Haftanın Görüntüsü 2012 
Gökten Yıldız Yağıyor
Her ne kadar soyut bir modern resme benzese de, bu görüntü; Şili’nin And Dağları’nda bulunan Chajnantor Platosu’nun üzerindeki gökyüzünün geceleyin kamerayla uzun pozlanmasının bir sonucu olarak elde edilmiştir. Dünya başka bir güne dönerken, çölün üzerindeki Samanyolu Gökadası’nda bulunan yıldızlar, renkli çizgiler halinde uzanıyor. Bu arada, önplandaki yüksek teknoloji teleskopu, rüya gibi bir kalite sergiliyor.
Bu büyüleyici fotoğraf, yukarıda görülen Atacama Pathfinder Experiment (APEX) teleskopunun evi olan Chajnantor Platosu üzerinde, deniz seviyesinden 5000 metre yükseklikte çekildi. APEX, milimetre ve milimetre-altı aralığında, farklı dalgaboylarında ışık toplayan 12 metre çapındaki bir teleskoptur. APEX’i gökbilimciler, yeni yıldızların doğduğu soğuk gaz bulutları ve kozmik tozdan Evren’deki en erken ve en uzak bazı gökadalara kadar farklı cisimleri incelemek için kullanıyorlar.
APEX, Chajnantor Platosu’nda, uluslararası ortakları ile birlikte ESO’nun inşa ettiği ve işlettiği devrim niteliğinde bir teleskop olan Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi (ALMA) için bir kılavuzdur. 2013 yılında ALMA tamamlandığında, 12 metre çapında 54 anten ve ek olarak 7 metre çapında 12 anten dizgesi olacaktır. Her iki teleskop da birbirini tamamlayıcı özelliğe sahip: daha geniş görüş alanı sayesinde APEX, gökyüzünün geniş alanlarındaki pekçok hedefi bulabilirken ALMA, çok daha yüksek açısal çözünürlüğü sayesinde bu hedefleri son derece ayrıntılı olarak inceleyecektir. APEX ve ALMA, bu görüntüdeki yıldızların oluşumu gibi Evrenimize dair çalışmalar hakkında daha fazla bilgi edinmek için gökbilimcilere yardım amacıyla kullanılan önemli araçlardır.
Bu Fotoğraf, ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekilmiştir. Ayrıca Babak, geceleri arka fonda yıldız, gezegen ve gök olayları ile dünyanın en güzel ve tarihi yerleşkelerinde büyüleyici fotoğraflar ve zaman atlamalı videolar koleksiyonu yaratan ve sergileyen bir program olan The World At Night’ın (Geceleyin Dünya) kurucusudur.
APEX; bir Max-Planck Radyo Astronomi Enstitüsü (MPIfR), Onsala Uzay Gözlemevi (OSO) ve ESO işbirliğidir. Chajnantor’da teleskop ESO tarafından işletilmektedir. Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ESO, ALMA’da Avrupa ortağıdır.
Bağlantılar
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Antu’dan Yepun’a — VLT’nin İnşası
ESO bu sene 50.yılını tamamlıyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için tarihimize kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan haftanın 'önceden ve şimdi' özel fotoğrafı La Silla ve Paranal gözlem yerleşkesinde, ESO'nun Şili Santiago’da bulunan tesislerinde ve Almanya Garching Münih'teki merkez ofisinde yıllar içinde her şeyin nasıl değiştiğini göstermektedir.
Dört tane hareketli 1.8 metrelik Yardımcı Teleskop ve her biri 8.2 m çapında aynaya sahip dört tane Birim Teleskop’tan oluşan Çok Büyük Teleskop (VLT) tesisi ESO’ nun Şili Cerro Paranal’daki en iyi tesisidir. Bu ay ki fotoğraf çiftimiz yapım aşamasındaki bir Birim Teleskopu ve günümüzdeki bir diğer Birim Teleskopu gösteriyor.
Ekim 1995’in sonlarında çekilmiş tarihi resimde Birim Teleskop’u (UT1) çevreleyen kubbenin ilk yapım aşaması görülebilir. Alttaki beton temelleri tamamlanmış ve duvarın sabit metal yapısı beton temel üzerine sabitleştirilmiş. Teleskop kubbesinin dönebilen bölümünün ilk parçası da ayrıca yerine yerleştirilmiş. Teleskopun gözlem yapabilmesini sağlayan geniş aralık ve gökyüzüne açılan kapıları destekleyen ağır, yatay yapı kamera doğrultusunda görülebilir. Bu Birim Teleskop ile ilk gözlem 25 Mayıs 1998’de yapıldı (eso9820).
Panaral’ın 1999 yılındaki açılış töreninde her UT’ye yerli Mapuche kabilesinin dilinde bir isim verilmiştir (eso9921). UT’ler için bu isimler birden dörde sırasıyla – Antu, Kueyen, Melipal, ve Yepun’dur. Bu isimler gece gökyüzünün dört seçkin ve güzel özelliklerini temsilen sırasıyla Güneş, Ay, Güneyhaçı takımyıldızı ve Venüs’ü [1] ifade eder.
Günümüz fotoğrafındaki UT4 Yepun ile ilk gözlem Eylül 2000 tarihinde yapıldı (eso0028). Ancak, VLT’nin yapımının tamamlandığını göstermek için dört UT’de aynı olacak şekilde tasarlandığından UT4 kardeşi UT1 kadar görevini en iyi şekilde yapmaktadır. Sadece her birinde gökbilimcilere Evren üzerindeki çalışmalarında daha geniş olanaklar sağlayan mevcut cihazlar bakımından farklılıklar vardır. Yepun’un önündeki sarı yapı 8.2 m çapındaki dev ana aynaların periyodik olarak kaldırılmasında ve kaplanmasında kullanılan ve UT’ler arasında taşınabilen M1 kaldırma platformudur.
Tarihi fotoğrafın çekilmesinden sonraki yıllarda, ilk UT Antu ismini aldı ve ailedeki diğer teleskoplar dağın zirvesindeki yerlerini aldığında isimlerini aldılar. Bugün, VLT en gelişmiş görünür ışık gökbilim teleskopudur ve Panaral’da ki Antu, Yepun ve diğer teleskoplar ESO’yu açık farkla dünyanın en üretken yer tabanlı gözlemevi yapmada önemli bir rol oynamışlardır.
Notlar
[1] Yepun Panaral’ın açılış töreni zamanında “ Sirius” olarak çevrilmiştir.(eso9921), fakat sonraki araştırmalar doğru çevirinin “ Venüs” olduğunu göstermiştir.
Bağlantılar
- Tarihi görüntü
- Günümüz görüntüsü
- Tarihi ve günümüz görüntüsünün karşılaştırılması
- ESO'nun Çok Büyük Teleskopu hakkında daha fazla bilgi
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
La Silla’da fotoğraflanan iki gezegen avcısı
Filozoflar ve bilim insanları, Güneş Sistemi’nin dışında yaşanabilir gezegenlerin var olma olasılığını yüzyıllardır merak etmişlerdir. Günümüzde, bu fikir bir kurgu olmaktan çıkmıştır: son birkaç on yılda dünyanın dört bir yanında gökbilimciler tarafından yüzlerce ötegezegen keşfedilmiştir. Bu yeni dünyaların araştırılmasında çok çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Yukarıdaki olağanüstü fotoğrafta, bu yöntemlerden ikisini kullanan teleskoplardan HARPS tayfçekeri ile ESO’nun 3.6 metrelik teleskopu ve CoRoT uzay teleskopu aynı karede yer almaktadır. Fotoğraf, ötegezegenler üzerinde çalışmalar yapan Alexandre Santerne tarafından çekilmiştir.
Dünyanın en önde gelen ötegezegen avcısı Yüksek Hassasiyetli Dikine Hız Gezegen Avcısı (HARPS) tayfçekeri, ESO’nun 3.6 metrelik teleskopu üzerinde bulunan bir aygıttır. Bu görüntünün solunda, söz konusu teleskopun açık kubbesi, Yeni Teknoloji Teleskopu’nun açısal kubbe doğrultusunda görülebilir. HARPS, yörüngedeki gezegenin kütle çekimiyle hafifçe titreyen bir yıldızın hareketinde meydana gelen küçük değişiklikleri saptayarak ötegezenler bulmaktadır. Bu, ötegezegenleri bulmak için kullanılan dikine hız tekniğidir.
20 saniyelik bu pozda, gökyüzünde yukarıdaki soluk ışık izi bir meteor değil, CoRoT’a (Konveksiyon, Dönme ve Gezegen Geçişi Uzay Teleskopu) aittir. CoRoT, önünden gezegen geçen bir yıldızın ışığının azalmasını temel alan geçiş yöntemiyle gezegenleri araştırır. Uzay teleskopunun Dünya atmosferi üzerindeki konumu, yıldızların parıltısının çıkarılmasından dolayı gözlemlerin hassasiyetini arttırır. Geçiş yöntemiyle bulunan potansiyel gezegenlerin varlığı, dikine hız yöntemi gibi tamamlayıcı teknikler kullanılarak doğrulanır. Bu fotoğrafın çekildiği gece, CoRoT tarafından saptanan ötegezegen adayları, HARPS kullanılarak izlenmiştir!
Ne yazık ki, Kasım 2012’de CoRoT üzerinde bir bilgisayar sorunu yaşanmıştır ve bunun sonucunda hâlâ çalışır halde olmasına rağmen teleskoptan veri alınamamaktadır (bkz. CoRoT web sitesi ve Nature haberleri). CoRoT ekibi, sorunu çözmeye ve sistemi eski haline getirmeye çalışmaktadır. CoRoT eski haline getirilemese bile, görevin şimdiden büyük bir başarıyla sonuçlandığı kesinlikle şüphesizdir! Uzay aracı, orijinal olarak planlanan görev süresini ikiye katlayıp, geçiş yöntemi kullanarak ötegezegen bulan ilk uzay aracı sıfatını kazanmıştır. CoRoT, hem ötegezegen araştırmalarına hem de astrosismoloji alanında yıldızların iç kısımlarına ilişkin çalışmalara önemli katkılarda bulunmuştur.
Ötegezegen araştırmaları, kendi gezegen sistemimizi anlamamıza yardımcı olmaktadır ve Dünya dışında yaşam bulunmasına yönelik ilk adım olabilir. HARPS ve CoRoT, bu araştırmada gökbilimcilere yardım amacıyla geliştirilen pek çok aygıttan sadece ikisidir.
Alexandre, bu fotoğrafı ESO Fotoğraflarınız Flickr grubuna gönderdi. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçirilmekte ve popüler Haftanın Görüntüsü serimizde veya galerimizde yayınlanan en iyi fotoğraflar seçilmektedir. 2012 yılında, ESO’nun 50. Yıldönümünün bir parçası olarak ESO ile ilgili tarihi görüntüleriniz de kabul edilmektedir. Fotoğrafı gönderdiğinden beri Alexandre, bir ESO Fotoğraf Elçisi olmuştur.
Bağlantılar
- Bu fotoğrafın, Alexandre Santerne’in Flickr albümündeki açıklamalı hali
- Alexandre Santerne’in Flickr albümü
- “ESO Fotoğraflarınız” Flickr grubu
- "ESO Fotoğraflarınız" duyurusu
- ESO Fotoğraf Elçileri
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
APEX’in Buzul Arkadaşları
Görünür ışık alanının ötesini incelemek için ESO’nun kullandığı araçlardan biri olan Atacama Pathfinder Deneyi Teleskopu’nun (APEX) bu etkileyici görüntüsü ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekildi.
Beyaz penitentes kümeleri fotoğrafın ön planında görülebilir. Penitentesler genellikle 4000 metre rakımlı bölgelerde bulunan tuhaf bir doğa olayıdır. Boyları bir kaç santimetreden bir kaç metreye kadar ulaşan ince sivri ucuyla Güneş'i işaret eden sertleşmiş kar veya buzlardır.
