğu yerden, gökbilimci Alan Fitzsimmons tarafından gün batımı sonrasında çekilmiştir. Bu fotoğraf karesinin hemen dışında bulunan Ay, aşağıdaki bulutlardan yansıyan esrarengiz bir ışıkla birlikte gözlemevini aydınlatıyor.

Bulutların hemen üstünde güneşin hâlâ aydınlatmakta olduğu parlak, altın sarısı ışığın sönük kısmı burçlar ışığıdır. Güneş ışığının, gezegenler ve Güneş arasındaki toz parçacıkları aracılığıyla yayılması böyle bir olayın gerçekleşmesini sağlar. Bu olay, yalnızca bazı yerlerden yılın belirli zamanlarında gün batımından hemen sonra veya gün doğumundan biraz önce görülebilir.

Bu fotoğrafta birkaç teleskop bulunmaktadır. Örneğin, yolun sonundaki büyük, köşeli yapı Yeni Teknoloji Teleskopu’dur (NTT). Adından da anlaşılacağı üzere; 1989 yılında tamamlandığında bu teleskop, tam anlamıyla aktif optiklerin ilk kez kullanılmasının yanı sıra sekizgen kubbe de dâhil devrim niteliğinde bir takım özelliklere sahip olmuştur. NTT’nin pek çok özelliği, ESO’nun Çok Büyük Teleskopu’nda da kullanılmıştır.

Hemen sağda, ön planda bulunan kubbe, İsviçreli ünlü matematikçi Leonhard Euler (1707–83) anısına İsviçre 1.2-metrelik Leonhard Euler Teleskopu olarak adlandırılmıştır.

Alan, bu fotoğrafı ESO Fotoğraflarınız Flickr grubuna göndermiştir. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçirilmekte ve en güzel fotoğraflar, popüler Haftanın Görüntüsü (Picture of the Week) serimizde veya galerilerimizde yayınlanmak üzere seçilmektedir.

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


17 Haziran 2013

Yıldırımlar ve şimşekler

7 Haziran 2013'de çekilen bu heyecanlandırıcı görüntüde kızgın fırtına güçlü öfkesini Cerro Paranal üzerine boşaltıyor. Dört VLT Birim Teleskop'un her biri sekiz katlı yapı boyutunda olan kocaman kubbeleri, güçlü fırtınanın ezici etkisi altında cüce kalıyor. 

Görüntünün sol tarafında, gizlenmiş gökyüzüne karşı tek bir noktadaki ışık olan yalnız bir yıldız gösteriye tanıklık etmek için ortaya çıkmıştır. Procyon adlı bu yıldız Küçük Köpek takımyıldızında bulunan (Canis Minor) parlak bir çift yıldız sistemidir.

ESO’nun Paranal Gözlemevi’nin üzerindeki bulutlar nadir görülen bir manzaradır. Bölge, hayret verici bir şekilde her yıl ortalama 330 açık gün geçirir. 2600 rakımlı Kuzey Şili’deki dünyanın en kurak yerlerinden biri olan Atacama Çölü’nde yerleşmiş bir gözlemevi için yıldırım daha da nadir bir olaydır. Eğer hiç bulut yoksa çoğu zaman gözlemevi onların üzerinde duruyordur.

Paranal’da 16 yıldan fazla mühendis olarak çalışan ESO fotoğraf elçisi Gerhard Hüdepohl yıldırımı henüz bir kez gördükten sonra fotoğraf makinesini kaptı ve bu eşsiz manzaranın öğelerini yakalamak için girişimde bulundu.

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com


10 Haziran 2013

Bir Süpernovanın Yükselişi ve Düşüşü

Yeni ve olağanüstü bir video serisi, NGC 1365 gökadasında hızla parlayan ve nispeten daha yavaş sönen bir süpernova patlamasını gözler önüne seriyor. SN 2012fr olarak adlandırılan süpernova, Fransız gökbilimci Alain Klotz tarafından 27 Ekim 2012 tarihinde keşfedilmiştir. ESO’nun Şili’deki La Silla Gözlemevi’nde bulunan küçük TAROT robotik teleskop, bu benzersiz filmi yaratmak için kullanılmıştır.

Süpernova, belirli bir yıldız türünün patlaması ve katastrofik ölümü sonucunda ortaya çıkar. O kadar parlaktır ki, yavaşça gözden kaybolmadan önce bulunduğu gökadanın tamamını haftalarca parlatabilir.

2012fr [1] süpernovası, 27 Ekim 2012 günü akşamüstü saatlerinde Alain Klotz tarafından keşfedilmiştir. Alain Klotz, ESO’nun La Silla Gözlemevi’nde TAROT (Fransızca’da Télescope à Action Rapide pour les Objets Transitoires) robotik teleskoptan alınan bir görüntüde sönük bir değişen yıldızın parlaklığını ölçerken, üç gün önce çekilen bir görüntüde var olmayan yeni bir cisim farketmiştir. Teleskoplarla incelendikten ve dünya çapında gökbilimciler ile görüşüldükten sonra, bu parlak cisimin Ia Tipi süpernova olduğu doğrulanmıştır.

Bazı yıldızlar, ikinci bir yıldız ile birlikte ortak bir çekim merkezi çevresinde döner. Bazen iki yıldızdan biri, yoldaşından madde alan çok yaşlı bir beyaz cüce olabilir. Belli bir noktada beyaz cüce diğer yıldızdan o kadar çok madde çeker ki, dengesiz hale gelir ve patlar. Bu, Ia Tipi süpernova olarak bilinir.

Evren’in erken dönemlerindeki çok uzak gökada mesafelerini ölçmek için en güvenilir yöntem olması sebebiyle bu süpernova türü büyük önem kazanmıştır. Evren’in genişleme tarihinin haritalandırılması için gökbilimcilerin, yerel gökada grubunun ötesinde kılavuz olarak kullanılabilecek, öngörülebilir özelliklere sahip çok parlak cisimleri bulmaları gerekir. Ia Tipi süpernovaların ideal olmasının nedeni, her patlamada parlaklıklarının nedereyse aynı şekilde doruğa ulaşıp, sönmesidir. Ia Tipi süpernovaların uzaklıklarının ölçümü, Evren’in artan bir hızla genişlediği olgusunun keşfedilmesini sağlamıştır. Çalışma, 2011 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü almıştır.

Söz konusu süpernovanın bulunduğu gökada, Fornax (Ocak) takımyıldızına doğru 60 milyon ışık-yılı uzaklıkta bulunan zarif bir çubuklu sarmal gökada olan NGC 1365’dir (potw1037a’ya bakınız). Yaklaşık 200 000 ışık-yılı çapıyla Fornax yıldız kümesinde bulunan diğer gökadalar arasında ön plana çıkmaktadır. Merkezinde çekirdeği bulunan devasa bir düz çubuk gökada boyunca uzanır. Görüntünün ortasına bakıldığında, çekirdeğin hemen üzerinde yeni bir süpernova olduğu kolayca görülebilir.

2012 yılında, gökbilimciler 200’den fazla yeni süpenova keşfetmişlerdir ve SN 2012fr keşfedilen bu süpernovalar arasında en parlaklarından biridir. Bu süpernova, ilk defa 27 Ekim 2012 tarihinde çok sönükken farkedilmiş ve 11 Kasım 2012 tarihinde en parlak halini almıştır [2]. En parlak halini aldığı tarihte orta büyüklükte amatör bir teleskopla kolayca görülebilmiştir. Söz konusu video, süpernovanın keşfedildiği Ekim ayından 2013 yılının Ocak ayı ortalarına kadar üç aylık bir sürede çekilen gökada görüntüleri serisinden derlenmiştir.

Çok hızlı hareket edebilen ve bir saniyede gözlem yapmaya başlayabilen TAROT, 25 santimetrelik, optik ve robotik bir teleskoptur. Kozmik gama-ışını patlamalarının saptanması için 2006 yılında La Silla Gözlemevi’nde kurulmuştur. SN 2012fr’ye ait görüntüler; mavi, yeşil ve kırmızı filtreler kullanılarak elde edilmiştir.

Notlar

[1] Süpernova adları, keşfedildikleri yıl ve o yıl boyunca yapılan keşif sırasına göre alfabenin harfleri kullanılarak belirlenir. Süpernovanın Fransız bir ekip tarafından keşfedilmesi ve “fr” harfleri ile adlandırılmış olması tamamen tesadüftür.

[2] O tarihte süpernova 11.9 kadirdi. Bu parlaklık, açık ve karanlık bir gecede bile çıplak gözle görülemeyecek cisimlerden yaklaşık 200 kat daha sönüktür. Ancak, parlaklığı doruk noktasına ulaşan süpernova ve yıldızımız Güneş gözlemciden aynı uzaklıkta olabilseydi, süpernova Güneş’ten yaklaşık 3000 milyon kat daha parlak görünürdü.

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


03 Haziran 2013

La Silla üzerinde dans eden üç gezegen

Gökyüzümüz hâlihazırda üç (veya daha fazla) gök cisminin hemen hemen belli bir doğrultuda gökyüzünde sıralanması olarak bilinen, fotoğrafçılar ve benzer şekilde gökbilimciler için gerçek bir zevk olan kavuşma konumu olayına tanık olmaktadır. Gök cisimleri benzer tutulum çemberi boylamına sahip olduklarında bu olay ayrıca üçlü yakın-kavuşum olarak da bilinir. Elbette, bu sadece bir perspektif hilesi, ancak bu onu daha az gösterişli yapmıyor. Bu durumda, bu üç gezegen ve gün batımında gökyüzünün açık bir görünümü gösterinin tadını çıkarmak için gerekli tek şeydir.

Şans eseri, bu durumun ne olduğunu bilen ESO fotoğraf elçisi Yuri Beletsky, 26 Mayıs’ta Şili’nin kuzeyinde ESO’nun La Silla Gözlemevi’nden bu muhteşem manzarayı ayırt etme şansına sahip oldu. Teleskop kubbelerinin oluşturduğu çemberin üzerinde, Güneş Sistemi’mizin üç gezeni ­­­­— Jüpiter (üstte), Venüs (alt solda), ve Merkür (alt sağda) — gün batımından sonra ortaya çıkmışlar ve kozmik dansa tutulmuşlardır.

Böyle bir sıralanma sadece her birkaç yılda bir kez gerçekleşiyor. En son Mayıs 2011’de gerçekleşti ve bir sonraki 2015 Ekim’den önce gerçekleşmeyebilir. Bu göksel üçgen Mayıs ayının son haftası boyunca süren sıralanmanın en iyisiydi, ama gökyüzündeki yolculukları boyunca onlar sürekli değişen sıralanmaları oluştururken üç gezegenin anlık bir görüntüsünü hala yakalamak mümkün olabilir.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com


27 Mayıs 2013

Şili Semalarında Sihirli Daireler

İlk bakışta bu büyüleyici görüntü, göle fırlatılan bir taşın neden olduğu dalgaları gözler önüne seriyor gibi görünebilir ve fakat bu etki güney gökyüzündeki yıldızların görünür hareketi olup, biraz da fotoğrafçının sihridir. Bu fotoğraf, deniz seviyesinden 3060 metre yükseklikte Şili’nin And Dağları’ndaki Atacama Çölü’nün ortasında uzanan Cerro Armazones’da çekilmiştir.