APEX ışığın milimetre ve milimetre-altı dalga boyunda gözlem yapan 12 metre çapında bir teleskoptur. Gökbilimciler kısa dalga boyunda görülemeyen olayları gözlemlemek için APEX’i kullanırlar. Teleskop, gökbilimcilere görünür veya kırmızı-ötesi ışıkta tozlardan dolayı karanlık ve belirsiz olan ancak bunlara nispeten daha uzun dalga boylarında ışıltıyla parıldayan gazların yoğun bölgeleri ve yeni yıldızların oluştuğu kozmik tozlar olan moleküler bulutlarla çalışmaya olanak sağlar. Gökbilimciler bu ışığı onların kimyasal ve fiziksel durumlarını araştırmak için kullanırlar. Ayrıca bu dalga boyu aralığı Evren’de en uzak ve eski gökadaların bazılarını çalışmak için idealdir.
Yukarıdaki gece gökyüzünde APEX’in solunda sırasıyla Büyük ve Küçük Macellan bulutlarının belli belirsiz izleri ve Samanyolu gökadamızın komşuları tam olarak görülüyor. Samanyolunun kendi düzlemi bulutlu bir kemer gibi sağ taraftaki APEX kontrol binasının üstünde belirgin bir şekilde görülebilir. Kemerdeki koyu parçalar uzak yıldızlardan gelen ışığı tutan yıldızlar arası tozların bölgesidir. Bu karanlık toz şeritlerinin arkasında saklanan Samanyolu’nun merkezi yaklaşık 27000 ışık yılı uzakta bulunmaktadır. APEX gibi teleskoplar gökbilimcilerin tozları ve gökadamızın merkezini daha detaylı bir şekilde dikkatle inceleyebilmesi için çok önemli cihazlardır.
APEX; Max Planck Radyo Gökbilim Enstitüsü (MPIfR), Onsala Uzay Gözlemevi (OSO) ve ESO arasındaki bir işbirliğidir. Teleskop ESO tarafından işletilmektedir.
Bağlantılar
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Bir Fotoğraf, Birçok Öykü
ESO Fotoğraf Elçisi, Babak Tafreshi, derin uzay cisimlerinden oluşan bir hazineyle birlikte ESO’nun Paranal Gözlemevi’nde gökyüzüne ilişkin olağanüstü bir görüntü yakaladı.
Bunlardan en belirgini, görüntünün ortasında güçlü bir şekilde parlayan kırmızı Karina Bulutsusu’dur. Karina Bulutsusu, Dünya’dan yaklaşık 7500 ışık yılı uzaklıktaki Karina (Gemi Omurgası) takımyıldızı içerisinde bulunuyor. Bu ışıldayan gaz ve toz bulutu, gökyüzündeki en parlak bulutsudur ve içerisinde, Eta Carinae gibi, Samanyolu’nda var olduğu bilinen en parlak ve en büyük kütleli yıldızlardan birkaçını barındırır. Karina Bulutsusu, büyük kütleli yıldızların şiddetli doğum ve ölümlerinin ardındaki gizemlerin çözülmesi için gökbilimciler açısından kusursuz bir deneme yeridir. Karina Bulutsusu’na ilişkin olarak yakın tarihte ESO’dan alınan birkaç güzel görüntü için, eso1208, eso1145, ve eso1031’e bakınız.
Karina Bulutsusu’nun altında, Dilek Kuyusu Kümesi’ni (NGC 3532) görmekteyiz. Genç yıldızlardan oluşan bu açık yıldız kümesi, bir teleskop merceğinden bakıldığında, dilek kuyusunun dibinde parıldayan bir avuç gümüş madeni para gibi göründüğü için bu şekilde adlandırılmıştır. Daha sağa baktığımızda, en parlak bölgesinde bazı kişilerin kuş benzeri bir şekil görmeleri nedeniyle kimi zaman Koşan Tavuk Bulutsusu takma adıyla da anılan, ışıldayan hidrojen ve yeni doğan yıldızlardan oluşan bir bulut olan Lambda Centauri Bulutsusu’nu (IC 2944) görüyoruz (eso1135’e bakınız). Bu bulutsunun üzerine, biraz sola doğru baktığımızda, daha iyi bilinen kuzey adaşına benzer bir açık yıldız kümesi olan Güney Ülker’i (IC 2632) görmekteyiz.
Ön planda, ESO’nun Çok Büyük Teleskop İnterferometresi’ne (VLTI) ait dört Yardımcı Teleskoptan (AT) üçünü görüyoruz. VLTI sayesinde, her bir teleskop ile mümkün olandan çok daha ince detayların görülebileceği tek bir dev teleskop olarak AT’ler veya VLT’in 8.2 metrelik Birim Teleskopları birlikte kullanılabilir. VLTI, genç yıldızsal cisimlerin çevresindeki disklerin yanı sıra Evren’deki en etkili ve gizemli olaylarından biri olan etkin çekirdekli galaksilere ilişkin çalışmaları da kapsayan araştırmalar için geniş bir yelpazede kullanılmaktadır.
Bağlantılar
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Paranal Konukevi'nin Yapımı – Karmaşadan Düzene
ESO bu sene 50.yılını tamamlıyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için tarihimize kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan haftanın 'önceden ve şimdi' özel fotoğrafı La Silla ve Paranal gözlem yerleşkesinde, ESO'nun Şili Santiyago'da bulunan tesislerinde ve Almanya Garching Münih'teki merkez ofisinde yıllar içinde her şeyin nasıl değiştiğini göstermektedir.
Şili’nin Atacama Çölü’ndeki ESO’nun Paranal Gözlemevi’nde çekilen bu ayki fotoğraf çiftimizde inşaat alanının Kasım 1999’daki hareketli hali ile Paranal Konukevi olarak bilinen konaklama binasının günümüzdeki tamamlanmış halini karşılaştırıyoruz. O zamandan günümüze değişimi düşündüğümüzde; çekiç ve matkapların seslerinden, vinç ve traktör gürültülerinden sonra çöl binalarına çevresiyle uyum içinde huzur dolu bir sakinlik gelmiş. Yapımında doğal malzemeler ve renkler kullanılmış ve zemindeki var olan çöküntünün içine yerleştirilmiş, tamamlanan bina manzaraya karışmış.
Konukevi aşırı kuru havanın, Güneş’ten gelen yoğun mor-ötesi radyasyonun, sert rüzgârların ve yüksek rakımın günlük yaşamın bir parçası olduğu hayal edilebilen en şiddetli tabiatta çalışan gökbilimciler ve diğer personel için kalacak yer olarak yapıldı. Ayrıca bu ağır koşullarda çalışan konukevini yapan yüklenici firma gözlemevi personelini kurak ortamdan korumak için çölde çok takdir edilecek bir vaha oluşturdular ve tamamlanmış bina tüm bu zorlu işlerin bir vasiyeti gibidir. Bu ödüllü konukevinde 100’den fazla oda, çok sayıda ortak kullanım alanların yanı sıra kantin, salon, havuz, spor salonu ve kütüphane bulunmaktadır. Batı cephesinde çöl boyunca Pasifik Okyanusu ve gün batımı yönünde muhteşem bir manzaraya sahiptir.
Bu fotoğraflarda görülebilen bir başka özellik konukevinin arkasında 2600 metre rakımda Cerro Paranal’ın zirvesinde ki ESO’nun Çok Büyük Teleskopu (VLT)’dur. Burası dünyanın en gelişmiş görünür ışık gökbilim gözlemevidir ve konukevinin tüm diğer içinde bulunanlarıyla burada bulunma nedenidir.
Bağlantılar
- Tarihi görüntü
- Günümüz görüntüsü
- Günümüz ve tarihi görüntünün karşılaştırılması
- Rezidansın inşası hakkında daha fazla bilgi, 1999 yılından bir basın bülteni
- Konukevinin 2002 yılında açılışına dair bir basın bülteni
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Soğuk Evren’in Gizemlerinin Çözülebileceği Bir Yer
ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekilen bu güzel panoramik fotoğraf, Şili’nin Atacama Bölgesi’ndeki Chajnantor Platosu’nu aydınlatan, günün son ışıklarını göstermektedir. Bu plato, panoramanın solunda görünen Atacama Pathfinder Deney (APEX) Teleskopu’nun bulunduğu yerdir. APEX, Dünyanın su seviyesinden 5000 metre yükseklikteki bu ücra köşesinden “soğuk Evren’i” incelemektedir.
APEX, milimetre ve milimetre-altı dalgaboylarında ışığı gözlemleyen 12 metre çapında bir teleskoptur. APEX ile gözlem yapan gökbilimciler, daha kısa dalgaboylarında görünmez olan bir olayı görebilmektedirler. Bu teleskop, görünür veya kırmızı-ötesi ışıkta tozun kararttığı ve örttüğü, fakat göreceli olarak daha uzun dalgaboylarında ışıl ışıl parlayan yeni yıldızların doğduğu yoğun gaz ve kozmik toz bölgeleri olan moleküler bulutları inceleyebilmelerini sağlamaktadır. Gökbilimciler, bulutlardaki kimyasal ve fiziksel koşulları incelemek için bu ışığı kullanırlar. Ayrıca bu dalgaboyu aralığı, Evren’deki en yaşlı ve en uzak gökadaların bazılarını incelemek için de idealdir.
2005 yılında kullanılmaya başlandığından beri APEX, önemli pek çok bilimsel sonuç üretmiştir. Örneğin APEX, ESO’nun En İyi 10 Gökbilimsel Keşfi arasına giren bir bilimsel sonuç olan, Samanyolu’nun merkezindeki karadelik tarafından parçalanan maddeyi saptamak amacıyla ESO’nun Çok Büyük Teleskopu ile birlikte kullanılmıştır (eso0841).
Beyaz penitentes kümeleri, APEX’in çevresinde görülebilir. Penitentes (İspanyolca'da “penitentes”), tipik olarak deniz seviyesinin 4000 metre üzerinde yüksek rakımlı alanlarda bulunan ilginç bir doğa fenomenidir. Boyları birkaç santimetreden birkaç metreye kadar değişen Penitentesler, sivri uçları Güneş'i işaret eden, ince ve sertleşmiş kar veya buzlardır.
APEX; bir Max-Planck Radyo Gökbilim Enstitüsü (MPIfR), Onsala Uzay Gözlemevi (OSO) ve ESO işbirliğidir. Teleskop, Chajnantor’da ESO tarafınfan işletilmektedir.
APEX’in 12 metrelik çanağı, Chajnantor’da Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi (ALMA) olarak adlandırılan başka bir gözlemevi için prototip bir anten görevi görmektedir. 2013 yılında tamamlandığında ALMA, 12 metrelik 54 anten ve 7 metrelik 12 anten dizgesine sahip olacaktır. ESO; Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığı olan bu uluslararası gökbilim tesisinin Avrupa ortağıdır.
Bağlantılar
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Dünyanın En Büyük Tarama Teleskopu Vista’yı Kurmak
ESO bu sene 50.yılını tamamlıyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için tarihimize kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan haftanın 'önceden ve şimdi' özel fotoğrafı La Silla ve Paranal gözlem yerleşkesinde, ESO'nun Şili Santiyago'da bulunan tesislerinde ve Almanya Garching Münih'teki merkez ofisinde yıllar içinde her şeyin nasıl değiştiğini göstermektedir.
2009 Aralık’tan beri Görünür ve Kırmızı-ötesi Gökbilim Tarama Teleskopu (VISTA), ESO’nun Şili’deki Paranal Gözlemevi’nden güney gökküresini haritalıyor. Bu ayki fotoğraf çiftimiz VISTA teleskopunun yapım sürecini ve günümüzdeki halini gösteriyor.
2004 yılının ortalarında çekilen tarihi görüntü yapım aşamasındaki teleskop binasını gösteriyor. Teleskop kubbesinin iskeleti geçici yapı iskele kafesi ile çevrelenmiş dairesel tabanı görünüyor. VISTA, ESO’nun Çok Büyük Teleskopu’nun bulunduğu Cerro Paranal alanının yaklaşık 1500 metre kuzey doğusunda bir zirvede yer alıyor. Bu zirve 5 metre alçaltılarak 2518 metre yüksekliğe indirilmiş ve inşaat çalışmaları için gerekli 4000 metrekare düzlük oluşturulmuştur.
Günümüz fotoğrafı tamamlanmış VISTA teleskopunu gösteriyor. Teleskopun çevresindeki 20 metre çapında duvar teleskopu çevreden koruyan yapıdır. İki sürgülü kapı teleskop gözlemleri için dar aralık oluşturur ve gerekli durumlarda rüzgâr perdesi dar aralığın yakınına yerleştirilebilir. Çevresini saran duvardaki ek kapılar gece boyunca hava akışını kontrol ederek havalandırmayı sağlıyor. Ön planda görülebilen duvara bitişik yardımcı yapı, bakım ekipmanları ve ince yansıtıcı gümüş kaplamaların teleskop aynalarına uygulanmasında kullanmak için kaplama tesisini içermektedir.
VISTA, 3 ton ağırlığında, 67-megapiksel kamera ile yakın kırmızı-ötesi dalga boyunda çalışıyor. Büyük aynası, geniş görüş alanı ve çok hassas kırmızı-ötesi detektörleri ile dünyanın en büyük araştırma teleskopudur.
VISTA’yı İngiltere’nin ESO’ya üyelik antlaşmasının bir parçası olarak Queen Mary Londra Üniversitesi ile ESO’nun eş önderliğinde İngiltere’deki 18 üniversite ile birlikte geliştirmiş ve tasarlanmıştı. Teleskop tasarımının ve yapımının proje yönetimi İngiltere Bilim ve Teknoloji Tesisleri Konseyi’nin Gökbilim Teknoloji Merkezi tarafından üstlenilmişti.
Bağlantılar
- Tarihi görüntü
- Günümüz görüntüsü
- Günümüz ve tarihi görüntünün karşılaştırılması
- VISTA hakkında daha fazla bilgi
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Fizik Mühendisliği Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Kozmik Stepneden Gök Çiçeğine
IC 5148, yaklaşık 3000 ışık-yılı uzaklıktaki Grus (Turna) takımyıldızı içerisinde yer alan güzel bir gezegenimsi bulutsudur. Bilinen, en hızlı genişleyen gezegenimsi bulutsulardan biri olan bulutsunun çapı birkaç ışık-yılıdır ve saniyede 50 kilometre hızla büyümektedir. “Gezegenimsi bulutsu” terimi, söz konusu cisimlerin o zamanlar var olan küçük teleskoplarla yapılan ilk gözlemlerinde dev gezegenlere benzemelerinden dolayı 19. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, gezegenimsi bulutsunun gerçek yapısı oldukça farklıdır.
Güneşimize benzer bir kütleye sahip olan veya birkaç Güneş kütlesinden fazla olan bir yıldız, yaşamının sonuna yaklaştığında dış katmanlarını uzaya atar. Çoğunlukla güzel, parlak bir şekil alan gezegenimsi bulutsuyu, merkezdeki yıldızın sıcak çekirdeğinin aydınlattığı genişleyen gaz oluşturur.
Küçük bir amatör teleskopla gözlendiğinde, fotoğrafta yer alan gezegenimsi bulutsu, merkezdeki boşluğun ortasında parlayan, soğuyarak beyaz cüce olacak yıldızın çevresinde yer alan materyallerin oluşturduğu bir halka şeklinde görülür. Bu görüntü, gökbilimcilerin IC 5148’e Stepne Bulutsusu takma adını vermelerine neden olmuştur.
Bu cismin La Silla’da bulunan ESO’nun Yeni Teknoloji Teleskopu üzerindeki Sönük Cisim Tayfölçeri ve Kamerası’ndan (EFOSC2) alınan görüntüsü biraz daha güzeldir. Bulutsu, stepne gibi görünmek yerine kat kat yapraklara sahip bir gök çiçeğini andırır.
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Günbatımı Öncesinde VISTA
Şili’nin Atacama bölgesinde bulunan ESO’nun Paranal Gözlemevi, ESO’nun en iyi teleskop tesisi olan Çok Büyük Teleskop’un (VLT) bulunduğu yer olarak çok iyi bilinir. Bununla birlikte, son birkaç yıldır bu bölge son teknoloji ürünü iki tarama teleskopuna ev sahipliği yapmaktadır. Paranal ailesinin bu iki yeni üyesi gökyüzünün geniş bir alanını hızlı ve ayrıntılı bir şekilde görüntülemek için tasarlanmıştır.
Bunlardan bir tanesi olan 4.1 metrelik Görünür ve Kırmızı-ötesi Gökbilim Tarama Teleskopu (VISTA) Paranal zirvesinden çok uzak olmayan bir komşu tepeye yerleştirilmiştir. Bu güzel fotoğraf Paranal’da ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekilmiştir. VISTA dünyanın en büyük tarama teleskopudur ve 2009 Aralık ayından beri faaliyet göstermektedir.
Görüntünün sağ alt köşesinde, VISTA’nın kubbesi ufka doğru uzanan görünürdeki sonsuz sıra dağların önünde görülüyor. Günbatımı yaklaşırken, dağların uzun gölgeleri yayılarak muhteşem manzaranın kahverengi tonlarını yavaşça kaplayarak Paranal’ı sarıyor. Biraz sonra, güneş ufukta batınca, Paranal’daki bütün teleskoplar bir başka gece gözlemine başlayacaklar.
VISTA, gökbilimcilerin aşırı belirsiz nesneleri belirlemelerine imkân veren yüksek hassaslıkta kırmızı-ötesi ışıkta güney gökküresini haritalamak için tasarlanmış geniş alanlı bir teleskoptur. Bu araştırmaların amacı istatiksel çalışmalar için göksel nesnelerin büyük bir kataloğunu oluşturmak ve VLT ile daha detaylı çalışılabilecek olan yeni hedefleri belirlemektir.
Bağlantılar
- Görünür ve Kırmızı-ötesi Gökbilim Tarama Teleskopu (VISTA) hakkında daha fazla bilgi
- ESO Fotoğraf Elçileri
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Fizik Mühendisliği Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
İkonik, Konik Licancabur Chajnantor'u İzliyor
Bu etkileyici panoramik görüntü, arka planda görkemli Licancabur Volkanı ile Atacama Büyük Milimetre/milimetrealtı Dizgesi'nin (ALMA) evi olan Chajnantor Platosu'nu gözler önüne sermektedir. Licancabur tarafından izlenen buzul bir penitentes ormanı (İspanyolca'da “penitentes”) ön planda görüntülenmiştir. Penitentes, yüksek rakımlı alanlarda bulunan ilginç bir doğa fenomenidir. Boyları birkaç santimetreden birkaç metreye kadar değişen Penitentesler, sivri uçları Güneş'i işaret eden, ince ve sertleşmiş kar veya buzlardır. Önceki 'Haftanın Fotoğrafı'nda (potw1221) penitentesler hakkında daha fazla bilgiye erişebilirsiniz.
5920 metre yükseklikte bulunan Licancabur Volkanı, Şili'deki San Pedro de Atacama Bölgesi'nde yer alan en ikonik volkandır. Konik şekli, çok uzaklardan bile kolayca farkedilmesini sağlar. Şili ve Bolivya arasındaki sınırın en güneyinde bulunmaktadır. Volkan, zirvesindeki kraterde dünyanın en yüksek göllerinden birini barındırır. Bu göl, yoğun morötesi ışınımın, ince atmosferin ve soğuk sıcaklıkların mevcut olduğu çok şiddetli çevre koşullarında mikroskobik organizmaların nasıl hayatta kalabildiğini araştırmak isteyen biyologların ilgisini çekmiştir. Licancabur Gölü'ndeki mikroskobik yaşamın hayatta kalma stratejileri, bize kadim Mars üzerinde yaşam olasılığına ilişkin bilgiler verebilir.
Bu fotoğraf, ESO Fotoğraf Elçileri'nden biri olan Babak Tafreshi tarafından ALMA yerleşkesi yakınlarında çekilmiştir.
Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA’nın inşasını ve faaliyetlerini Avrupa adına ESO, Kuzey Amerika adına Ulusal Radyo Gökbilim Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya adına Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) yürütmektedir. ALMA Ortak Gözlemevi (JAO), ALMA’nın inşası, devreye alınması ve işletilmesi için yönetim ve birleşik liderlik sağlamaktadır.
Bağlantılar
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Zor Bir Günün Akşamı Öncesinde
Gün batımı bir iş gününün daha bittiğinin tipik bir işaretidir. Şehrin ışıkları yavaşça yanarken insanlar hoş bir akşamın ve iyi bir gece uykusunun tadını çıkarmak için evlerine dönmeye sabırsızlanıyorlar. Ancak, Şili’de bulunan ESO’nun Paranal Gözlemevi’ndeki gökbilimciler gibi gözlem evinde çalışan gökbilimcileri bu durum ilgilendirmemektedir. Güneş ufukta gözden kaybolur kaybolmaz gözlemler başlıyor. Her şeyin akşam karanlığından önce hazır olması gerekiyor.
Bu panoramik fotoğraf, Cerro Paranal’da ESO’nun Çok Büyük Teleskop ’unun (VLT) karşısında harika bir alacakaranlık yakaladı. Evren’in inceleneceği bir gece için teleskoplar kullanıma hazırlanırken fotoğrafta VLT’nin çevresi dikkati çekiyor. VLT, 8.2 metre çapında ana aynaları ile dört Birim Teleskop ‘tan ve görüntünün sol köşesinde görülebilen dört hareketli 1.8 metre Yardımcı Teleskop’tan (AT) oluşan dünyanın en güçlü ve gelişmiş optik teleskopudur.
Teleskoplar ayrıca tek bir dev teleskop gibi gökbilimcilerin olası en iyi detayları gözleyebilmesini sağlayan ESO Çok Büyük Teleskop İnterferometresi (VLTI) olarak bir arada çalışabilmektedir. Bu yapılandırma sadece yılda sınırlı sayıdaki gecede kullanılır. 8.2 metrelik Birim Teleskop’lar çoğu zaman ayrı ayrı kullanılıyor.
Son 13 yıldan beri, VLT’nin gözlemsel gökbilimde çok büyük bir etkisi vardır. VLT’nin ortaya çıkması ile Avrupa gökbilim topluluğu yeni bir keşif dönemi yaşadı. Bu keşiflerden en dikkati çekenleri, ESO’nun En iyi 10 Gökbilimsel Keşfinin en iyi üçünden ikisi olan Samanyolu’nun merkezindeki karadeliğin yörüngesindeki yıldızların izleri ve güneş sistemi dışında bulunan gezegenin ilk görüntüsüdür.
VLT’nin dört Birim Teleskopu adını Şili ve Arjantin’deki yerli halkın kullandığı eski bir yerli dili olan Mapuçe dilindeki göksel nesnelerden almaktadır. Soldan sağa doğru, Antu (UT1; Güneş), Kueyen (UT2; Ay), Melipal (UT3; Güneyhaçı) and Yepun (UT4; Venüs) görülmektedir.
Bu fotoğraf ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekilmiştir.
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
ALMA ve Yıldızlı bir Gece —Keyifli bir Seyirlik
Geceleyin açık bir gökyüzü her zaman keyifli bir seyirliktir. Ancak Şili’nin And Dağları’nda 5000 metre yükseklikte bulunan ve gökbilim gözlemleri için dünyanın en iyi yerlerinden biri olan Chajnantor Platosu’nda bulunuyorsanız, hayatınız boyunca hatırlayacağınız bir deneyim yaşayabilirsiniz.
Chajnantor’a ait bu panoramik görüntü; geceleyin, nefes kesici, yıldızlı bir gökyüzüne bakan Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi’nin (ALMA) antenlerini gözler önüne sermektedir.