Bu fotoğrafta yer alan uzun, parlak çizgiler yıldız izleridir ve her biri geceleyin karanlık gökyüzünde tek bir yıldız yolunu göstermektedir. Fotoğraf makinesinin obtüratörünün uzun süre açık tutulmasıyla çıplak gözle görünmeyen yıldız hareketi görüntülenir. 15 dakikalık bir poz süresi, bu etkiyi yaratmak için yeterli olacaktır. Bu resimde fotoğrafçı, son görüntüyü elde etmek için daha kısa birçok pozu bir araya getirmiştir. Bu seri için kullanılan çok geniş açılı lens, sağda gök kutbunu ve alçak kulenin hemen üzerinde ekvatoru göstermektedir.

Bu görüntüde yer alan inanılmaz sayıda yıldız izi, Armazones’un geceleyin olağanüstü bir gökyüzü kalitesine sahip olduğunu ortaya koymaktadır: hava son derece açıktır ve dağın zirvesinin uzak konumu sayesinde ışık kirliliği yoktur. Bu özellik, gelecekte ‘dünyanın gökyüzündeki en büyük gözü’ unvanını alacak olan Avrupa Aşırı Büyük Teleskopu’nun (E-ELT) evi olarak bu dağın seçilmesindeki nedenlerden biridir.

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


20 Mayıs 2013

Gökada’ya Hayranlık

Yoğun bir gözlem programında durup, mükemmel zenginlikteki güney gökyüzüne bakakalmak için mola vermeye direnmek en deneyimli gökbilimciler için bile zordur. Bu görüntü ESO’nun La Silla Gözlemevi’ndeki gözlem oturumları arasında bu fotoğrafı çeken gökbilimci Alan Fitzsimmons’un bir oto portresidir.

Bu koyu tondaki fotoğraf dünyadaki basit, durgun ve karanlık figür ile parlak ve ışıl ışıl yıldızlı gece gökyüzünü arasındaki zıtlığı gösteriyor. Bu görüntüde, bizim evimiz olan Samanyolu gökadasının merkezini oluşturan muazzam gösterişli yıldızlar ve tozlar gökyüzüne hâkim olmuşlar.

ESO’nun gözlemevleri, nüfusu çok az olduğundan aşırı temiz atmosfer şartları ile çok karanlık bir geceye sahip olan bir bölgede, bu faktörlerinden dolayı yüksek kalitede gözlemler yapmaya olanak sağlayan kuzey Şili’de bulunan Atacama Çölü’nde bulunmaktadır.

La Silla ESO’nun ilk gözlemevidir. 1969’da törenle açılan yerleşke çapı 3.6 metreye kadar olan bir dizi teleskopa ev sahipliği yapmaktadır. Her yıl 300’den fazla açık gece ile La Silla ileri gözlem cihazları için ideal pozisyonda bir yerdir ama aynı zamanda sadece durup gökyüzünün derinliklerine bakmak içinde harika bir atmosfere sahiptir.

Alan bu fotoğrafı ESO fotoğraflarınız Flickr grubuna gönderdi. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçiriliyor ve en güzel fotoğraflar popüler haftanın görüntüsünde veya galerilerimizde yayınlanmak için seçiliyor.

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com


13 Mayıs 2013

Samanyolu, Karlı La Silla’nın Üzerinde Parlıyor

Günbatımı sonrasında, Kuzey Şili’deki şehirlerin neden olduğu ışık kirliliğinden uzakta bulunan Atacama Çölü’nün eteklerinde gökyüzü kapkaranlıktır. Bu karanlık gökyüzü, en iyi gökbilim gözlemlerinden bazılarının yapılmasına olanak sağlar ve 2400 metre yükseklikteki ESO’nun La Silla Gözlemevi, geceleyin inanılmaz derecede net bir gökyüzü manzarasına sahiptir. Ancak, böylesine uzak, yüksek ve kurak bir yerde bile, karların dağ tepelerini ve teleskop kubbelerini battaniye gibi kapladığı kış aylarında olumsuz hava şartlarından her zaman kaçamayabilirsiniz.

Bu görüntü, fotoğraf karesinin üst kısmından aşağıya doğru uzanan Samanyolu düzlemindeki yıldızların altında bulunan soğuk ve karlı La Silla’yı gözler önüne seriyor. Görüntüde (sağdan sola), 3.6 metrelik ESO teleskopu, 3.58 metrelik Yeni Teknoloji Teleskopu (NTT), 1 metrelik ESO Schmidt teleskopu ve kubbesi karlarla kaplı 2.2 metrelik MPG/ESO teleskopu görülebilir. Faaliyetine son verilmiş olan Coudé Yardımcı Teleskopu’nun küçük kubbesi, 3.6 metrelik ESO teleskopunun yanında görülebilir. Söz konusu teleskop ile NTT arasında gözlemevinin su tankları bulunmaktadır.

La Silla’daki kar manzarası başlangıçta şaşırtıcı görünse de, yüksek rakımlı ESO yerleşkelerinde, yıl boyunca sıcak, soğuk ve bazen de sert iklim koşulları yaşanabilir.

Bu fotoğraf, ESO Fotoğraf Elçisi José Francisco Salgado tarafından çekilmiştir.

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


06 Mayıs 2013

Lore Hareket Halinde

Bu fotoğrafta ALMA’nın iki nakliye aracından biri olan Lore, Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi’nin (ALMA) 7 metre çapındaki antenlerinden birini taşıyor. Lore ve ikizi Otto 5000 metre rakımlı Chajnantor Platosu’nda ALMA’nın antenlerini taşımak amacıyla yapılmış 28 tekerlekli sapsarı iki araçtır. Belirlenen hedeflerde en iyi gözlemleri yapmak için teleskop dizgesini yeniden şekillendirebiliyorlar. Aynı zamanda, bakım için Chajnantor ve daha düşük rakımdaki Operasyon Destek Tesisi arasında antenleri taşıyorlar.

ALMA, 50 adet 12 metre çapında antenlerden oluşan ana dizgeye ve Atacama Kompakt Dizgesi (ACA) olarak bilinen 12 adet 7 metrelik antenler ile 4 adet 12 metrelik antenlerden oluşan ek dizgeye sahiptir. Lore daha küçüklerden biri olan ACA’nın 7 metrelik antenlerini taşıyor. Ana dizgenin 12 metrelik antenleri 15 metreden daha yakın aralıkta yerleştirilemezler aksi takdirde birbirlerine çarparlar. Antenler arasındaki olası en küçük ayırma miktarı gökyüzündeki keşfedilebilir özellikleri azami ölçüde sınırlandırıyor. Bu da ana dizgenin, yakındaki gökadalar veya Samanyolu’ndaki kocaman moleküler gaz bulutları gibi kapsamlı nesnelerin geniş özelliklerini gözlemleyememesi anlamına gelmektedir. ACA özellikle bu kapsamlı nesnelerin daha iyi gözlemlenmesinde ALMA’ya yardımcı olmak için tasarlandı. Ana dizgenin kaçırdığı daha kapsamlı yapıları daha iyi ölçmek için 7 metrelik daha küçük antenler birbirlerine yakın yerleştirilebilirler.

Ön plandaki etkileyici sivri uçlu buzullar penitenes (İspanyolcada “penitents”)  olarak bilinirler. Bunlar genellikle 4000 metreden fazla rakımlı bölgelerde görülen tuhaf bir doğa olayıdır. Sivri uçları Güneş'i işaret eden sertleşmiş kar veya buzlardır, boyları bir kaç santimetreden bir kaç metreye kadar ulaşır.

Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA'nın yapımı ve operasyonları Avrupa'yı temsilen Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), Kuzey Amerika'yı temsilen Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya'yı temsilen Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) tarafından sürdürülmektedir. ALMA Gözlemevi Ortaklığı (JAO) birleşik liderliği ve ALMA'nın yapımını, işletilmesini ve operasyonlarının yönetilmesini sağlamaktadır. 

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com


29 Nisan 2013

Bilimin Kanatları ALMA’nın Üzerinde Uçuyor

Aralık 2012’de çekilen bu güzel görüntü, Şili’deki And Dağları’nda bulunan Chajnantor Platosu’nda, en büyük astronomi projelerinden biri olan Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesinin (ALMA) [1] anten dizgesini gözler önüne seriyor. Büyük antenler 12 metre çapında olmakla birlikte görüntünün ortasında yer alan 7 metre çapındaki 12 antenden oluşan küçük antenler, ALMA Yoğun Dizgesini (ACA) oluşturuyor. Dizge tamamlandığında, toplam 66 antene sahip olacaktır.

ESO, bir yıl süren dünya yolculuğuna çıkarken halka açık araştırmalara hava desteği sunan ORA Bilimin Kanatları isimli bir sivil toplum kuruluşuyla bir sosyal yardım ortaklığı başlatmıştır. Bilimin Kanatları Projesinin ekip üyelerinden Clémentine Bacri ve Adrien Normier, hava örneklemeden arkeoloji, biyoçeşitlilik gözlemi ve 3 boyutlu yeryüzü modellemeye kadar uzanan geniş çaplı bir hava desteği sağlayarak bilim insanlarına yardımcı olmak için özel, çevre dostu ve çok hafif bir hava aracı [2] uçurmaktadır.

Uçuşlar sırasında çekilen kısa filmler ve muhteşem fotoğraflar, eğitim ve yerel araştırmayı teşvik etmek için kullanılmaktadır. Seyirleri Haziran 2012’de başlamış olup, Haziran 2013’de Paris Hava Gösterisi’nde gerçekleştirilecek bir inişle sona erecektir.

Notlar

[1] Uluslararası bir gökbilim tesisi olan Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi (ALMA), Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA; Avrupa’da Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), Kuzey Amerika’da Kanada Ulusal Araştırma Konseyi (NRC) ve Tayvan Ulusal Bilim Konseyi (NSC) ile işbirliği içerisinde ABD Ulusal Bilim Vakfı (NSF) ve Doğu Asya’da Tayvan Sinica Academisi (AS) ile işbirliği içerisinde Japonya Ulusal Doğa Bilimleri Enstitüsü tarafından (NINS) finanse edilmektedir. ALMA’nın inşasını ve faaliyetlerini, Avrupa adına ESO, Kuzey Amerika adına Associated Universities Inc. (AUI) tarafından yönetilen Ulusal Radyo Gökbilim Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya adına Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) yürütmektedir. ALMA Ortak Gözlemevi (JAO), ALMA’nın inşası, devreye alınması ve işletilmesi için yönetim ve birleşik liderlik sağlamaktadır.