Ön planda, ALMA’nın beraber çalışan antenlerini görebiliriz. Plato, kullanılan geniş açılı lens etkisi nedeniyle bükülmüş görünüyor. ALMA; milimetre ve milimetre-altı dalga boylarında Evreni incelemek için dünyanın en güçlü teleskopudur. ALMA’nın inşası 2013 yılında tamamlanacak ve yerleşkede toplam 66 adet yüksek hassasiyete sahip anten işletilecektir. Şu anda teleskop, Erken Bilim Gözlemlerinin ilk aşamasındadır. İnşaatının tamamlanmamış olmasına rağmen, teleskop olağanüstü sonuçlar üretmekte, diğer bütün milimetre-altı dizgelerden daha iyi çalışmaktadır.
Gökyüzünde, antenlerin üzerinde, sayısız yıldız, uzaktaki değerli taşlar gibi parlamaktadır. Aralarında iki tanıdık gökcismi göze çarpmaktadır. Bunlardan ilki, görüntüyü taçlandıran Ay’dır. İkinci olarak, ayın parıltısının gölgesinde kalan, gökyüzünde uzanan puslu kuşak Samanyolu’nu fark etmek mümkündür. Arka plandaki yıldızlardan gelen ışığın kesildiği kuşak içerisindeki karanlık bölgeler yıldızlararası tozdur.
Bu fotoğraf, ESO’nun Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi tarafından çekilmiştir. Babak; geceleri arka fonda, en güzel gök harikaları ile dünyanın önemli yerlerinde büyüleyici fotoğraflar ve zaman atlamalı videolar koleksiyonu yaratan ve sergileyen uluslararası bir proje olan The World At Night’ın (Geceleyin Dünya) kurucusu ve öncüsüdür.
Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA’nın inşasını ve faaliyetlerini Avrupa adına ESO, Kuzey Amerika adına Ulusal Radyo Gökbilim Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya adına Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) yürütmektedir. ALMA Ortak Gözlemevi (JAO), ALMA’nın inşası, devreye alınması ve işletilmesi için yönetim ve birleşik liderlik sağlamaktadır.
Bağlantılar
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Santiyago’da Değişmeyen Bir Korunak — Önceden ve Şimdi ESO Konukevi
ESO bu sene 50.yılını tamamlıyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için tarihimize kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan haftanın 'önceden ve şimdi' özel fotoğrafı La Silla ve Paranal gözlem yerleşkesinde, ESO'nun Şili Santiago'daki tesislerinde ve Almanya Garching Münih'teki merkez ofisinde yıllar içinde her şeyin nasıl değiştiğini göstermektedir.
Bu ay, ESO’nun yılllardır hemen hemen hiç değişmemiş hissi veren bir bölümünü gösteriyoruz. Santiago’ya uzun bir kıtalararası uçuştan veya teleskoplarda gözlem yapılırken gece vardiyasından sonra, bir sonraki seferden önce kendine gelmek ve dinlenmek için rahat bir dinlenme yerinden daha iyi ne olabilir? Organizasyonun ilk yıllarından beri, Santiago’daki ESO’nun Konukevi Şili’deki gözlemevi alanındaki ziyaretçiler için tam olarak bunu sağlamaktadır. Bu ay ki önceden ve şimdi fotoğraflarımız konukevi salonunun 1996 yılındaki ve günümüzdeki halini gösteriyor.
Konukevi Şili’nin başkentinin sakin bölümünde büyük bir villadır. Avrupa ile uzak gözlemevi alanı arasındaki uzun yolculukta hoş ve davetkâr bir dinlenme yeri olarak ESO personeli ve ziyaretçi gökbilimciler arasında meşhurdur. Paranal, La Silla veya Chajnantor’a gelen hemen hemen tüm Avrupalı gökbilimciler büyük olasılıkla konukevine uğramışlardır. Burada yolculuğun yorgunluğundan kurtulabilirler, üye gökbilimciler ile konuşulabilirler, gözlem süreçlerini hazırlayabilirler, belki de yeni gelenler gece güney gökyüzüne ilk kısa bir bakışlarını yapabilirler.
1964 başları gibi Santiago’da ESO aktivitelerinin artmasıyla ESO otellere bağlı kalmak zorunda olmasın diye şehirde kalınacak bir yer edinilmeye karar verildi. Konukevinin satın alınması 1965 Mart ayında tamamlanmıştır ve ilk başlarda hem yönetim ofisi hem de ziyaretçiler için ufak bir ev gibi kullanılıyordu. Ancak 1970’lerin başında resmi ESO ofisleri özellikle seyahat yorgunu gökbilimciler ve diğer personelin konforu ve rahatlığı için kullanılmasını imkân veren şehirden birkaç kilometre uzaktaki Vitacura’da ki yeni binasına taşındı.
Bu iki fotoğraflarda görülebileceği gibi konukevi yıllar boyunca çok değişmedi. Kablosuz internet artık erişilebilir ve daha modern bir kahve makinesi temin edilmiş, ama konukevi sakin ve huzurlu bir korunak olarak duruyor. Çok zor ve yorucu olan yine de heyecan verici gece gözlemlerinin ve belki de yeni büyük bir keşfin çözülmesi ve hazırlanması için harika bir yer.
Bağlantılar
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Şaşırtıcı bir Süperkabarcık
Bu renkli, yeni görüntü; Samanyolu'nun küçük bir uydu gökadası olan Büyük Macellan Bulutu'nda LHA 120-N44 [1] bölgesinde yıldız oluşumunu göstermektedir. Bu fotoğrafta, ESO'nun Şili'de bulunan La Silla Gözlemevi'ndeki MPG/ESO 2.2-metre teleskopundan görünür ışık görüntüsüyle, yörüngedeki uydu gözlemevlerinden kırmızı-ötesi ve X-ışını görüntüleri birleştirilmiştir.
Gaz, toz ve genç yıldızlarla dolu olan bu çok zengin bölgenin ortasında NGC 1929 yıldız kümesi uzanır. Bu yıldız kümesinin iri yıldızları, yoğun radyasyon üretir, yıldız rüzgârları şeklinde çok hızlı madde atar ve kısa ama muhteşem bir yaşam sonunda süpernova olarak patlarlar. Rüzgârlar ve süpernova şok dalgaları, çevredeki gaz içerisinde süperkabarcık olarak adlandırılan muazzam bir kabarcık oluşturmuştur.
NASA'nın Chandra X-ışın Gözlemevi ile yapılan gözlemler (burada mavi renkte görülmektedir), bu rüzgâr ve şok dalgalarıyla oluşan sıcak bölgeleri ortaya koyarken, NASA'nın Spitzer Uzay Teleskopu'ndan (kırmızı renk) alınan kırmızı-ötesi veriler, toz ve daha soğuk gazların bulunduğu yerleri gösterir. MPG/ESO 2.2-metre Teleskopu'ndan (sarı renkte) alınan görünür ışık görüntüsü resmi tamamlayarak, sıcak genç yıldızların yanı sıra çevrelerinde parlayan gaz ve toz bulutlarını da göstermektedir.
Bu etkileyici bölgeden alınan farklı görüntülerin birleştirilmesi, bir gizemin gökbilimciler tarafından çözülmesini sağlamıştır: N44 ve benzeri süperkabarcıklar neden bu kadar güçlü X-ışını yayıyor? Bunun cevabı, parlak X-ışını emisyonunun iki ekstra kaynağa sahip olmasında yatıyor olabilir: kabarcık duvarlarına çarpan süpernova şok dalgaları ve buralardan buharlaşan sıcak madde. Süperkabarcığın kenarından bu X-ışını emisyonu fotoğrafta net olarak görülüyor.
Bağlantılar
Notlar
[1] Bu gökcisminin numaralandırılması, Amerikan Gökbilimci-Astronot Karl Henize (1926–1993) tarafından 1956’da derlenen ve yayınlanan Macellan Bulutları’nda H-alfa emisyon yıldızları ve bulutsusu kataloğunda yer aldığını gösterir. “N” harfi, bulutsu (nebula) olduğunu belirtir. Bu gökcismi genellikle N44 olarak adlandırılır.
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Paranal’da Günbatımı
Biraz önce Cerro Paranal'ın zirvesinden harika bir günbatımı izlediğinizi hayal edin. Atacama Çölü gecenin karanlığında sessizce gözden kaybolurken ESO'nun Çok Büyük Teleskopu (VLT) güçlü gözlerini Evren'e açar. Bu olağanüstü 360 derece panorama sayesinde VLT platformunun güney kenarının yakınında durup günbatımını izlerken göreceğin görüntüyü hayal edebilirsiniz.
Ön tarafta, VLT'nin dördüncü Yardımcı Teleskopu (AT4) açılıyor. Onun solunda, Güneş her zaman ki gibi Paranal yüksekliğinin altında kalan bulutlarla kaplanmış Pasifik Okyanusu'na doğru hareket ediyor. Platformun geri kalan bölümünde, diğer üç Yardımcı Teleskop 8.2 metrelik dört Birim Teleskop'un büyük binalarının önünde görülmektedir. Son olarak, konukevi ve diğer kamp tesisleri de biraz ötede resmin sağ kenarına yakın görülebilir.
Gece başlarken, derin bir sessizlik içinde ancak rüzgar veya bu dev makinelerin sakin hareketleri ile kesilen derin düşüncelere daldığını hayal edin. Hareket halindeki Güneş'in yönünde platform seviyesinin hemen altında dağın yamacında bulunan VLT Kontrol Binası'nda yoğun bir çalışmanın sürdüğüne inanmak zor. Orada gökbilimciler ve teleskop operatörleri gecenin ilk gözlemlerine başlıyorlar.
Bağlantılar
- Bu panorama ve diğerleri, Paranal ve Armozones'in enfes bir sanal turunun parçası olarak aşağıdaki adreste görülebilir.
http://www.eso.org/public/outreach/products/virtualtours/armazones.html - Daha fazla ESO sanal turlarına aşağıdaki adresten ulaşılabilir.
http://www.eso.org/public/outreach/products/virtualtours
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Yıldızlı Gökyüzünü Tarayan Lazer Rehber Yıldız
Julien Girard tarafından çekilen bu muhteşem görüntüde, ESO’nun Çok Büyük Teleskopu’ndan (VLT) çıkan güçlü bir lazer ışını, Şili’de bulunan Atacama Çölü'nün üzerindeki gökyüzünü tarıyor. 30 dakikalık poz süresi boyunca Dünya'nın dönüşü ve buna göre ayarlandığından lazerin hareketi, ışının yelpaze gibi açılmasına neden oluyor. Aynı sebeple renklerinde küçük farklılıklar gösteren yıldızlar da eğri çizgiler halinde uzamıştır.
Lazer; 90 kilometre yukarıda, Dünya'nın atmosferindeki sodyum atomlarının parlamasını sağlayarak bir ışık noktası, yapay bir yıldız yaratmak için kullanılıyor. Bu yapay rehber yıldızın ölçümleri, uyarlanabilir optik adıyla bilinen bir teknik olarak gökbilim gözlemlerinde atmosferin bulanıklaştırma etkisini gidermek için kullanılır. Yeterince parlak doğal yıldızlar uyarlanabilir optik olarak kullanılabilirken, gerektiğinde bir lazer rehber yıldızın da konumlandırılabilmesi, uyarlanabilir optiklerin gökyüzünün daha büyük bir kısmında yer alan hedefler için kullanılabileceği anlamına gelir.
Bu fotoğrafta, VLT’nin 8.2-metre Birim Teleskoplarının dört büyük kubbesi, arkadaki daha küçük olan VLT Tarama Teleskopu'yla birlikte görülmektedir. Julien, Şili’deki ESO VLT’de çalışan bir gökbilimcidir. Bu fotoğrafın çekildiği gece, en sağdaki Birim Teleskopu’nda gece gözlemcisiydi ve kontrol binasına dönerek gözleme başlamadan önce, sabit bir üç-ayak üzerine kamerasını kurma fırsatını buldu.