[2] Çok hafif hava aracı, 100 kilometrede sadece 7 litre yakıt tüketerek çoğu arabadan daha az yakan NASA ödüllü bir Pipistrel Virus SW 80’dir.

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


22 Nisan 2013

Paranal’da Gümüş ve Mavi

Dünyanın herhangi bir yerinde berrak, güzel bir gün olarak düşünülen şey, aslında Atacama Çölü’ndeki ESO Paranal Gözlemevi’nde olağandışı bir şekilde bulutlu bir gündür. Gezegen üzerindeki en kurak yerlerden biri olduğu için gökyüzünde bulutların görünmesi çok nadirdir. Bölgede zamanını geçiren birçok gökbilimci ve mühendis Atacama Çölü’nde çalışmaya dair en çarpıcı şeylerden biri olan bulutsuz gökyüzünü bulurlar. ESO’da sözleşmeli çalışan Dirk Essl tarafından 15 ayrı cepheden çekilen bu harika 360 derecelik panoramik fotoğraf Paranal’da nadir bulutlu günlerden birini yakamıştır. Çok Büyük Teleskop’un kubbesinin üstünde birkaç ince, küçük sirrus bulutları görülebilir. Bu bulutlar yüksek irtifada şekillenir ve ufak buz kristallerinden oluşur.

ESO’nun Çok Büyük Teleskopu’nun (VLT) yerleşimi için 2600 metre yüksekliğindeki bu dağın seçilme nedenlerinden biri de Paranal Gözlemevi’ne yılda 10 milimetreden daha az yağış düşmesidir. Bu panorama VLT’nin dört büyük Birim Teleskopu’nun yanı sıra biri ön planda diğer üçü daha uzakta olan yuvarlak kubbeli dört küçük Yardımcı Teleskop’u da içeriyor. Yardımcı Teleskop’ların farklı konumlara hareket edebilmesi için yerde raylar vardır.

Dirk bu fotoğrafı ESO fotoğraflarınız Flickr grubuna gönderdi. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçiriliyor ve en güzel fotoğraflar popüler haftanın görüntüsünde veya galerilerimizde yayınlanmak için seçiliyor.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com


15 Nisan 2013

Macellan Bulutları’nın Büyüsü Altında

Geceleyin nefes kesici, yıldızlı bir gökyüzünün altında teleskop antenlerini gözler önüne seren Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesine (ALMA) ait bu güzel görüntü, bir ESO Fotoğraf Elçisi olan Christoph Malin’den alınmıştır. Bu dingin resim, ALMA’ya dair özenle yarattığı zaman atlamalı videolarından birinde yer almaktadır. Söz konusu video da sitemizde yayınlanmıştır (ann12099’a bakınız).

Chajnantor Platosu’nda, 5000 metre yükseklikte bulunan ALMA, Evren’i milimetre ve milimetre-altı dalga boylarında incelemek için dünyanın en güçlü teleskopudur. ALMA’nın yapım çalışmaları 2013 yılında tamamlanacak ve yerleşkede yüksek hassasiyetli toplam 66 anten işletilecektir.

Gökyüzünde parlayan Büyük ve Küçük Macellan Bulutları, antenlerin üzerinde göze çarpmaktadır. Bu yakın, düzensiz cüce gökadalar, güney yarımkürede çıplak gözle bile kolayca görülebilen cisimlerdir. Bu gökadaların ikisi de, gökadamız Samanyolu’nun yörüngesinde dönmektedir. Samanyolu’na yaklaştıklarında Samanyolu ile etkileşimleri sebebiyle her ikisinin biçiminin de büyük ölçüde bozulduğuna dair kanıt bulunmaktadır.

Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA’nın inşasını ve faaliyetlerini Avrupa adına ESO, Kuzey Amerika adına Ulusal Radyo Gökbilim Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya adına Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) yürütmektedir. ALMA Ortak Gözlemevi (JAO), ALMA’nın inşası, devreye alınması ve işletilmesi için yönetim ve birleşik liderlik sağlamaktadır. 

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


08 Nisan 2013

Işıltılı Bir Yıldızlar Koridoru — La Silla üzerinde Güneyden Samanyolu

Alexandre Santerne, çektiği bu panoramik fotoğrafta Şili’deki ESO’nun La Silla Gözlemevi’nde hafif kar yağışlı soğuk bir kış akşamında gökadamız Samanyolu’nun diskinin içeriden görünüşünü gösteriyor. İçerisinden geniş görüş noktamızdan, Samanyolu diskinin ışıltılı bir yıldızlar kordonu gibi gökyüzünde boydan boya uzanması görülüyor. Bu manzarada Samanyolu geniş açılı perspektiften dolayı bir yay şeklinde bükülüyor.

Bu fotoğrafın sol tarafında tepenin üstünden gözetleyen ESO’nun dünyanın en önemli güneş sistemi dışındaki gezegen avcısı olan 3.6 metrelik HARPS (Yüksek Doğrulukta Radyal hız Gezegen Arayıcı) teleskopudur. Sağ taraftaki Cenevre Gözlemevi tarafından yapılan ve çalıştırılan İsviçre 1.2-metre Leonhard Euler Teleskopu’dur.

Özellikle Samanyolu’nun ve genellikle gece gökyüzünün gözlemlenebilmesi için La Silla’nın neden ideal bir yer olduğunun çok sayıda sebebi vardır. İlk olarak güney yarımkürede yer aldığından gökadamızın zengin merkez bölgesinin daha iyi görünümünü veriyor. İkinci olarak deniz seviyesinden 2400 metre yükseklikte ışık ve kentsel kirlilikten uzakta olması gecelerin karanlık ve atmosferin temiz olmasını sağlıyor.

Alexandre bu fotoğrafı ESO fotoğraflarınız Flickr grubuna gönderdi. Düzenli olarak gözden geçirilen Flickr grubunda ve en güzel fotoğraflar popüler haftanın görüntüsünde veya galerilerimizde yayınlanmak için seçiliyor. Fotoğrafı yüklemesinden sonra Alexandre ayrıca ESO Fotoğraf Elçisi olmuştur.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com 

 


01 Nisan 2013

Cerro Paranal’daki Otel Residencia Üzerinde Dönen Yıldızlar

Şili’de, ESO Paranal Gözlemevi’nde bulunan Otel Residencia üzerindeki güney gökyüzüne ilişkin ESO Fotoğraf Elçisi Farid Char’a ait bu görüntü, gökkubbenin yıldız dolu ve canlı güzelliğini gözler önüne seriyor.

Bu görüntüde dönen yıldız izlerini yaratmak için Farid, Dünya’nın dönme hareketine bağlı olarak gözlemlenen yıldız hareketini gösteren 30 dakikalık bir poz süresi kullanmıştır. Merkezde, güney gök küresine ait kutup noktası görülmektedir. Solda ve görüntünün en üstünde, Samanyolu’nun komşu gökadaları olan Büyük ve Küçük Macellan Bulutları’nın lekeleri bulunuyor.

Dönen yıldızların altında bulunan koyu cam kubbe, Residencia binasının çatısının bir parçasıdır. Kısmen yeraltında bulunan bu benzersiz bina, 2002 yılından beri gözlemevinde çalışan bilim insanları ve mühendisler tarafından kullanılmaktadır. 35 metre genişliğindeki kubbe, gün boyunca binaya doğal güneş ışığının girmesini sağlar.

Kurak Atacama Çölü’nde mükemmel gökbilimsel koşullar, 2600 metre yükseklikteki bir dağın üzerinde bulunan gözlemevinde bir araya geliyor. Bu koşullar, orada gün boyunca yoğun güneşe, düşük neme ve yüksek rakıma maruz kalan insanları nefessiz bırakabilir. Dağın tepesinde uzun vardiyalar geçirdikten sonra çalışanların rahatlamalarına ve kaybettikleri suyu geri kazanmalarına yardımcı olmak için küçük bir bahçe, havayı nemlendiren bir yüzme havuzu, bir dinlenme salonu, bir yemek odası ve diğer dinlenme tesisleriyle Residencia’da yapay bir vaha bulunmaktadır. Binada, 100’den fazla kişi konaklayabilmektedir.

 

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


25 Mart 2013

Kayıp Gökada

Bu görüntü;pek çok uzak,sönük gökadayla dolu olan güzel bir arka plan üzerinde, Başak (Virgo) takımyıldızında bulunanNGC 4535 gökadasını gözler önüne seriyor. Dairesel görüntüsü, gökadayı neredeyse karşıdan gözlemlediğimizi gösteriyor. Gökadanın merkezinde, sarmal kolları çizgi uçlarından açılmaya başlamadan önce keskin kavisli toz şeritleriyle sınırları açıkça belli olan bir çizgi yapısı bulunuyor. Sarmal kollarının mavimsi rengi, çok sayıda sıcak ve genç yıldızın varlığına işaret ediyor. Ancak merkezde, gökada tekerine sarımsı görüntüsünü veren daha yaşlı ve soğuk yıldızlar görülüyor.

Bu net görüntü, ESO’nun 8.2 metrelik Çok Büyük Teleskopu’nda FORS1 aracı ile oluşturulmuştur. Gökada daha küçük amatör teleskoplar aracılığıyla da görülebilir ve ilk olarak 1785 yılında William Herscheltarafından gözlemlenmiştir. Daha küçük bir teleskopla gözlemlendiğindeNGC 4535,puslu ve hayaletimsi bir görüntüye sahip oluyor. Bundan ilham alan amatör gökbilimci Leland S. Copeland, 1950’lerde gökadayı “Kayıp Gökada” olarak adlandırmıştır.

NGC 4535, yaklaşık 50 milyon ışık-yılı uzaklıkta 2000 kadar gökadadan oluşan kocaman bir küme olan Başak Kümesi’ndeki en büyük gökadalardan biridir. Her ne kadar Başak Kümesi’nin çapı Samanyolu’nun bulunduğu gökadalar kümesi olan Yerel Grubun çapından çok daha büyük olmasa da, içerisinde elli kat daha fazla gökada barındırıyor.

 

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


18 Mart 2013

Işığı Yakalamak

Araştırma teleskopları, son teknoloji ürünü kameraları ve gökbilimcilerin derin gökyüzü nesnelerinin sönük ışıklarını yakalamasını sağlayan büyük bir toplama alanına ihtiyaç duyan büyük aynaları ile gösterişli duruyor. Oysa büyük teleskoplar olmadan daha sıradan kameralarla da harika görüntüler elde edilebilir.

Gökyüzü fotoğrafçıları sıradan kameralar kullanarak, çoğu kez büyük teleskoplarla yapılan gözlemlerden daha büyük ölçekte, gökbilimsel nesnelerin görüntülerini çekerler. Bazen, kompozisyonları Dünya’dan görünen Evren’in güzel bir kartpostalını oluşturan manzara da içerir.            