Teleskoplar arasında platform üzerinde yürüyen insanların oluşturdukları silik ışık izleri görülebilirken, uzun poz süresi boyunca teleskop binalarının hareketleri de bir karaltı halinde görülüyor.
Jülien bu fotoğrafı ESO Fotoğraflarınız Flickr grubuna gönderdi. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçirilmekte ve popüler Haftanın Görüntüsü serimizde veya galerimizde yayınlanan en iyi fotoğraflar seçilmektedir. 2012 yılında, ESO’nun 50. Yıldönümünün bir parçası olarak ESO ile ilgili tarihi görüntüleriniz de kabul edilmektedir.
Bağlantılar
- Julien Girard'ın açıklmasıyla bu fotoğraf
- Julen Girard Flickr sayfası
- ESO Fotoğraflarınız Flickr grubu
- ESO Fotoğraflarınız duyurusu
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Avcı ALMA'ya Eşlik Ederken
Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi (ALMA) antenlerinin üzerindeki Avcı takımyıldızı, Şili’nin karanlık gökyüzünde parlarken dizgeye eşlik ediyor. Belirgin kum saati şekli ve merkezinde bulunan avcı kemerinin (orion kuşağı) üç parlak yıldızı ile takımyıldızı kolaylıkla tanınabilir. Güney yarımküre’den çekilen bu görüntü kemerin üstündeki avcının kılıcını gösteriyor. Kılıç gökyüzünün en heyecan verici özelliğinden biri olan ortasındaki yıldız gibi görülen avcı bulutsusunun evidir. Bu bulanık belli belirsiz bulutsu iyi koşullar altında çıplak gözle görülür.
Görüntüde görünen üç ALMA anteni toplam 66 antene sahip olan ALMA dizgesinin sadece küçük bir bölümünü gösteriyor. ALMA 16 kilometreden fazla mesafeye yayılmış olan antenlerinden gelen sinyalleri tek bir dev teleskop oluşturmak için interferometre olarak adlandırılan tekniği kullanarak bir arada topluyor. Yapımı 2013 yılına kadar sürecek olması nedeniyle tamamlanmamış olmasına rağmen, ilk bilimsel gözlemler antenlerin bir kısmı ile 2011’in sonlarında başladı.
Şili And dağları eteklerinde 5000 metre yükseklikte bulunan dünyanın en kurak bölgelerinden biri olan Chajnantor platosunda, ALMA üstün gözlem koşullarını garanti etmektedir. Chajnantor gibi yüksek ve kurak bölge ALMA’nın gözlemlemek için tasarlandığı ışığın milimetre ve milimetre-altı dalga boyunu dünya atmosferindeki su buharı ve oksijenin kuvvetlice soğurabilmesi için gereklidir.
Bu fotoğraftaki antenler biraz daha aşağıdaki 2900 metre rakımda kurulmuş olan ALMA’nın Operasyon Destek Tesisi’nde test ediliyor. Önce test edilip ve tam olarak donatıldıktan sonra yüksekteki Chajnantor platosuna çalışmaya başlamak üzere taşınıyor.
Bu görüntü ESO fotoğraflarınız Flickr grubuna fotoğraf gönderen Adrian Russell tarafından çekildi. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçirilmekte ve en iyi fotoğraflar Haftanın Görüntüsü serimizde veya galerimizde yayınlamak üzere seçilmektedir. 2012’de ESO’nun 50.yıl dönümünün bir parçası olarak ESO ile ilgili tarihi görüntülerinizi de bekliyoruz.
Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA'nın yapımı ve operasyonları Avrupa'yı temsilen Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), Kuzey Amerika'yı temsilen Ulusal Radyo Gökbilim Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya'yı temsilen Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) tarafından sürdürülmektedir. ALMA Gözlemevi Ortaklığı (JAO) birleşik liderliği ve ALMA'nın yapımını, işletilmesini ve operasyonlarının yönetilmesini sağlamaktadır.
Links
- Adrian Russell’ın Flickr fotoğrafları
- Bu fotoğrafın Flickr'daki sayfası
- ESO Fotoğraflarınız Flickr grubu
- ESO Fotoğraflarınız duyurusu
- ESO sayfasında ALMA hakkındaki bilgiler
- Ortak ALMA Gözlemevi
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Toprak Yoldan Dünyanın Önde Gelen Gözlemevine
ESO bu sene ellinci yılını dolduruyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için ESO tarihine kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan, özel bir 'Önceden ve Şimdi' karşılaştırması sunan Haftanın Görüntüsü (Picture of the Week); La Silla ve Paranal Gözlemevi yerleşkelerinin, ESO'nun Şili Santiago'da bulunan ofislerinin ve Almanya Garching Münih'teki merkez ofisinin onlarca yıl içerisinde nasıl değiştiğini gösteriyor.
Bu iki fotoğraf; 1987 yılında ve günümüzde görüldüğü şekilde, kuzey Şili’deki Cerro Paranal’ın zirvesini görüntüleyerek Paranal Gözlemevi’nin girişini gösteriyor.
Cerro Paranal Bölgesi, ilk olarak 1983 yılında, o zamanın ESO Genel Müdürü Lodewijk Woltjer’in (Daha fazla bilgi için The Messenger, No. 64, sf 5–8’e bakınız) de içinde yer aldığı bir ekip tarafından gelecekte kurulması planlanan Çok Büyük Teleskop (VLT) için muhtemel yerleşke olarak keşfedilmişti. 1987 yılında, zirveye doğru uzanan bir toprak yol yapılmış ve koşulları izlemek için daimi bir istasyon kurulmuştu. Tarihi fotoğraf, o zamanın görüntüsünü göstermektedir.
Yerleşke test sonuçları son derece iyiydi; buradaki koşullar, ESO’nun La Silla Gözlemevi veya yapım aşamasındaki diğer yerleşkelerden açıkça çok daha iyiydi. Bunun sonucunda, Aralık 1990’da ESO Konseyi tarafından VLT’nin Paranal üzerine kurulması kararı alındı (eso9015’e bakınız).
Bu tarihi fotoğraf çekildiğinden beri geçen 25 yıl içerisinde Paranal çok değişti. Dağın zirvesi düzeltildi, kaliteli bir yol yapıldı ve gözlemevi teleskopları inşa edildi. Günümüzde çekilen fotoğrafta, eksiksiz ve tam teşekküllü bir gözlemevi kurulduğu görülebilir. Şimdi zirvede 8.2-metre VLT Birim Teleskoplarının yanı sıra interferometri için kullanılan dört adet daha küçük 1.8-metre Yardımcı Teleskop ve 2.6-metre VLT Tarama Teleskopu bulunmaktadır. Girişte, gözlemevi üssünü oluşturan pek çok bina inşa edilmiştir. Karşı yönden dağın tepesinden üsse bakan bir görüntü için, daha önce yayınlanmış olan Haftanın Görüntüsü potw1230’e bakınız.
Bağlantılar
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Kırmızı Yıldız Kozaları
Dünya üzerinde kozalar yeni bir hayat ile ilişkilendirilir. Uzayda da “kozalar” vardır ancak içindeki krizalitin güveye dönüşmesi için koruma sağlamaktan ziyade yeni yıldızların doğum yeri olarak işlev görürler.
Bu resimde görülen ESO’nun Yeni Teknoloji Teleskopu’nda bulunan EFOSC2 cihazı ile çekilen kırmızı bulut, yıldız oluşum bölgelerinden birine mükemmel bir örnektir. Yaklaşık 10 bin ışık-yılı uzaklıktaki ve yaklaşık 9 ışık-yılı genişliğindeki bu bulut RCW 88 olarak adlandırılır. Güvenin kozası gibi ipekten oluşmamıştır ama yeni oluşan yıldızları parlak hidrojen gazı sarmaktadır. Hidrojen gazı kendi çekimi altında çöktükçe yeni yıldız oluşumları meydana geliyor. Işıltıyla parlamakta olan bazı daha gelişmiş yıldızlar, bulutun içine dikkatle bakıldığında tam olarak görülebilir.
Bu genç sıcak yıldızlar yüksek enerjilidir ve buluttaki hidrojen atomlarından elektronları koparır, pozitif yüklü proton parçacıklarını bırakarak yüksek miktarda mor ötesi ışınım yayar. Elektronlar protonlar tarafından tekrar yakalandığı için karakteristik kırmızı parıltılı H-alfa ışığı yayabilirler.
Bu yıldız oluşum bölgelerinin bulunmasında gökyüzü boyunca H-alfa filtresi ile gözlem yapmak gökbilimciler için en kolay yoldur. Bu görüntünün elde edilmesinde kullanılan dört filtreden biri özel bir H-alfa filtresiydi.
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Yukarıdan Paranal Yerleşkesi
Uygun bir görüş açısından aşağıya, Şili’nin Atacama Çölü’nde bulunan Cerro Paranal üzerindeki ESO’nun Çok Büyük Teleskop’una (VLT) baktığınızda, gözlemevi yerleşkesinin uzandığını görürsünüz. Dağ üzerinde çalışanlar için bir cennet olan Paranal Konutu, çatısının üzerinde kubbesiyle merkezin yanında görülebilir. Konutun solunda, yolun diğer tarafında, yerleşkenin spor salonu ve salonun solunda, dev VLT aynalarının periyodik olarak temizlendiği ve yeniden kaplandığı yer olan Ayna Bakım Binası (MMB) bulunmaktadır. MMB’nin arkasında, yerleşkenin elektrik santrali ve onun da solunda mekanik atölye binası yer alır. Dağın yamacında, ön planda kıvrılan Yıldız İzleri, Konuttan zirveye doğru yürüme yoludur.
Güneş, yerleşkenin üzerinde bıraktığı güzelim turuncu ışığıyla bu fotoğraf çekilmeden yaklaşık on beş dakika önce batmıştır. Bu alacakaranlık, tepelerde hafif gölgeler yaratarak büyük bir derinlik algısı oluşmasını sağlar. Gün boyunca doğrudan günışığının sürekli ışık kontrastları oluşturması sebebiyle Paranal’da bu tür bir manzara, yalnızca “altın saatler” olarak adlandırılan güneşin doğuşundan önce veya güneşin batışından sonra görülebilir.
Bu panoramik fotoğraf, ESO Fotoğraf Elçisi Gerhard Hüdepohl tarafında çekilmiştir.
Bağlantılar
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Hareket Halinde Bir ALMA Anteni
Bu fotoğraf, Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi’nin (ALMA) 12 metre çapındaki Avrupa antenlerinden birinin proje kapsamında Operasyon Destek Tesisi’nde gerçekleştirilen taşınma işlemini gösteriyor. Fotoğraf çekildiğinden beri bu anten ve onun gibi diğerleri ALMA’nın kısmi dizge ile bilimsel gözlemlere başlaması nedeniyle faaliyete girmiştir (bakınız eso1137). ALMA gözlemlerinin bir sonraki aşaması için yapılan teklif çağrısı çok yakında, 12 Temmuz Salı günü sona erdi. Tüm dünyadaki gökbilimcilerden 1100’ü aşkın gözlem önerisi alındı.
ALMA gözlemlerini 5000 metre yüksekliğindeki Chajnantor Platosu’nda yapmaktadır. İnşaat tamamlandığında, ALMA 16 kilometreden fazla alana yayılmış, 12 ve 7 metre çapında yüksek hassasiyetli 66 antenlik bir dizgeye sahip olacak ve 0.32’den 3.6 milimetreye kadar dalga boyu aralığında tek bir teleskop olarak çalışacak. 66 antenin yarısından fazlası hali hazırda Chajnantor’dadır (bakınız ann12035). 25 ALMA anteni Avrupa AEM Konsorsiyumu ile ESO arasındaki sözleşme vasıtasıyla, 25 anten Kuzey Amerika tarafından ve 16 tanesi Doğu Asya tarafından sağlanmaktadır.