Örneğin, bu haftanın görüntüsü ESO’nun La Silla Gözlemevi’nde bulunan 3.58 metrelik Yeni Teknoloji Teleskopu’nu (NTT) ve arka planda güney gökyüzünün yıldızlı halini gösteriyor. Görüntüde göze çarpan gökadamız Samanyolu gökyüzünde puslu bir çizgi gibi görülebilir. Samanyolu’ndaki karanlık bölgeler yıldızlar-arası tozların arka plandaki yıldızların ışıklarını engellediği yerlerdir. Ayrıca, Büyük Macellan Bulutları gökyüzünde puslu leke gibi teleskopun sağ tarafında görülüyor. Bu yakın düzensiz gökada güney gökyüzünde belirgin bir nesnedir. Samanyolu’nun yörüngesinde döner ve bizim gökadamız ile etkileşiminden dolayı büyük oranda şeklinin bozulduğunu gösteren kanıtlar vardır.

Bu görüntü başarılı bir profesyonel gökbilimci de olan Håkon Dahle tarafından çekildi.  ESO Görüntüleriniz Flickr grubuna fotoğrafını sundu. Düzenli olarak gözden geçirilen Flickr grubunda ve en güzel fotoğraflar popüler haftanın görüntüsünde veya galerilerimizde yayınlanmak için seçiliyor.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com 


11 Mart 2013

Paranal’ın Üzerinde Raks Eden Göktaşı ve Kuyruklu Yıldızlar

Bu etkileyici fotoğraf, 5 Mart 2013 tarihinde ESO Fotoğraf Elçileri’nden biri olan Gabriel Brammer tarafından yakalanmıştır. Fotoğraf, çekildiği sırada güney gökyüzünde hareket eden iki kuyruklu yıldızı ve Paranal Gözlemevi’nin günbatımı manzarasını gözler önüne seriyor. Görüntünün sağında, ufka yakın bölgede, iki kuyruklu yıldızdan en parlağı, büyük ölçüde güneş ışığını yansıtan tozun oluşturduğu parlak kuyruğuyla C/2011 L4 Kuyruklu Yıldız (Pan-STARRS) öne çıkıyor. Görüntünün ortasında, Cerro Paranal’ın sağ yamacının hemen üzerinde, çekirdeğinin çevresini saran yeşilimsi yıldız bulutu ve diğer kuyruklu yıldıza göre daha sönük kuyruğuyla C/2012 F6 Kuyruklu Yıldız (Lemmon) görülebilir. Kuyruklu yıldızın yeşil rengi, yıldız bulutunda güneş ışığı ile gazların iyonlaşması sonucunda ortaya çıkıyor. Bu fotoğrafta üçüncü bir kuyruklu yıldız olduğunu düşünebilirsiniz, ancak Lemmon ve Pan-STARRS kuyruklu yıldızları arasında pır pır eden parlak gökcismi, doğru zamanda ve doğru yerde atmosferde yanarken şans eseri keşfedilen bir göktaşıdır.

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


04 Mart 2013

Atacama Çölü’ne Kar Gelir

Atacama Çölü dünya üzerindeki en kuru yerlerden birisidir. Birçok değişik faktör kuraklığa katkı sağlar. Görkemli And sıradağları ve Şili’nin kıyı şeridi boyunca uzanan dağlar doğudan batıya doğru bulutları engeller. Ayrıca, sıcak havanın kıyıda oluşan soğuk havanın üzerine çıkarak yüksek kesimlerde hava sıcaklığını arttırmasıyla oluşan enverziyon olayına sebep olan Pasifik Okyanusu’ndaki Humboldt soğuk kıyı akıntısı yağmur bulutlarının oluşumunu engeller. Dahası,Atacama Çölü’nün havasının kuru kalmasına yardımcı olan antisiklon formunda dolaşan rüzgârları güney doğu Pasifik Okyanusu’ndaki yüksek basınç alanları oluşturur. Bu kurak koşullar ESO’nun Çok Büyük Teleskopu’nun (VLT) Atacama Çölü’ndeki Paranal’a yerleştirilmesindeki başlıca etkendi.Cerro Paranal’ın zirvesinde bulunan Paranal Gözlemevi’nde yağış seviyesi sık sık 10%’un altında düşen nemle birlikte genellikle yılda 10 milimetrenin altındadır. Yılda 300 açık gece ile gözlemsel koşullar mükemmeldir.

Atacama Çölü’ndeki astronomik gözlemler için mükemmel koşullar nadiren havadan etkilenir. Ancak, kar her yıl birkaç gün için Atacama Çölü’nü ziyaret eder. Bu fotoğraf CerroParanal’ın harika bir panoramik görüntüsünü gösteriyor. VLT soldaki tepede ve VISTA tarama teleskopu sağ tarafa yakın biraz daha alçak tepededir. Mavi gökyüzü bir başka açık güneşli günü gösteriyor. Fakat bu sefer ince bir kar tozu çöl manzarasını farklı bir şekilde olağanüstü güzellikteki sıra dışı görünüme dönüştürdü.

Bu görüntü ESO Fotoğraf Elçisi Stéphane Guisard tarafından 1 Ağustos 2011’de çekilmiştir.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com 


25 Şubat 2013

Kuruklu Yıldız ve Lazer

ESO Fotoğraf Elçileri’nden biri olan Gerhard Hüdepohl, bu ESO’nun Çok Büyük Teleskop’una (VLT) ait bu olağanüstü görüntüyü 14 Şubat 2013 tarihinde yeni bir lazer VLT için test edilirken yakalamıştır. Daha net görüntüler yaratmak amacıyla gökbilimcilerin, atmosferin sürekli hareketi nedeniyle meydana gelen bozulmaları gidermelerini sağlayan Lazer Rehber Yıldız Aracı’nın (LGSF) önemli bir parçası olarak kullanılacaktır. Yine de, bir tür uzay istilacısına karşı yöneltilmiş fütüristik bir lazer silahı olduğunu düşünmek hiç de zor değil.

Teleskopun üzerinde görülen Samanyolu’nun muhteşem görüntüsünün yanı sıra bu fotoğrafı daha da özel kılan başka bir özellik bulunmaktadır. Görüntünün ortasının sağına doğru Küçük Macellan Bulutu’nun hemen altında ve Şili’deki karanlık gökyüzünde görülen sayısız yıldız arasında neredeyse gizlenmiş olan, sola doğru uzanan sönük bir kuyruğa sahip yeşil bir nokta bulunmaktadır. Bu yıldız, yakın zamanda keşfedilmiştir ve şu anda güney gökyüzünde yavaşça hareket eden Lemmon Kuyruklu yıldızı beklenenden daha parlaktır.

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


18 Şubat 2013

Aşırı-ince Ayna ESO’da Deneniyor

Bu olağanüstü şekli değişebilen ince yüzeyli ayna Almanya Garching’de ESO’ya teslim edildi ve test edilirken görülüyor. Yatay uzunluğu 1120 milimetre ancak çoğu cam pencereden çok daha ince olan kalınlığı sadece 2 milimetredir. Yansıtıcı yüzeyinin şeklinin değişebilmesi için uygulanan manyetik kuvvetlere karşı yeterince esnemesi için çok incedir. Kullanımda olduğu zaman, ayna yüzeyi küçük miktarlarda sürekli değişerek Dünya atmosferinin bulanıklık etkisini düzeltecek ve böylece daha net görüntüler oluşacak.

Yeni şekil değiştirebilen ikincil ayna (DSM) VLT’nin dört Birim Teleskopu’ndan birindeki mevcut ikincilin yerini alacak. Tüm ikincil yapı, 1170 uyarıcının oluşturduğu set ve ince yüzeyin arkasına yapıştırılan 1170 mıknatısa kuvvet uygulamasını içermektedir. Gelişmiş özel amaçlı elektronik aksam ince yüzey aynanın davranışlarını kontrol ediyor. Yansıtıcı yüzey, uyarıcının etkisiyle saniyede bin defanın üzerinde şekil değiştirebiliyor.

Tüm DSM sistemi, sekiz yıllık araştırma, geliştirme ve üretim çabaları sonucunda ESO’ya İtalyan şirketi Microgate ve ADS tarafından Aralık 2012’de teslim edildi. Bugüne kadar gökbilimsel amaç için üretilmiş en büyük şekil değiştirebilen ayna olup ve bu aynaların uzun bir serisinin sonuncusudur. Bu anlaşmalı firmaların engin deneyimleri sistemin yüksek performansı ve güvenirliliğinde görülüyor. VLT’de kurulumun 2015’de başlaması planlandı.

Yüzey ayna (ann12015) Fransız şirketi REOSC tarafından üretildi. Seramik malzemeli levha çok düzgün bir şekilde parlatıldı. Üretim süreci Schott Glass (Almanya) şirketinin ürettiği 70 milimetre kalınlığında Zerodur seramik bloğu ile başladı. Bu malzemenin çoğu aşırı derecede kırılgan olduğu için sürekli dikkatle desteklenmesi gereken son ince kaplamanın yerleştirilmesi için kullanılmaktadır.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com 


11 Şubat 2013

Lazer ve Işıkla Boyama

Bavyera’da gökyüzünün açık olduğu bir gecede, ESO çalışanları, yukarıdaki fotoğrafta yer alan Almanya, Ottobeuren’de bulunan Allgäu Halka Açık Gözlemevi’nde kullanılan, ESO’nun yeni kompakt lazer rehber yıldızına odaklanan bir ESOcast bölümü hazırlanması için film çekimine katılıyor. Gözlemevinin önünde ayakta duran çalışanlar, cep telefonlarının ışıltısını kullanarak ışıkla “ESO” harflerini yaratmak için uzun pozlama fotoğraf tekniğinden yararlanıyor. Samanyolu, lazer ışınının hemen solunda ve uzaktaki bir hava aracının geride bıraktığı noktalı izler ufkun biraz üzerindeki gözlemevinin hemen üstünde görülebilir. Lazer 20 vatlık güçlü bir ışına sahip olup, gece gözlem saatleri boyunca gözlemevinin çevresinde uçuşa yasak bir bölge oluşturarak pilot ve yolcuları korumak amacıyla Deutsche Flugsicherung (Almanya’da hava trafiği kontrolünden sorumlu kişi) tarafından yaratılmıştır.

Lazer rehber yıldızlar, Dünya’nın atmosferinde lazer ışını kullanılarak yaratılan yapay yıldızlardır. Lazer, atmosferin 90 kilometre yukarısındaki bir katmanda sodyum atomlarının ışıldamasını sağlayarak bir teleskop aracılığıyla gözlemlenebilen gökyüzünde yapay bir yıldız yaratır. Yapay yıldızın ölçümlerinin kullanılmasıyla uyarlanabilir optik cihazlar, gözlemlerde atmosferin bulanıklaştırma etkisini giderebilir.