Her biri yaklaşık 100 ton ağırlığındaki antenler Şili’nin 2900 metre yüksekliğindeki Atacama bölgesinde bulunan Operasyon Destek Tesisi’nde birleştirildi ve test edildi. Bu antenler, özel olarak tasarlanmış 28 tekerlek üzerinde hareket eden, 10 metre genişliğinde, 20 metre uzunluğunda, 6 metre yüksekliğinde, 130 ton ağırlığında ve iki Formula 1 motoru kadar güçlü olan devasa araçlar iki ALMA anten taşıyıcısının yardımıyla oradan deniz seviyesinden 5000 metre yukarıdaki Chajnantor platosuna taşındı. İlk Avrupa anteninin 2011 yılı Nisan ayında gözlemevine teslim edildiği zaman çekilen bu fotoğraf, Otto isimli taşıyıcılardan birini gösteriyor.
Uluslararası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA'nın yapımı ve operasyonları Avrupa'yı temsilen Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), Kuzey Amerika'yı temsilen Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya'yı temsilen Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) tarafından sürdürülmektedir. ALMA Gözlemevi Ortaklığı (JAO) birleşik liderliği ve ALMA'nın yapımını, işletilmesini ve operasyonlarının yönetilmesini sağlamaktadır.
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Kedi Pençesi Yeniden İnceleniyor
Kedi Pençesi Nebulası, uzman amatör astronomlar Robert Gendler ve Ryan M. Hannahoe tarafından 2.2-metre MPG/ESO teleskopundan alınan bir poz kombinasyonuyla yeniden görüntülendi. Nebulanın kendine özgü şekli; yıldızlı, karanlık bir gökyüzünde kızılımsı pofuduk bulutlar halinde görülüyor.
Bu görüntü, Gendler ve Hannahoe tarafından 0.4-metre teleskopundan alınan 60 saatlik pozların Şili’deki La Silla Gözlemevinin MPG/ESO 2.2-metre teleskopundan alınan gözlem görüntüleri (ESO Fotoğraf Yayını eso1003’e bakınız) ile birleştirilmesinden oluşmuştur.
2.2-metre MPG/ESO teleskop gözlemlerinin çözünürlüğü, amatör ve profesyonel teleskoplardan alınan verilerin güzel bir kombinasyonunun oluşturulması için Gendler ve Hannahoe’nun gözlemlerinden elde edilen renk bilgisiyle (ışıklılık veya parlaklıkları kullanılarak) birleştirilmiştir. Örneğin; ESO verileri en ince ayrıntıya kadar görüntüye katkı sağlarken, orijinal ESO görüntüsünde görülmeyen merkezi bölgedeki donuk mavi bulutluluk, ek renk bilgisi sayesinde ortaya çıkmıştır. Bu şekilde, parçalarının toplamından çok daha fazlası olan bir görüntü elde edilmiştir.
İyi adlandırılmış olan Kedi Pençesi Nebulası, (NGC 6334 olarak da bilinir) Akrep (Scorpius) Takımyıldızı doğrultusunda bulunmaktadır. Gökyüzünde Samanyolunun merkezine yakın görünse de, yaklaşık 5500 ışık yılı uzaklıktaki Dünyaya göreceli olarak yakındır. Son birkaç milyon yıl içinde oluşan genç, büyük ve parlak mavi yıldızlar içeren, 50 ışık yılı genişliğindeki nebula, gökadamızın en aktif yıldız oluşum bölgelerinden biridir. Muhtemelen, nebulanın içerisinde, bazıları görülebilen ve diğerleri gaz ve toz bulutları içinde gizlenen onbinlerce yıldız barınmaktadır.
Bağlantılar
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Gökbilimciler için bir Vaha — Önceden ve Şimdi ESO’nun Paranal Konukevi
ESO bu sene 50.yılını tamamlıyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için tarihimize kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan haftanın 'önceden ve şimdi' özel fotoğrafı La Silla ve Paranal gözlem yerleşkesinde, ESO'nun Şili Santiago'da bulunan ofisinde ve Almanya Garching Münih'teki merkez ofisinde yıllar içinde her şeyin nasıl değiştiğini göstermektedir.
Şubat 2002’den bu yana (bkz eso0205) Paranal Konukevi ESO’nun en iyi gözlemevi alanında vardiyalı çalışanlara kalacak yer sağlamaktadır. Şili’nin Atacama Çölü’nde bulunan Paranal, ESO’nun Çok Büyük Teleskop’unun (VLT) evidir. Bu ay, her ikisi de ESO fotoğraf elçisi Gerhard Hüdepohl tarafından çekilen önceden ve şimdi fotoğraflarımız bize çölde bu vahanın nasıl yapıldığı hakkında eşsiz bir görünüm vermektedir.
Tarihi fotoğraf konukevinin 2000 yılının sonlarına doğru yapım aşamasını gösteriyor. Yapıyı Alman mimarlık firması Auer+Weber tasarlamıştı ve L şeklinde bir kısmı yeraltında kurulmuştur. Yapının malzemeleri manzara ile uyum içinde olması için çöl ile aynı renge sahiptir ve kısmen tamamlanmış konukevinin merkezi bulutsuz gökyüzüne açılan taş sıralar ile amfi tiyatroyu anımsatıyor.
Günümüzde ise konukevi oldukça farklı görünüyor! Yeraltındaki bölüme rağmen binanın özgün tasarımı içeride açık alan hissi veriyor. Ana salonun 35 metre genişliğinde cam kaplı kubbe şeklinde tavanı doğal gün ışığının içeri girmesini sağlıyor. 2000 yılının işe yaramayan amfi tiyatrosu alt bölümde havuz ile yemyeşil bir tropik bahçe gibi yeniden inşa edilmiş. Bahçe ve havuz, Dünya’daki en kurak yerlerden biri olan bu bölgede çalışan insanların rahat nefes almasını sağlamak için içeride ki nem oranını artıracak şekilde tasarlandı.
Konuk evinin ünü eşsiz tasarımı sayesinde gökbilim topluluğundan daha öteye yayıldı. Örneğin, 2008 yılında James Bond serisi olan Quantum of Solace filminin önemli sahnelerinde konukevi “Perla de las Dunas” oteli olarak yer aldı [1]. 2009’da İngiliz Guardian gazetesi tarafından son on yılın en iyi on binasından biri seçildi (bkz ann0940) ve 2012 yılında Paranal Gözlemevi ve konukevi Land Rover’ın reklam kampanyasında “Mükemmel Yerler” olarak gösterildi (bkz ann12008).
Notlar
[1] James Bond Cerro Paranal’da hakkında daha fazla bilgi için bakınız eso0807, eso0838, ve http://www.eso.org/public/outreach/bond/BondatParanal.html
Bağlantılar
- Tarihi görüntü
- Günümüz görüntüsü
- Yana yana birleşik tarihi ve günümüz görüntüleri
- ESO Fotoğraf Elçileri
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Mars, 2099?
Soğuk, karanlık bir gecede yapay ışıklarla kaplı dar bir yol, Mars üzerinde kurak bir çölün ortasında bulunan yaşlı bir dağın tepesinde insanlığa ait yalnız bir keşif koluna kıvrılıyor. Ya da en azından bir bilim kurgu tutkunu bu olağanüstü manzarayı böyle betimleyebilir.
Aslında bu fotoğraf, Dünya üzerinde bulunan ve ESO’nun Çok Büyük Teleskopu’na (VLT) ev sahipliği yapan Paranal Gözlemevi’ni gözler önüne seriyor. Yine de bu görüntüyü, muhtemelen bu yüzyılın sonlarında Mars’ın geleceğinin görüntüsü olarak hayal etmek hiç de zor değil. Tam da bu nedenle; Julien Girard, çektiği bu fotoğrafı “Mars 2099” olarak adlandırıyor.
ESO’nun 2600 metre yükseklikteki Paranal Gözlemevi, Dünya’nın en kurak ve en ıssız bölgelerinden biri olan Şili’deki Atacama Çölü’nde bulunuyor. Bölgenin doğal görünümü Mars’ı o kadar andırıyor ki; Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve NASA, Mars gezginlerini bu bölgede test ediyor. Mesela; ann12048’de görüleceği üzere bir ESA ekibi, geçtiğimiz günlerde kendinden kumandalı Arayıcı gezgini test etti.
Bu görüntü, yan zirvedeki VISTA Tarama Teleskopu’ndan VLT’ye güneybatı yönünde bakılarak gün ağarırken çekilmiştir. Batıda, Paranal Dağı’ndan yaklaşık 12 kilometre uzaklıkta bulunan Pasifik Okyanusu yer alıyor. Paranal Dağı’nın zirvesinden yükselen Samanyolu, güney gökyüzünün belirgin bir işaretini taşıyan Güneyhaç Takımyıldızı ile birlikte görülebilir.
Paranal’da ayın görülmediği gecelerde gökyüzü o kadar net ve karanlık olabilir ki, sadece Samanyolu’nun ışığı bile gölgeler yaratmaya yeter. ESO bu bölgeyi bu nedenle VLT’nin yerleşkesi olarak seçmiştir ve böylece bu gözlemevi dünyadaki en iyi gözlem koşullarından faydalanmaktadır.
Julien Girard, Şili’deki ESO VLT’de çalışan bir gökbilimcidir. Bu fotoğrafı Your ESO Pictures Flickr group’a (ESO Fotoğraflarınız Flickr grubu) sunmuştur. Flickr grubu düzenli olarak gözden geçirilmekte ve popüler Picture of the Week (Haftanın Fotoğrafı) serimizde veya galerimizde yayınlanan en iyi fotoğraflar seçilmektedir. 2012 yılında, ESO’nun 50. Yıldönümünün bir parçası olarak ESO ile ilgili tarihi görüntüleriniz de kabul edilmektedir.
Bağlantılar
- ESO duyurusu, “Self-steering Mars Rover tested at ESO’s Paranal Observatory”
- STFC basın bülteni, “Revolutionary navigation system for future Mars rovers”
- This photograph, with annotations, on Julien Girard’s Flickr sayfasındaki açıklamalı hali
- Julien Girard’s Flickr sayfası
- “Your ESO Pictures” Flickr grubu
- "Your ESO Pictures" duyurusu
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Yepun’un Lazeri ve Macellan Bulutları
Yeryüzünde bulunan teleskoplarla gök cisimlerini gözlemlerken bulanık görüntüye neden olan Dünya’nın atmosferi gökbilimcilerin en önemli düşmanlarından biridir. Bu durumu önlemek için, gökbilimciler uyarlanabilir optik olarak adlandırılan teknikle saniyede yüzlerce defa şekil değiştirerek atmosferik etkileri düzeltebilen bilgisayar kontrollü aynaları kullanmaktadırlar.
Bu muhteşem görüntü ESO’nun Çok Büyük Teleskop’unun (VLT) 8.2-metrelik dördüncü teleskopu olan Yepun’u [1] güçlü bir sarı lazer ışınını gökyüzüne gönderirken gösteriyor. Işın, 90 km yükseklikte sodyum atomları katmanını uyararak Dünya atmosferinde parlak bir nokta — yapay bir yıldız — oluşturuyor. Bu Lazer Yönlendirmeli Yıldız (LGS) VLT’nin uyarlanabilir optik sisteminin bir parçasıdır. Yapay yıldızdan geri gelen ışık şekil değiştirebilen aynaları kontrolde ve atmosferin bozukluk etkilerini yok etmekte referans olarak kullanılarak sanki teleskoplar uzaydaymış gibi net gökbilimsel görüntüler üretir.
Yepun’un lazeri gökyüzünde ışıl ışıl parlayan tek şey değil. Lazer ışınının sol ve sağ taraflarında sırasıyla Büyük ve küçük Macellan Bulutları görülebilir. Bu yakındaki düzensiz cüce gökadalar güney yarıkürenin dikkat çeken nesneleridir ve çıplak gözle kolayca gözlenebilir. Büyük Macellan Bulutu’nun solundaki göze çarpan parlak yıldız Karina (Latince ’de gemi omurgası anlamına gelen) takımyıldızının en parlak yıldızı Kanopus, görüntünün üst sağ bölümüne doğru bakıldığında Eridanus (Irmak) takımyıldızının en parlak yıldızı Ağız (Achernar) görülmektedir.