ESO’nun bu yenilikçi konseptinde, büyük bir teleskop üzerine doğrudan monte edilebilen, tek modüler birimle birleştirilen küçük bir teleskoptan ışın çıkartan güçlü bir lazer kullanılır. ESO tarafından patentlenen ve lisanslanan bu konsept, Çok Büyük Teleskopu (VLT) dört adet benzer lazer birimiyle donatmak için kullanılacaktır. Ayrıca, gelecekte Avrupa Aşırı Büyük Teleskopu’nu (E-ELT) donatacak birimlerde kilit bir rol oynayacaktır.

Şili’de VLT’ye ev sahipliği yapan ESO Paranal Gözlemevi’ne teslim edilmeden önce birim, filmin çekildiği sırada test edilmekteydi. 

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


04 Şubat 2013

Paranal Gözlemevi’nde Günbatımı

Günbatımının aydınlattığı ESO’nun Paranal Gözlemevi’nin harika görüntüsünü ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi yakalamıştır. Muhteşem açık gökyüzü buradaki olağanüstü atmosferik koşullar hakkında ipucu veriyor. Bu olağanüstü koşullar ESO’nun en iyi tesisi olan Çok Büyük Teleskopu (VLT) için Paranal alanının seçilmesinin en önemli nedenlerindendir.

Dünyanın en ileri görünür ışık gökbilim gözlemevi olan VLT görüntüdeki en yüksek tepede 2600 metre rakımlı Cerro Paranal’da görülebilir. VLT, her biri 8.2 metre genişliğinde birincil aynaya sahip dört Birim Teleskop ve 1.8 metrelik dört tane Yardımcı Teleskop’tan oluşmaktadır. VLT, görünür ve kızılötesi dalga boyunda çalışır. Güneş sisteminin dışındaki gezegenlerin direkt çekilmiş ilk görüntüsü (bakınız eso0515) ve Samanyolu’nun merkezindeki kara delik etrafında hareket eden yıldızların izlenmesi (bakınız eso0846 ve eso1151) gibi çığır açan gözlemler VLT kullanılarak gerçekleştirildi.

Ayrıca VLT Tarama Teleskopu (VST) da Cerro Paranal’dadır. Küçük kubbesi zirvedeki VLT’nin Birim Teleskop’larından birinin kubbesinin hemen önünde fark edilebilir. VST ilk gözlemin 2011 yılında yapıldığı Paranal’a en son katılan teleskoptur (bakınız eso1119). 2.6 metre genişliğinde birincil aynanın takılması onu görünür ışıkta gökyüzünü taramak için tasarlanmış dünyadaki en büyük teleskop yapıyor.

Cerro Paranal’ın ön planındaki diğer tepede görülebilen Gökbilim için Görünür ve Kızılötesi Tarama Teleskopu VISTA Paranal Gözlemevi’nde ki bir diğer tarama teleskopudur. VISTA 4.1 metre ayna ile yakın kızılötesi dalga boyunda çalışan dünyadaki en büyük tarama teleskopudur. Teleskop çalışmaya 2009’da başladı (bakınız eso0949).

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com 


28 Ocak 2013

Gökadalar Arası Bir Ağır Sıklet

Bu derin alan görüntüsü, bir gökadalar süperkümesi olarak adlandırılan, birbirlerine bağlı dev bir gökada kümeler grubunu göstermektedir. Abell 901/902 olarak bilinen bu grup, üç ayrı ana küme ve süper-yapılara özgü birkaç gökada ipliği içerir. Bu kümelerden biri olan Abell 901a, yukarıdaki görüntünün ortasına yakın yerde bulunan, ön planda göze çarpan kırmızı yıldızın biraz sağında görülebilir. Abell 901b olarak adlandırılan başka bir küme, Abell 901a’nın sağında ve biraz aşağısında bulunmaktadır. Son olarak, Abell 902, görüntünün alt kısmında, kırmızı yıldızın tam altındadır.

Abell 901/902 süperkümesi, Dünya’ya iki milyar ışık-yılından biraz daha fazla uzaklıkta olup, yaklaşık 16 milyon ışık-yılı genişliğindeki bir bölgede yüzlerce gökada barındırmaktadır. Bir karşılaştırma yapacak olursak, 50’den fazla gökada arasında Samanyolu’nun da yer aldığı Yerel Gökadalar Grubu yaklaşık on milyon ışık-yılı genişliğindedir.

Bu görüntü, Şili’deki La Silla Gözlemevi’nde bulunan MPG/ESO 2.2-metrelik teleskop üzerindeki Geniş Alan Görüntüleyici (WFI) kameradan alınmıştır. WFI’den ve NASA/ESA Hubble Uzay Teleskopu’ndan alınan veriler kullanılarak 2008 yılında gökbilimciler, süper-yapıyı içeren kümelerin ve münferit gökadaların, engin karanlık madde yığınları içerisinde bulunduğunu göstererek, süperkümedeki karanlık maddenin dağılımını tam olarak haritalayabilmişlerdir. Gökbilimciler, süperkümelerin arkasında bulunan 60.000 uzak gökadadan gelen ışığın, karanlık maddenin kütleçekiminin etkisiyle nasıl eğilip büküldüğünü inceleyerek karanlık madde dağılımını göstermişlerdir. Abell 901/902’deki dört ana karanlık madde yığınına ait kütlenin Güneş’inkinden yaklaşık on trilyon kat daha büyük olduğu düşünülmektedir.

Burada gösterilen gözlemler, WFI kamera kullanılarak 17 farklı optik filtreyle gerçekleştirilen bir gökyüzü araştırması olan COMBO-17’nin bir parçasıdır. COMBO-17 projesi, şimdiye kadar 25.000’den fazla gökada bulmuştur.

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com 


21 Ocak 2013

Ay Işığında Apex

Şili And dağlarındaki Chajnantor Platosu’nda bir başka yıldızlı gece. Bu fotoğrafta ilk dördün evresindeki ay ışıltılı bir şekilde etrafını saran göksel nesnelerden daha fazla parlıyor. Ancak, burada görülen APEX (Atacama Pathfinder Deneyi) gibi radyo teleskopları için Ay’ın parlaklığı gözlemler için problem değildir. Gerçekte, Güneş radyo dalga boyunda çok fazla parlak olmadığı için bu dalga boyunda gökyüzü parlamıyor, bu teleskop Güneş’e yönelmediği sürece gündüz bile kullanılabilir.

APEX 12 metre çapında ışığı milimetre ve milimetre altı dalga boyunda gözlemleyen bir teleskoptur. Gökbilimciler, APEX ile görünür ve kırmızı ötesi ışığın kısa dalga boylarında görülemeyen olayları gözlemleyebilirler. Örneğin; APEX, belli belirsiz görünen yoğun yıldızlar arası gaz bulutlarını ve kozmik tozları boydan boya gözlemleyebilir, bu dalga boylarında ışıltıyla parıldayan ancak kırmızı-ötesi ve görünür ışıkta karanlık ve belirsizleşen devam eden yıldız oluşumlarının gizli bölgelerini ortaya çıkarabilir. Bazı yakın ve en uzak gökadalar dahi APEX için harika hedeflerdir. Evren’in milyarlarca yıldan beri genişlemesinden dolayı, ışıkları bir nesneden yayılan görülebilen ışığın elektromanyetik tayfın kırmızı yönüne yaklaşması olan kırmızıya kaymaya maruz kalarak APEX’in milimetre ve milimetre altı aralığına girmektedir.

APEX; bir Max Planck Radyo Gökbilim Enstitüsü (MPIfR), Onsala Uzay Gözlemevi (OSO) ve ESO arasındaki bir işbirliğidir. Teleskop ESO tarafından işletilmektedir.

Bu müthiş fotoğraf ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekilmiştir. Aynı zamanda farklı bir şekilde kırpılmış olarak erişilebilen büyük bir manzaranın bir parçasıdır.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com 


14 Ocak 2013

Dağların gölgesinde kalan ALMA

İlk bakışta bu panoramik görüntü, Şili’nin Chajnantor Platosu’ndaki kıraç arazinin üzerine yayılan kar ve buz ile birlikte dağlık manzarayı gözler önüne seriyor gibi görülebilir. Sağdan sola sıralanan başlıca dağlar Cerro Chajnantor, Cerro Toco, Juriques ve diğerlerinden farklı, konik bir volkan olan Licancabur (potw1240’a bakınız) yeterince etkileyici görünüyor! Yine de, bu fotoğrafın gerçek yıldızı, görüntünün tam ortasında yer alan, ancak gözlerinizi kısarak fark edebileceğiniz, zar zor görünen ufak yapılardır.

Komşu dağların gölgesinde kalan bu yapılar, büyük bir radyo teleskopu olan Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi’nin (ALMA) antenleridir. Bu panoramada çok küçük görünse de, aslında bu dizge, 12 metre ve 7 metre çapındaki büyük antenler grubundan oluşmaktadır ve tamamlandığında 16 kilometreye kadar ulaşacak aralıklarla plato üzerinde uzanan toplam 66 antene sahip olacaktır. ALMA’nın yapım çalışmalarının 2013 yılında biteceği tahmin edilmekle birlikte, teleskop ile erken bilimsel gözlemlerin ilk aşaması başlamıştır ve şimdiden olağanüstü sonuçlar alınmaktadır (örneğin, eso1239’a bakınız). Bu fotoğraf çekildiğinden beri, plato üzerinde yer alan dizgeye pek çok anten eklenmiştir.

Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA’nın inşasını ve faaliyetlerini Avrupa adına ESO, Kuzey Amerika adına Ulusal Radyo Gökbilim Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya adına Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) yürütmektedir. ALMA Ortak Gözlemevi (JAO), ALMA’nın inşası, devreye alınması ve işletilmesi için yönetim ve birleşik liderlik sağlamaktadır. 

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com 


07 Ocak 2013

Yepun Üzerinde Fırıl Fırıl Dönen Yıldız İzleri

Bu görüntü güney takımyıldızlarından sekizlik (octant) doğrultusunda gökyüzünde bir nokta olan güney göksel kutup etrafında dönen parlak yıldız izlerinin altındaki ESO’nun Çok Büyük Teleskop’unun (VLT) Birim Teleskoplarından birini gösteriyor. Bu izler Dünya yavaşça dönerken gökyüzü boyunca yıldızların gözlenen hareketleri sonucu oluşan ışık yaylarıdır. Bu yıldız izlerini kamerada görüntülemek için birçok poz zamanla alındı ve dairesel izlerin son görünümünü vermek için bir araya getirildi.

Ay ışığının aydınlattığı ön plandaki teleskop Şili Paranal’daki VLT’yi tamamlayan dört Birim Teleskop’tan (UT) sadece biridir. 1999’da Paranal alanının açılmasını takiben her bir Birim Teleskop’a yerli Mapuche kabilesinin dilinde bir isim verildi. UT’lerin isimleri – Antu, Kueyen, Melipal ve Yepun’dur. Bu isimler gece gökyüzünün dört seçkin ve güzel özelliklerini temsilen sırasıyla Güneş, Ay, Güneyhaçı takımyıldızı ve Venüs’ü ifade eder. Bu fotoğraftaki Birim Teleskop UT4 olarak da bilinen Yepun’dur.