Görüntü, ESO fotoğraf elçisi Babak Tafreshi tarafından çekilmiştir.
Notlar
[1] VLT’nin dört teleskopunun isimleri kızıldereli topluluğu olan Mapuçelerin Mapudungu dilindeki gök cisimlerinden gelmektedir. Birim Teleskopların (UTs) isimleri: Antu (UT1, Güneş); Kueyen (UT2, Ay); Melipal (UT3, Güneyhaçı); and Yepun (UT4, Venüs) anlamına gelmektedir.
Bağlantılar
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Çağlayan Samanyolu
Çoğu gökbilimsel fotoğraf, gökyüzünde çarpıcı manzaraları görüntüler ve bu fotoğraf bir istisna değildir. Ancak bu panoramanın sıra dışı bir özelliği var. ESO’nun Çok Büyük Teleskopunun (VLT) arkasında, çağlayan gibi dökülen veya belki de göklere duman gibi yükselen şeklinde betimleyebileceğimiz iki yıldız kuşağı görülüyor. Çünkü bu panorama en üst noktadan ufka kadar tam 360 derece bütün gök kubbeyi gözler önüne seriyor. Gördüğümüz iki kuşak gerçekte tek bir şerittir. Bu şerit, gökyüzünde ufuk boyunca yay şeklinde uzanan gökada düzlemimiz Samanyolu’dur. Gökyüzünün tamamının düz ve dikdörtgen bir görüntüye sığabilmesi için gerekli olan bozulma sebebiyle, tepede panoramanın üst kenarının tamamına yayıldığı görülmektedir.
Bu fotoğrafı anlayabilmek için; çevrenizde bir halka oluşturacak şekilde, sol uç tarafın sağ uç tarafla birleşmiş olduğunu ve üst kenarın tepenizde tek bir noktaya toplandığını hayal edin. Böylece, başınızın üzerindeki gök kubbeyi tamamen görebilirsiniz.
Fotoğrafın solunda; binanın tepesinde, gözlemevi rüzgâr tulumunun silueti görülebilir. Rüzgâr tulumunun solunda, Samanyolu Gökadasının bir komşusu olan Küçük Macellan Bulutunun parlak lekesi görülmektedir. Sağda ise; Samanyolu düzleminde Carina Bulutsusunun kırmızımsı parıltısı görülür. Onun üstünde; Güneyhaç Takımyıldızının yanında, Kömür Çuvalı Bulutsusunun karaltısı ve biraz yukarıda Alfa ve Beta Centaurinin iki parlak yıldızı bulunmaktadır. Görüntüde yer alan dört uzun bina, VLT’nin 8,2 metre çapındaki Birim Teleskoplarıdır (BT). Sağdaki iki BT arasında, VLT Tarama Teleskopunun diğerlerine göre daha küçük olan binası yer alır. Görüntünün sağında ise; ufkun üstünde, Venüs Gezegeni parlamaktadır.
Cerro Paranal Dağının zirvesinde bulunan VLT’nin yanı sıra gözlemevinin incelediği güzel gökyüzünü de görüntüleyen bu panorama, ESO Fotoğraf Elçisi Serge Brunier tarafından çekilmiştir. Nasıl VLT’nin en ileri teknolojisi evrene bakışımızı genişletiyorsa; Serge de, bir bakışta gözlerimizin görebildiğinden çok fazlası olan gökkürenin tamamını tek görüntüde yakalamak için en ileri fotoğraf teknikleri kullanmaktadır.
Linkler
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Yıllar Boyunca ESO’da Hesaplamalar - Teknolojideki İnanılmaz Gelişim
ESO bu sene 50.yılını tamamlıyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için tarihimize kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan haftanın 'önceden ve şimdi' özel fotoğrafı La Silla ve Paranal gözlem yerleşkesinde, ESO'nun Şili Santiago'da bulunan ofisinde ve Almanya Garching Münih'teki merkez ofisinde yıllar içinde her şeyin nasıl değiştiğini göstermektedir.
Bu ay ki fotoğraf çiftimiz ESO'da kullanılan hesaplama gücünün zamanla önemli ölçüde nasıl değiştiğini gösteriyor. Her iki fotoğrafta da ESO'nun bilgisayar sistemlerinin önünde Avusturya'lı Gökbilimci Rudi Albrecht gösteriliyor ama tarihler arasında onyıllar var.
1974 yılında ESO'nun Şili Santiyago ofisinde çekilen tarihi görüntüde, elinde kalem, uzyazıcının (tel ile bağlanan otomatik yazı makina sistemi) önünde dikkatle kodları inceleyen Albrecht'i görebilmekteyiz. La Silla Gözlemevi'nde bulunan ESO 1-metre teleskobuna [1] bağlı olan Spektrum Tarayıcı için yazılım üzerine çalışıyordu. Veriler yazıcının arkasında görülebilen Hewlett Packard 2116 mini bilgisayarı kullanılarak Santiyago'da işlendi. Bu hantal bilgisayar, bir işlemci ve olağanüstü 16 kilobayt manyetik-çekirdek hafıza (!) ile sonuçları ziyaretçi gökbilimcilerin kendi enstitülerindeki bilgisayarlarda yapacakları daha sonraki işlemlerde kullanılmak üzere hazır durumda manyetik teyp üzerinde depoluyordu.Teyp üzerindeki dosyaları işlemek için gereken bellek kullanılabilir bellekten daha büyüktü bundan dolayı Albrecht, Hewlett Packard Yazılım Merkezi'ne de katkıda bulunan bir sanal bellek sistemi geliştirdi.
Günümüz fotoğrafında, Albrecht ESO teleskoplarından alınan verilerin saklandığı ve paylaşıldığı Almanya Garching Münih'teki ESO merkez ofisindeki veri merkezinde görülüyor. 40 çekirdek işlemcili, 138 terabayt bellek kapasitesi ve 1974 yılında kullandığı makineden 5 milyon kat daha fazla kapasiteye sahip olan 83 gigabaytlık RAM rafların içine yerleştirilmiş sisteminin önünde duruyor. Hatta elinde tuttuğu tablet bilgisayar eski makineden daha iyi performans sahip ve kalem ve kâğıda modern bir alternatif.
Yıllar boyunca, ESO'nun bilgisayar sistemleri gözlemevinin teleskoplarından sel gibi gelen bilimsel verilerin üstesinden gelmek için gelişmektedir.Teleskop, dedektör ve bilgisayar teknolojisindeki ilerlemeler gözlemevlerinin daha çok sayıda görüntü, tayf ve kataloglar üretmesi anlamına gelmektedir. Örneğin, Paranal'daki iki tarama teleskobu, VST ve VISTA, yılda 100 terabayttan fazla veri üretiyor. Manyetik teyp ve 16 kilobayt bellek günlerinden çok farklı bir şekilde!
Notlar
[1] ESO 1-metre teleskobu 1994’de hizmetten çıkmıştır.
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
ALMA’nın Üzerinde Güney Samanyolu
ESO Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi, Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi (ALMA) antenlerinin bu olağanüstü görüntüsünü yakaladı. Bu fotoğrafta yer alan gökyüzünün zenginliği, Şili’nin Atacama Bölgesi’nde bulunan 5000 metre yükseklikteki Chajnantor Platosu üzerinde gökbilim açısından eşsiz koşullar sağlamaktadır.
Bu görüntü, Carina (Gemi Omurgası) ve Vela (Yelken) takımyıldızını gözler önüne sermektedir. Samanyolu’nun koyu, ince toz bulutları, orta üst soldan orta alt sağa doğru uzanıyor. Üst solda bulunan parlak turuncu yıldız Vela içerisindeki Suhail (Süheyl) iken, üst ortada bulunan benzer turuncu yıldız Carina içerisindeki Avior’dur. Bu yıldızların yanında “L” oluşturan üç mavi parlak yıldızdan soldaki iki yıldız Vela’ya ve sağdaki bir yıldız Carina’ya aittir. Ve görüntünün tam merkezinde bu yıldızların altında Carina Bulutsusu’nun pembe ışıltısı parlamaktadır (eso1208).
ALMA’nın Avrupa ortağı olan ESO, dizgeyi oluşturacak 66 antenden 25’ini sağlamaktadır. Dikkatli bir gözlemcinin “DA-43” ve “DA-41” işaretlerini üzerinde görebileceği, kameraya en yakın iki anten, bu Avrupa antenlerine örnek teşkil eder. ALMA dizgesinin tümünün inşasının 2013 yılında tamamlanacak olmasına rağmen teleskop, antenlerin kısmi bir dizgesiyle hâlihazırda gözlem yapmaktadır.
Babak Tafreshi, geceleri arka fonda yıldız, gezegen ve gök olayları ile dünyanın en güzel ve tarihi yerleşkelerinde büyüleyici fotoğraflar ve zaman atlamalı videolar koleksiyonu yaratan ve sergileyen bir program olan The World At Night’ın (Geceleyin Dünya) kurucusudur.
Uluslar arası bir gökbilim tesisi olan ALMA, Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bir Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığıdır. ALMA’nın inşasını ve faaliyetlerini Avrupa adına ESO, Kuzey Amerika adına Ulusal Radyo Gökbilim Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya adına Japonya Ulusal Gökbilim Gözlemevi (NAOJ) yürütmektedir. ALMA Ortak Gözlemevi (JAO), ALMA’nın inşası, devreye alınması ve işletilmesi için birleşik liderlik ve yönetim sağlamaktadır.
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Ay Işığında Chajnantor'daki Buzul Yapılar
ESO fotoğraf elçilerinden biri olan Babak Tafreshi Chajnantor platosunda bulunan Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizisi alanında ilginç bir olay görüntüledi. Bu tuhaf kar ve buz oluşumları penitenes (İspanyolcada "penitents") olarak bilinir. Fotoğrafta sağda görülebilen ay ışığı bu oluşumları aydınlatıyor. Karina Bulutsusu'nun kızılımsı parıltısı en solda ufka yakın görünürken, solda, gökyüzünün yükseklerinde, Büyük ve Küçük Macellan Bulutları belli belirsiz görülebilmektedir.
Penitenesler Şili And dağı gibi deniz seviyesinden 4000 metre yükseklikteki bölgelerde bulunan doğal harikalardır. Sivri uçları Güneş'i işaret eden genellikle kümeler halinde bulunan ince sivri uçlu ve keskin sertleşmiş kar veya buzlardır. Boyları kısa çimler gibi bir kaç santimetreden başlayarak beş metre üstüne kadar ulaşabildiği için çölün ortasında bir buz ormanı izlenimi veriyorlar.
Penitenes oluşumuna neden olan mekanizmanın detayları hala tam olarak anlaşılamamıştır. Yıllarca And insanları peniteneslerin And dağlarında hâkim olan kuvvetli rüzgârların sonucunda oluştuğuna inanıyorlardı. Ancak, sert rüzgârlar bu buzlu sivri kulelerin şekillenmesinde sadece sınırlı bir role sahiptir. Günümüzde, fiziksel olayların birleşiminin bir ürünü olduğuna inanılmaktadır.
Süreç güneş ışığının kar yüzeyinde parlaması ile başlar. Bu çöl bölgesinin aşırı kuru koşulları nedeniyle buz süblimleşir (katı halden eriyerek sıvı hale geçmeden doğrudan gaz hale geçme). Kar yüzeyinde oluşan çökmeler içinde yansıyan ışık daha fazla süblimleşmeye ve derin çukurların oluşumuna neden olur. Bu çukurların içinde sıcaklığın ve nemin artması ile erime gerçekleşir. Bu olumlu geri beslemeler peniteneslerin karakteristik yapısının gelişimini hızlandırır.
Bu buzul heykeller sonraları Paskalya geçit törenine katılan dünya çapında topluluk olan nazarenosların sivri uçlu şapkaları olarak adlandırılmıştır. Onları ay ışığında toplanmış buzul rahipler topluluğu gibi hayal etmek hiç de zor değil.