Bu görüntü ESO Fotoğraf Elçisi Farid Char tarafından çekilmiştir. Char ESO’nun La Silla Paranal Gözlemevi’nde çalışıyor ve Avrupa Aşırı Büyük Teleskopu’nun (E-ELT) konum-test takımının da bir üyesi. Yerde konumlandırılacak yeni bir teleskop olan Avrupa Aşırı Büyük Teleskopu (E-ELT) 2020 yılının başlarında tamamlandığında dünyanın en büyük optik/yakın kırmızı-ötesi teleskopu olacaktır.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com 


10 Aralık 2012

Gökten Yıldız Yağıyor

Her ne kadar soyut bir modern resme benzese de, bu görüntü; Şili’nin And Dağları’nda bulunan Chajnantor Platosu’nun üzerindeki gökyüzünün geceleyin kamerayla uzun pozlanmasının bir sonucu olarak elde edilmiştir. Dünya başka bir güne dönerken, çölün üzerindeki Samanyolu Gökadası’nda bulunan yıldızlar, renkli çizgiler halinde uzanıyor. Bu arada, önplandaki yüksek teknoloji teleskopu, rüya gibi bir kalite sergiliyor.

Bu büyüleyici fotoğraf, yukarıda görülen Atacama Pathfinder Experiment (APEX) teleskopunun evi olan Chajnantor Platosu üzerinde, deniz seviyesinden 5000 metre yükseklikte çekildi. APEX, milimetre ve milimetre-altı aralığında, farklı dalgaboylarında ışık toplayan 12 metre çapındaki bir teleskoptur. APEX’i gökbilimciler, yeni yıldızların doğduğu soğuk gaz bulutları ve kozmik tozdan Evren’deki en erken ve en uzak bazı gökadalara kadar farklı cisimleri incelemek için kullanıyorlar.

APEX, Chajnantor Platosu’nda, uluslararası ortakları ile birlikte ESO’nun inşa ettiği ve işlettiği devrim niteliğinde bir teleskop olan Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi (ALMA) için bir kılavuzdur. 2013 yılında ALMA tamamlandığında, 12 metre çapında 54 anten ve ek olarak 7 metre çapında 12 anten dizgesi olacaktır. Her iki teleskop da birbirini tamamlayıcı özelliğe sahip: daha geniş görüş alanı sayesinde APEX, gökyüzünün geniş alanlarındaki pekçok hedefi bulabilirken ALMA, çok daha yüksek açısal çözünürlüğü sayesinde bu hedefleri son derece ayrıntılı olarak inceleyecektir. APEX ve ALMA, bu görüntüdeki yıldızların oluşumu gibi Evrenimize dair çalışmalar hakkında daha fazla bilgi edinmek için gökbilimcilere yardım amacıyla kullanılan önemli araçlardır.

Bu Fotoğraf, ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekilmiştir. Ayrıca Babak, geceleri arka fonda yıldız, gezegen ve gök olayları ile dünyanın en güzel ve tarihi yerleşkelerinde büyüleyici fotoğraflar ve zaman atlamalı videolar koleksiyonu yaratan ve sergileyen bir program olan The World At Night’ın (Geceleyin Dünya) kurucusudur.

APEX; bir Max-Planck Radyo Astronomi Enstitüsü (MPIfR), Onsala Uzay Gözlemevi (OSO) ve ESO işbirliğidir. Chajnantor’da teleskop ESO tarafından işletilmektedir. Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ESO, ALMA’da Avrupa ortağıdır.

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


03 Aralık 2012

Antu’dan Yepun’a — VLT’nin İnşası

ESO bu sene 50.yılını tamamlıyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için tarihimize kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan haftanın 'önceden ve şimdi' özel fotoğrafı La Silla ve Paranal gözlem yerleşkesinde, ESO'nun Şili Santiago’da bulunan tesislerinde ve Almanya Garching Münih'teki merkez ofisinde yıllar içinde her şeyin nasıl değiştiğini göstermektedir. 

Dört tane hareketli 1.8 metrelik Yardımcı Teleskop ve her biri 8.2 m çapında aynaya sahip dört tane Birim Teleskop’tan oluşan Çok Büyük Teleskop (VLT) tesisi ESO’ nun Şili Cerro Paranal’daki en iyi tesisidir. Bu ay ki fotoğraf çiftimiz yapım aşamasındaki bir Birim Teleskopu ve günümüzdeki bir diğer Birim Teleskopu gösteriyor.

Ekim 1995’in sonlarında çekilmiş tarihi resimde Birim Teleskop’u (UT1) çevreleyen kubbenin ilk yapım aşaması görülebilir. Alttaki beton temelleri tamamlanmış ve duvarın sabit metal yapısı beton temel üzerine sabitleştirilmiş. Teleskop kubbesinin dönebilen bölümünün ilk parçası da ayrıca yerine yerleştirilmiş. Teleskopun gözlem yapabilmesini sağlayan geniş aralık ve gökyüzüne açılan kapıları destekleyen ağır, yatay yapı kamera doğrultusunda görülebilir. Bu Birim Teleskop ile ilk gözlem 25 Mayıs 1998’de yapıldı (eso9820).

Panaral’ın 1999 yılındaki açılış töreninde her UT’ye yerli Mapuche kabilesinin dilinde bir isim verilmiştir (eso9921). UT’ler için bu isimler birden dörde sırasıyla – Antu, Kueyen, Melipal, ve Yepun’dur. Bu isimler gece gökyüzünün dört seçkin ve güzel özelliklerini temsilen sırasıyla Güneş, Ay, Güneyhaçı takımyıldızı ve Venüs’ü [1] ifade eder.

Günümüz fotoğrafındaki UT4 Yepun ile ilk gözlem Eylül 2000 tarihinde yapıldı (eso0028). Ancak, VLT’nin yapımının tamamlandığını göstermek için dört UT’de aynı olacak şekilde tasarlandığından UT4 kardeşi UT1 kadar görevini en iyi şekilde yapmaktadır. Sadece her birinde gökbilimcilere Evren üzerindeki çalışmalarında daha geniş olanaklar sağlayan mevcut cihazlar bakımından farklılıklar vardır. Yepun’un önündeki sarı yapı 8.2 m çapındaki dev ana aynaların periyodik olarak kaldırılmasında ve kaplanmasında kullanılan ve UT’ler arasında taşınabilen M1 kaldırma platformudur.

Tarihi fotoğrafın çekilmesinden sonraki yıllarda, ilk UT Antu ismini aldı ve ailedeki diğer teleskoplar dağın zirvesindeki yerlerini aldığında isimlerini aldılar. Bugün, VLT en gelişmiş görünür ışık gökbilim teleskopudur ve Panaral’da ki Antu, Yepun ve diğer teleskoplar ESO’yu açık farkla dünyanın en üretken yer tabanlı gözlemevi yapmada önemli bir rol oynamışlardır.

Notlar

[1] Yepun Panaral’ın açılış töreni zamanında “ Sirius” olarak çevrilmiştir.(eso9921), fakat sonraki araştırmalar doğru çevirinin “ Venüs” olduğunu göstermiştir.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç 
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi 
Ankara, Türkiye 
E-posta: guventunc52@gmail.com


26 Kasım 2012

La Silla’da fotoğraflanan iki gezegen avcısı

Filozoflar ve bilim insanları, Güneş Sistemi’nin dışında yaşanabilir gezegenlerin var olma olasılığını yüzyıllardır merak etmişlerdir. Günümüzde, bu fikir bir kurgu olmaktan çıkmıştır: son birkaç on yılda dünyanın dört bir yanında gökbilimciler tarafından yüzlerce ötegezegen keşfedilmiştir. Bu yeni dünyaların araştırılmasında çok çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Yukarıdaki olağanüstü fotoğrafta, bu yöntemlerden ikisini kullanan teleskoplardan HARPS tayfçekeri ile ESO’nun 3.6 metrelik teleskopu ve CoRoT uzay teleskopu aynı karede yer almaktadır. Fotoğraf, ötegezegenler üzerinde çalışmalar yapan Alexandre Santerne tarafından çekilmiştir.

Dünyanın en önde gelen ötegezegen avcısı Yüksek Hassasiyetli Dikine Hız Gezegen Avcısı (HARPS) tayfçekeri, ESO’nun 3.6 metrelik teleskopu üzerinde bulunan bir aygıttır. Bu görüntünün solunda, söz konusu teleskopun açık kubbesi, Yeni Teknoloji Teleskopu’nun açısal kubbe doğrultusunda görülebilir. HARPS, yörüngedeki gezegenin kütle çekimiyle hafifçe titreyen bir yıldızın hareketinde meydana gelen küçük değişiklikleri saptayarak ötegezenler bulmaktadır. Bu, ötegezegenleri bulmak için kullanılan dikine hız tekniğidir.

20 saniyelik bu pozda, gökyüzünde yukarıdaki soluk ışık izi bir meteor değil, CoRoT’a (Konveksiyon, Dönme ve Gezegen Geçişi Uzay Teleskopu) aittir. CoRoT, önünden gezegen geçen bir yıldızın ışığının azalmasını temel alan geçiş yöntemiyle gezegenleri araştırır. Uzay teleskopunun Dünya atmosferi üzerindeki konumu, yıldızların parıltısının çıkarılmasından dolayı gözlemlerin hassasiyetini arttırır. Geçiş yöntemiyle bulunan potansiyel gezegenlerin varlığı, dikine hız yöntemi gibi tamamlayıcı teknikler kullanılarak doğrulanır. Bu fotoğrafın çekildiği gece, CoRoT tarafından saptanan ötegezegen adayları, HARPS kullanılarak izlenmiştir!

Ne yazık ki, Kasım 2012’de CoRoT üzerinde bir bilgisayar sorunu yaşanmıştır ve bunun sonucunda hâlâ çalışır halde olmasına rağmen teleskoptan veri alınamamaktadır (bkz. CoRoT web sitesi ve Nature haberleri). CoRoT ekibi, sorunu çözmeye ve sistemi eski haline getirmeye çalışmaktadır. CoRoT eski haline getirilemese bile, görevin şimdiden büyük bir başarıyla sonuçlandığı kesinlikle şüphesizdir! Uzay aracı, orijinal olarak planlanan görev süresini ikiye katlayıp, geçiş yöntemi kullanarak ötegezegen bulan ilk uzay aracı sıfatını kazanmıştır. CoRoT, hem ötegezegen araştırmalarına hem de astrosismoloji alanında yıldızların iç kısımlarına ilişkin çalışmalara önemli katkılarda bulunmuştur.

Ötegezegen araştırmaları, kendi gezegen sistemimizi anlamamıza yardımcı olmaktadır ve Dünya dışında yaşam bulunmasına yönelik ilk adım olabilir. HARPS ve CoRoT, bu araştırmada gökbilimcilere yardım amacıyla geliştirilen pek çok aygıttan sadece ikisidir.

Alexandre, bu fotoğrafı ESO Fotoğraflarınız Flickr grubuna gönderdi. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçirilmekte ve popüler Haftanın Görüntüsü serimizde veya galerimizde yayınlanan en iyi fotoğraflar seçilmektedir. 2012 yılında, ESO’nun 50. Yıldönümünün bir parçası olarak ESO ile ilgili tarihi görüntüleriniz de kabul edilmektedir. Fotoğrafı gönderdiğinden beri Alexandre, bir ESO Fotoğraf Elçisi olmuştur.

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com 


19 Kasım 2012

APEX’in Buzul Arkadaşları

Görünür ışık alanının ötesini incelemek için ESO’nun kullandığı araçlardan biri olan Atacama Pathfinder Deneyi Teleskopu’nun (APEX) bu etkileyici görüntüsü ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekildi.

Beyaz penitentes kümeleri fotoğrafın ön planında görülebilir. Penitentesler genellikle 4000 metre rakımlı bölgelerde bulunan tuhaf bir doğa olayıdır. Boyları bir kaç santimetreden bir kaç metreye kadar ulaşan ince sivri ucuyla Güneş'i işaret eden sertleşmiş kar veya buzlardır.

APEX ışığın milimetre ve milimetre-altı dalga boyunda gözlem yapan 12 metre çapında bir teleskoptur. Gökbilimciler kısa dalga boyunda görülemeyen olayları gözlemlemek için APEX’i kullanırlar. Teleskop, gökbilimcilere görünür veya kırmızı-ötesi ışıkta tozlardan dolayı karanlık ve belirsiz olan ancak bunlara nispeten daha uzun dalga boylarında ışıltıyla parıldayan gazların yoğun bölgeleri ve yeni yıldızların oluştuğu kozmik tozlar olan moleküler bulutlarla çalışmaya olanak sağlar. Gökbilimciler bu ışığı onların kimyasal ve fiziksel durumlarını araştırmak için kullanırlar. Ayrıca bu dalga boyu aralığı Evren’de en uzak ve eski gökadaların bazılarını çalışmak için idealdir.

Yukarıdaki gece gökyüzünde APEX’in solunda sırasıyla Büyük ve Küçük Macellan bulutlarının belli belirsiz izleri ve Samanyolu gökadamızın komşuları tam olarak görülüyor. Samanyolunun kendi düzlemi bulutlu bir kemer gibi sağ taraftaki APEX kontrol binasının üstünde belirgin bir şekilde görülebilir. Kemerdeki koyu parçalar uzak yıldızlardan gelen ışığı tutan yıldızlar arası tozların bölgesidir. Bu karanlık toz şeritlerinin arkasında saklanan Samanyolu’nun merkezi yaklaşık 27000 ışık yılı uzakta bulunmaktadır. APEX gibi teleskoplar gökbilimcilerin tozları ve gökadamızın merkezini daha detaylı bir şekilde dikkatle inceleyebilmesi için çok önemli cihazlardır.

APEX; Max Planck Radyo Gökbilim Enstitüsü (MPIfR), Onsala Uzay Gözlemevi (OSO) ve ESO arasındaki bir işbirliğidir. Teleskop ESO tarafından işletilmektedir.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç 
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi 
Ankara, Türkiye 
E-posta: guventunc52@gmail.com


12 Kasım 2012

Bir Fotoğraf, Birçok Öykü

ESO Fotoğraf Elçisi, Babak Tafreshi, derin uzay cisimlerinden oluşan bir hazineyle birlikte ESO’nun Paranal Gözlemevi’nde gökyüzüne ilişkin olağanüstü bir görüntü yakaladı.

Bunlardan en belirgini, görüntünün ortasında güçlü bir şekilde parlayan kırmızı Karina Bulutsusu’dur. Karina Bulutsusu, Dünya’dan yaklaşık 7500 ışık yılı uzaklıktaki Karina (Gemi Omurgası) takımyıldızı içerisinde bulunuyor. Bu ışıldayan gaz ve toz bulutu, gökyüzündeki en parlak bulutsudur ve içerisinde, Eta Carinae gibi, Samanyolu’nda var olduğu bilinen en parlak ve en büyük kütleli yıldızlardan birkaçını barındırır. Karina Bulutsusu, büyük kütleli yıldızların şiddetli doğum ve ölümlerinin ardındaki gizemlerin çözülmesi için gökbilimciler açısından kusursuz bir deneme yeridir. Karina Bulutsusu’na ilişkin olarak yakın tarihte ESO’dan alınan birkaç güzel görüntü için, eso1208eso1145, ve eso1031’e bakınız.

Karina Bulutsusu’nun altında, Dilek Kuyusu Kümesi’ni (NGC 3532) görmekteyiz. Genç yıldızlardan oluşan bu açık yıldız kümesi, bir teleskop merceğinden bakıldığında, dilek kuyusunun dibinde parıldayan bir avuç gümüş madeni para gibi göründüğü için bu şekilde adlandırılmıştır. Daha sağa baktığımızda, en parlak bölgesinde bazı kişilerin kuş benzeri bir şekil görmeleri nedeniyle kimi zaman Koşan Tavuk Bulutsusu takma adıyla da anılan, ışıldayan hidrojen ve yeni doğan yıldızlardan oluşan bir bulut olan Lambda Centauri Bulutsusu’nu (IC 2944) görüyoruz (eso1135’e bakınız). Bu bulutsunun üzerine, biraz sola doğru baktığımızda, daha iyi bilinen kuzey adaşına benzer bir açık yıldız kümesi olan Güney Ülker’i (IC 2632) görmekteyiz.

Ön planda, ESO’nun Çok Büyük Teleskop İnterferometresi’ne (VLTI) ait dört Yardımcı Teleskoptan (AT) üçünü görüyoruz. VLTI sayesinde, her bir teleskop ile mümkün olandan çok daha ince detayların görülebileceği tek bir dev teleskop olarak AT’ler veya VLT’in 8.2 metrelik Birim Teleskopları birlikte kullanılabilir. VLTI, genç yıldızsal cisimlerin çevresindeki disklerin yanı sıra Evren’deki en etkili ve gizemli olaylarından biri olan etkin çekirdekli galaksilere ilişkin çalışmaları da kapsayan araştırmalar için geniş bir yelpazede kullanılmaktadır.

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


05 Kasım 2012

Paranal Konukevi'nin Yapımı – Karmaşadan Düzene

ESO bu sene 50.yılını tamamlıyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için tarihimize kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan haftanın 'önceden ve şimdi' özel fotoğrafı La Silla ve Paranal gözlem yerleşkesinde, ESO'nun Şili Santiyago'da bulunan tesislerinde ve Almanya Garching Münih'teki merkez ofisinde yıllar içinde her şeyin nasıl değiştiğini göstermektedir. 

Şili’nin Atacama Çölü’ndeki ESO’nun Paranal Gözlemevi’nde çekilen bu ayki fotoğraf çiftimizde inşaat alanının Kasım 1999’daki hareketli hali ile Paranal Konukevi olarak bilinen konaklama binasının günümüzdeki tamamlanmış halini karşılaştırıyoruz. O zamandan günümüze değişimi düşündüğümüzde; çekiç ve matkapların seslerinden, vinç ve traktör gürültülerinden sonra çöl binalarına çevresiyle uyum içinde huzur dolu bir sakinlik gelmiş. Yapımında doğal malzemeler ve renkler kullanılmış ve zemindeki var olan çöküntünün içine yerleştirilmiş, tamamlanan bina manzaraya karışmış.

Konukevi aşırı kuru havanın, Güneş’ten gelen yoğun mor-ötesi radyasyonun, sert rüzgârların ve yüksek rakımın günlük yaşamın bir parçası olduğu hayal edilebilen en şiddetli tabiatta çalışan gökbilimciler ve diğer personel için kalacak yer olarak yapıldı.  Ayrıca bu ağır koşullarda çalışan konukevini yapan yüklenici firma gözlemevi personelini kurak ortamdan korumak için çölde çok takdir edilecek bir vaha oluşturdular ve tamamlanmış bina tüm bu zorlu işlerin bir vasiyeti gibidir. Bu ödüllü konukevinde 100’den fazla oda, çok sayıda ortak kullanım alanların yanı sıra kantin, salon, havuz, spor salonu ve kütüphane bulunmaktadır. Batı cephesinde çöl boyunca Pasifik Okyanusu ve gün batımı yönünde muhteşem bir manzaraya sahiptir.

Bu fotoğraflarda görülebilen bir başka özellik konukevinin arkasında 2600 metre rakımda Cerro Paranal’ın zirvesinde ki ESO’nun Çok Büyük Teleskopu (VLT)’dur. Burası dünyanın en gelişmiş görünür ışık gökbilim gözlemevidir ve konukevinin tüm diğer içinde bulunanlarıyla burada bulunma nedenidir.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç 
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi 
Ankara, Türkiye 
E-posta: guventunc52@gmail.com


29 Ekim 2012

Soğuk Evren’in Gizemlerinin Çözülebileceği Bir Yer

ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekilen bu güzel panoramik fotoğraf, Şili’nin Atacama Bölgesi’ndeki Chajnantor Platosu’nu aydınlatan, günün son ışıklarını göstermektedir. Bu plato, panoramanın solunda görünen Atacama Pathfinder Deney (APEX) Teleskopu’nun bulunduğu yerdir. APEX, Dünyanın su seviyesinden 5000 metre yükseklikteki bu ücra köşesinden “soğuk Evren’i” incelemektedir.

APEX, milimetre ve milimetre-altı dalgaboylarında ışığı gözlemleyen 12 metre çapında bir teleskoptur. APEX ile gözlem yapan gökbilimciler, daha kısa dalgaboylarında görünmez olan bir olayı görebilmektedirler. Bu teleskop, görünür veya kırmızı-ötesi ışıkta tozun kararttığı ve örttüğü, fakat göreceli olarak daha uzun dalgaboylarında ışıl ışıl parlayan yeni yıldızların doğduğu yoğun gaz ve kozmik toz bölgeleri olan moleküler bulutları inceleyebilmelerini sağlamaktadır. Gökbilimciler, bulutlardaki kimyasal ve fiziksel koşulları incelemek için bu ışığı kullanırlar. Ayrıca bu dalgaboyu aralığı, Evren’deki en yaşlı ve en uzak gökadaların bazılarını incelemek için de idealdir.

2005 yılında kullanılmaya başlandığından beri APEX, önemli pek çok bilimsel sonuç üretmiştir. Örneğin APEX, ESO’nun En İyi 10 Gökbilimsel Keşfi arasına giren bir bilimsel sonuç olan, Samanyolu’nun merkezindeki karadelik tarafından parçalanan maddeyi saptamak amacıyla ESO’nun Çok Büyük Teleskopu ile birlikte kullanılmıştır (eso0841).

Beyaz penitentes kümeleri, APEX’in çevresinde görülebilir. Penitentes (İspanyolca'da “penitentes”), tipik olarak deniz seviyesinin 4000 metre üzerinde yüksek rakımlı alanlarda bulunan ilginç bir doğa fenomenidir. Boyları birkaç santimetreden birkaç metreye kadar değişen Penitentesler, sivri uçları Güneş'i işaret eden, ince ve sertleşmiş kar veya buzlardır.

APEX; bir Max-Planck Radyo Gökbilim Enstitüsü (MPIfR), Onsala Uzay Gözlemevi (OSO) ve ESO işbirliğidir. Teleskop, Chajnantor’da ESO tarafınfan işletilmektedir.

APEX’in 12 metrelik çanağı, Chajnantor’da Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi (ALMA) olarak adlandırılan başka bir gözlemevi için prototip bir anten görevi görmektedir. 2013 yılında tamamlandığında ALMA, 12 metrelik 54 anten ve 7 metrelik 12 anten dizgesine sahip olacaktır. ESO; Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığı olan bu uluslararası gökbilim tesisinin Avrupa ortağıdır.

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com



22 Ekim 2012

Dünyanın En Büyük Tarama Teleskopu Vista’yı Kurmak

ESO bu sene 50.yılını tamamlıyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için tarihimize kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan haftanın 'önceden ve şimdi' özel fotoğrafı La Silla ve Paranal gözlem yerleşkesinde, ESO'nun Şili Santiyago'da bulunan tesislerinde ve Almanya Garching Münih'teki merkez ofisinde yıllar içinde her şeyin nasıl değiştiğini göstermektedir. 

2009 Aralık’tan beri Görünür ve Kırmızı-ötesi Gökbilim Tarama Teleskopu (VISTA), ESO’nun Şili’deki Paranal Gözlemevi’nden güney gökküresini haritalıyor. Bu ayki fotoğraf çiftimiz VISTA teleskopunun yapım sürecini ve günümüzdeki halini gösteriyor.

2004 yılının ortalarında çekilen tarihi görüntü yapım aşamasındaki teleskop binasını gösteriyor. Teleskop kubbesinin iskeleti geçici yapı iskele kafesi ile çevrelenmiş dairesel tabanı görünüyor. VISTA, ESO’nun Çok Büyük Teleskopu’nun bulunduğu Cerro Paranal alanının yaklaşık 1500 metre kuzey doğusunda bir zirvede yer alıyor. Bu zirve 5 metre alçaltılarak 2518 metre yüksekliğe indirilmiş ve inşaat çalışmaları için gerekli 4000 metrekare düzlük oluşturulmuştur.

Günümüz fotoğrafı tamamlanmış VISTA teleskopunu gösteriyor. Teleskopun çevresindeki 20 metre çapında duvar teleskopu çevreden koruyan yapıdır. İki sürgülü kapı teleskop gözlemleri için dar aralık oluşturur ve gerekli durumlarda rüzgâr perdesi dar aralığın yakınına yerleştirilebilir. Çevresini saran duvardaki ek kapılar gece boyunca hava akışını kontrol ederek havalandırmayı sağlıyor. Ön planda görülebilen duvara bitişik yardımcı yapı, bakım ekipmanları ve ince yansıtıcı gümüş kaplamaların teleskop aynalarına uygulanmasında kullanmak için kaplama tesisini içermektedir.

VISTA, 3 ton ağırlığında, 67-megapiksel kamera ile yakın kırmızı-ötesi dalga boyunda çalışıyor. Büyük aynası, geniş görüş alanı ve çok hassas kırmızı-ötesi detektörleri ile dünyanın en büyük araştırma teleskopudur.

VISTA’yı İngiltere’nin ESO’ya üyelik antlaşmasının bir parçası olarak Queen Mary Londra Üniversitesi ile ESO’nun eş önderliğinde İngiltere’deki 18 üniversite ile birlikte geliştirmiş ve tasarlanmıştı. Teleskop tasarımının ve yapımının proje yönetimi İngiltere Bilim ve Teknoloji Tesisleri Konseyi’nin Gökbilim Teknoloji Merkezi tarafından üstlenilmişti.

Bağlantılar

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Fizik Mühendisliği Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye 
E-posta: guventunc52@gmail.com


15 Ekim 2012

Kozmik Stepneden Gök Çiçeğine

IC 5148, yaklaşık 3000 ışık-yılı uzaklıktaki Grus (Turna) takımyıldızı içerisinde yer alan güzel bir gezegenimsi bulutsudur. Bilinen, en hızlı genişleyen gezegenimsi bulutsulardan biri olan bulutsunun çapı birkaç ışık-yılıdır ve saniyede 50 kilometre hızla büyümektedir. “Gezegenimsi bulutsu” terimi, söz konusu cisimlerin o zamanlar var olan küçük teleskoplarla yapılan ilk gözlemlerinde dev gezegenlere benzemelerinden dolayı 19. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, gezegenimsi bulutsunun gerçek yapısı oldukça farklıdır.

Güneşimize benzer bir kütleye sahip olan veya birkaç Güneş kütlesinden fazla olan bir yıldız, yaşamının sonuna yaklaştığında dış katmanlarını uzaya atar. Çoğunlukla güzel, parlak bir şekil alan gezegenimsi bulutsuyu, merkezdeki yıldızın sıcak çekirdeğinin aydınlattığı genişleyen gaz oluşturur. 

Küçük bir amatör teleskopla gözlendiğinde, fotoğrafta yer alan gezegenimsi bulutsu, merkezdeki boşluğun ortasında parlayan, soğuyarak beyaz cüce olacak yıldızın çevresinde yer alan materyallerin oluşturduğu bir halka şeklinde görülür. Bu görüntü, gökbilimcilerin IC 5148’e Stepne Bulutsusu takma adını vermelerine neden olmuştur.

Bu cismin La Silla’da bulunan ESO’nun Yeni Teknoloji Teleskopu üzerindeki Sönük Cisim Tayfölçeri ve Kamerası’ndan (EFOSC2) alınan görüntüsü biraz daha güzeldir. Bulutsu, stepne gibi görünmek yerine kat kat yapraklara sahip bir gök çiçeğini andırır. 

İletişim

Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com 


08 Ekim 2012

Günbatımı Öncesinde VISTA

Şili’nin Atacama bölgesinde bulunan ESO’nun Paranal Gözlemevi, ESO’nun en iyi teleskop tesisi olan Çok Büyük Teleskop’un (VLT) bulunduğu yer olarak çok iyi bilinir. Bununla birlikte, son birkaç yıldır bu bölge son teknoloji ürünü iki tarama teleskopuna ev sahipliği yapmaktadır. Paranal ailesinin bu iki yeni üyesi gökyüzünün geniş bir alanını hızlı ve ayrıntılı bir şekilde görüntülemek için tasarlanmıştır.

Bunlardan bir tanesi olan 4.1 metrelik Görünür ve Kırmızı-ötesi Gökbilim Tarama Teleskopu (VISTA) Paranal zirvesinden çok uzak olmayan bir komşu tepeye yerleştirilmiştir. Bu güzel fotoğraf Paranal’da ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekilmiştir. VISTA dünyanın en büyük tarama teleskopudur ve 2009 Aralık ayından beri faaliyet göstermektedir.

Görüntünün sağ alt köşesinde, VISTA’nın kubbesi ufka doğru uzanan görünürdeki sonsuz sıra dağların önünde görülüyor. Günbatımı yaklaşırken, dağların uzun gölgeleri yayılarak muhteşem manzaranın kahverengi tonlarını yavaşça kaplayarak Paranal’ı sarıyor. Biraz sonra, güneş ufukta batınca, Paranal’daki bütün teleskoplar bir başka gece gözlemine başlayacaklar.

VISTA, gökbilimcilerin aşırı belirsiz nesneleri belirlemelerine imkân veren yüksek hassaslıkta kırmızı-ötesi ışıkta güney gökküresini haritalamak için tasarlanmış geniş alanlı bir teleskoptur. Bu araştırmaların amacı istatiksel çalışmalar için göksel nesnelerin büyük bir kataloğunu oluşturmak ve VLT ile daha detaylı çalışılabilecek olan yeni hedefleri belirlemektir.

Bağlantılar

 

İletişim

Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Fizik Mühendisliği Bölümü, ESON Türkiye Ekibi 
Ankara, Türkiye 
E-posta: guventunc52@gmail.com


01 Ekim 2012

İkonik, Konik Licancabur Chajnantor'u İzliyor

Bu etkileyici panoramik görüntü,  arka planda  görkemli Licancabur Volkanı ile Atacama Büyük Milimetre/milimetrealtı Dizgesi'nin (ALMA) evi olan Chajnantor Platosu'nu gözler önüne sermektedir. Licancabur tarafından izlenen buzul bir penitentes ormanı (İspanyolca'da “penitentes”) ön planda görüntülenmiştir. Penitentes,  yüksek rakımlı alanlarda bulunan ilginç bir doğa fenomenidir. Boyları birkaç santimetreden birkaç metreye kadar değişen Penitentesler, sivri uçları Güneş'i işaret eden, ince ve sertleşmiş kar veya buzlardır.  Önceki 'Haftanın Fotoğrafı'nda (potw1221) penitentesler hakkında daha fazla bilgiye erişebilirsiniz. 

5920 metre yükseklikte bulunan Licancabur Volkanı, Şili'deki San Pedro de Atacama Bölgesi'nde yer alan en ikonik volkandır. Konik şekli, çok uzaklardan bile kolayca farkedilmesini sağlar. Şili ve Bolivya arasındaki sınırın en güneyinde bulunmaktadır. Volkan, zirvesindeki kraterde dünyanın en yüksek göllerinden birini barındırır. Bu göl,  yoğun morötesi ışınımın, ince atmosferin ve soğuk sıcaklıkların mevcut olduğu çok şiddetli çevre koşullarında mikroskobik organizmaların nasıl hayatta kalabildiğini araştırmak isteyen biyologların ilgisini çekmiştir. Licancabur Gölü'ndeki mikroskobik yaşamın hayatta kalma stratejileri, bize kadim Mars üzerinde yaşam olasılığına ilişkin bilgiler verebilir.

Bu fotoğraf, ESO Fotoğraf Elçileri'nden biri olan Babak Tafreshi tarafından ALMA yerleşkesi yakınlarında çekilmiştir.
 
Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA’nın inşasını ve faaliyetlerini Avrupa adına ESO, Kuzey Amerika adına Ulusal Radyo Gökbilim Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya adına Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) yürütmektedir. ALMA Ortak Gözlemevi (JAO), ALMA’nın inşası, devreye alınması ve işletilmesi için yönetim ve birleşik liderlik sağlamaktadır.

 

Bağlantılar

İletişim

Özge A. Uçarcı 
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi 
Ankara, Türkiye 
E-posta: ozgeucarci@gmail.com


  1 | 2 Sonraki »
Gösteriliyor 1 den 50 e 75
Bookmark and Share

Ayrıca görüntüleyin...