Bu fotoğraf ALMA'ya giden yolun kenarında çekildi. Bilimsel çalışmalarına 30 Eylül 2011'de başlayan ALMA Gözlemevi en sonunda tek bir dev teleskop gibi birlikte çalışan 66 adet yüksek hassasiyetli antenden oluşacaktır.
ALMA; Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığında ve Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içinde olan uluslararası bir gökbilim tesisidir. ALMA'nın yapımı ve operasyonları Avrupa'yı temsilen Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), Kuzey Amerika'yı temsilen Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya'yı temsilen Japonya Ulusal Astronomi Gözlemevi (NAOJ) tarafından sürdürülmektedir. ALMA Gözlemevi Ortaklığı (JAO) birleşik liderliği ve ALMA'nın yapımını, işletilmesini ve operasyonlarının yönetilmesini sağlamaktadır.
Bağlantılar
İletişim
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
VLT Daha Net Görüntüler İçin Hazırlanıyor
Bu fotoğraf, yakın zamanda ESO mühendisleri tarafından kısa bir süre için hizmet dışı bırakılan ESO’nun Çok Büyük Teleskop’unun (VLT) 4 teleskopundan (UT4) birini göstermektedir. Teleskop yeni Uyarlanabilir Optik Tesisi (AOF) için yapılan hazırlıkların bir parçası olarak geçici bir kafes iskeleyle çevrildi. Bu projeyle, UT4 tam anlamıyla uyarlanabilir bir teleskopa dönüştürecek. AOF, Dünya atmosferinin bulanıklaştırma etkisini düzelterek HAWK-I ve MUSE aletleriyle çok daha net görüntüler elde edilmesini sağlayacak.
AOF’nin parçaları olarak UT4’e pek çok yeni bileşen ekleniyor. Bunlar arasında 1.1 metre çapında olmasına rağmen sadece 2 milimetre kalınlığında şekil değiştirebilen ikincil bir ayna (DSM) bulunmaktadır. Bu ayna o kadar incedir ki atmosfer bozulmalarını gidermek için binden fazla uyarıcı ile saniyede bin kereye kadar kolayca şekil değiştirebilir. DSM, bugüne kadar üretilen en büyük uyarlanabilen aynadır (ann12015). Hayati öneme sahip diğer bir öğe de dört Lazer Yönlendirmeli Yıldız Aygıtıdır (4LGSF) - yapay yıldız yaratılması için atmosferin yüksek kısımlarına [1] lazer ışını gönderen dört özel teleskop (ann12012). Son olarak, GRAAL ve GALACSI uyarlanabilen optik modüllerin görevi, lazer yönlendirmeli yıldızlardan geri gelen ışığın analiz edilmesidir.
Bu fotoğrafta, UT4 üzerinde yapılan çalışmayı denetleyen bir ESO mühendisi yer almaktadır. Teleskopa tam erişim sağlanması için birincil ayna hücresi, geçici olarak çıkarılmıştır. Kablolar ve borular da çıkarılarak, yenileri yerleştirilmiştir. 4LGSF elektronik kabinlerin yerleştirilmesi ve teleskopların devreye alınması için yapılan hazırlık sırasında bağlantı parçaları eklenmiştir.
Notlar
[1] Lazer ışınları, atmosferde 90 kilometre yükseklikteki sodyum atom katmanlarını uyararak yapay bir yıldız gibi parlamalarını sağlar.
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
La Silla’da Birbirinden Farklı Üç Teleskop
ESO bu sene 50.yılını tamamlıyor ve bu önemli yıl dönümünü kutlamak için tarihine kısa bir göz atacağız. 2012 yılı boyunca ayda bir kez yayınlanan haftanın 'önceden ve şimdi' özel fotoğrafı La Silla ve Paranal gözlem yerleşkesinde, ESO'nun Şili Santiago'da bulunan ofisinde ve Almanya Garchingi Münih'teki merkez ofisinde yıllar içinde herşeyin nasıl değiştiğini göstermektedir.
Bu iki fotoğraf Şili'deki Atamaca Çölü'nün kenarında bulunan 2400 metre yüksekliğindeki La Silla Dağı'nın zirvesinde çekildi. La Silla ESO'nun ilk gözlem alanıydı.1975'de çekilmiş bu tarihi görüntü fotoğrafçının arkasında kalan ve o yıllarda yapımı devam eden ESO'nun 3.6 metre ayna çaplı teleskobunun kubbesinin yapımında kullanılan bazı araçları ve diğer ekipmanları gösteriyor. Soldakiler yerleşkede kullanılacak su tanklarıdır.
Günümüz fotoğraflarında, birbirinden çok farklı görünen üç yeni teleskop görülmektedir. İlk görüntüsünü 23 Mart 1989'da elde eden ESO Yeni Teknoloji Teleskobu (NTT) su tanklarının sağındadır. Bu 3.58-metrelik teleskop gözlemler boyunca en iyi görüntü kalitesini elde etmek için kendi şeklini ayarlayabilen bilgisayar kontrollü ana aynaya ilk defa sahip olmuştur. Ayna karşısında pürüzsüz hava akışı ile türbülansı azaltan ve daha net görüntüler elde edilmesini sağlayan kapaklar sistemitarafından havalandırılan NTT'nin sekizgen koruma gövdesi tasarımı başka bir teknolojik devrimdir.
NTT'nin sağında İsviçre 1.2-metre Leonhard Euler Teleskobu daha geleneksel kubbe şeklinde bir gövdeye sahiptir. İlk görüntüsünü 12 Nisan 1998'de elde eden teleskop İsviçre'de ki Cenevre Üniversitesi'nin Cenevre Gözlemevi tarafından işletilmektedir. İlk keşfi Gliese 86 yıldızı çevresindeki yörüngede bulunan bir gezegen olan teleskop gökyüzünün güneyindeki Güneş sistemi dışı gezegenleri araştırmada kullanılmaktadır (bakınız eso9855).Teleskop ayrıca değişken yıldızları, gama ışını patlamalarını ve aktif galaktik çekirdekleri gözlemektedir.
Sağ tarafta ön plandaki bina lahit olarak adlandırılmaktadır. TAROT (Kısa Süreli -gözlenebilen- Nesneler için Hızlı Teleskop) isimli bu yapılar La Silla'da çalışmaya 15 Eylül 2006 tarihinde başladı. Bu hızlı hareket, nispeten küçük 25 santimetrelik robotik teleskobun etkileyici ama kısa süren gama ışını patlamalarının konumlarını tam olarak saptaması için uydulardan gelen uyarılara son derece çabuk tepki vermesidir. Bu kozmik patlamaları gözlemek gökbilimcilere karadeliklerin yapısı ve evrenin ilk dönemlerinde oluşan yıldızların evrimi konularında çalışmalarını sağlamaktadır. TAROT Fransa'da bulunan Haute-Provence Gözlemevi'nden Michel Boër önderliğinde bir konsorsiyum tarafından işletilmektedir.
Leonhard Euler Teleskobu ve TAROT La Silla'da bulunan ulusal ve proje teleskopları arasındayken, NTT ESO tarafından işletilmektedir. Bugün bile, açılışının üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen La Silla gökbilimde en ön sıralardadır.
Bağlantılar
- Tarihi bir görüntü
- Günümüz görüntüsü
- Bölge bölge eski ve yeni görüntülerin birleştirilmiş hali
- La Silla hakkında ayrıntılı bilgiler
- 2009'daki La Silla'nın 40. Yıl Kutlaması
- ESO zaman çizelgesi
İletişim:
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh.
Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Çölün Üzerindeki Güneş, Ay ve Teleskoplar
Bu panoramada, ESO’nun Çok Büyük Teleskopu’nun (VLT) bulunduğu Şili’deki Atacama Çölü’nün ahiretlik güzelliği ufuk boyunca uzanmaktadır. Fotoğrafın ortasındaki en yüksek tepe olan Cerro Paranal üzerinde VLT’nin her biri 8,2 metre çapındaki dört adet dev teleskopu bulunmaktadır. Cerro Paranal’ın solundaki tepede, VISTA tarama teleskobu yer alır.Bu 4,1 metrelik teleskop, VLT’nin yanı sıra yerdeki ve uzaydaki diğer teleskopların daha ayrıntılı olarak gözleyeceği ilginç hedefleri araştırarak gökyüzündeki geniş alanları tarar.
Bu bölge, gezegenimiz üzerindeki herhangi bir yerde bulunabilecek en iyi gece gökyüzü gözlem koşullarından birkaçını sunar. Bu 360 derecelik panoramanın sağında, Güneş, dağ manzarasında uzun gölgeler yaratarak Pasifik Okyanusu’nun üzerinde batmaktadır. Solda ise Ay gökyüzünde parlamaktadır. Biraz sonra ise gece gözlemleri başlayacak.
Bu olağanüstü panorama, bir ESO Fotoğraf Elçisi olan Serge Brunier tarafından çekilmiştir. Bu fotoğraf; ESO gözlemevlerini, güzel konumlarını ve üzerlerindeki görkemli gökyüzünü görüntüleyen pek çok büyüleyici fotoğraftan biridir.
Linkler
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Ay ve Samanyolu Kemeri
ESO Fotoğraf Elçisi Stéphane Guisard bu heyecan verici görüntüyü Şili’nin And Dağları’nda bulunan ALMA (Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizisi) yerleşkesinde çekti. 5000 metre yükseklikte bulunan ve aşırı kurak olan Chajnantor platosu Evren’i ışığın milimetre ve milimetre-altı dalga boylarında inceleyen bu son teknoloji ürünü teleskop için harika bir yer sunmaktadır.
Çok sayıda dev anten görüntünün merkezini kaplamaktadır. ALMA tamamlandığında toplam 54 adet 12 metre çapında antene sahip olacak. Anten dizisinin üstünde, Samanyolu kemeri ışıl ışıl bir arka fon işlevi görüyor. Fotoğrafın çekildiği sırada Ay, esrarengiz bir gece vakti parıltısında bu antenleri yıkayan ışığıyla, gökyüzünde Samanyolu’nun merkezine doğru uzanıyor. Samanyolu’nun cüce uydu gökadalarından en büyükleri olan Büyük ve Küçük Macellan Bulutları, iki parlak leke gibi gökyüzünün sol tarafında görülüyor. Özelikle ışıltılı bir meteor Küçük Macellan Bulutu’nun yakınında parlak izler çiziyor.
Sağda, Atacama Yoğun Dizge formunu oluşturmada kullanılacak olan 12 adet ALMA’nın 7 metrelik küçük antenleri görülebilmektedir. Yine biraz daha sağda Dizge Operasyonları Alanı Teknik Binası’nın ışıkları parlıyor. Son olarak, bu binanın arkasında beliren karanlık, Cerro Chajnantor’daki dağlık alanın zirvesidir.
ALMA; Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya ortaklığında ve Şili Cumhuriyeti ile işbirliği içinde olan uluslararası bir gökbilim tesisidir. ALMA’nın yapımı ve operasyonları Avrupa’yı temsilen Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), Kuzey Amerika’yı temsilen Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi (NRAO) ve Doğu Asya’yı temsilen Japonya Ulusal Astronomi Gözlemevi (NAOJ) tarafından sürdürülmektedir. ALMA Gözlemevi Ortaklığı (JAO) birleşik liderliği ve ALMA’nın yapımını, işletilmesini ve operasyonlarının yönetilmesini sağlamaktadır.
İletişim:
Güven Tunç
Başkent Üniversitesi, Makine Müh. Bölümü, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: guventunc52@gmail.com
Apex Chajnantor'da Nöbet Tutuyor
Atacama Pathfinder Experiment (APEX) teleskopu, dünyadaki en yüksek ve en kuru gözlem yerleşkelerinden biri olan Chajnantor’da, parlak Ay ışığının aydınlattığı gökyüzüne bakmaktadır. Şilinin Atacama Bölgesi’nde bu yerleşkenin sunduğu mükemmel koşullara tanık olan teleskopun üzerinde uzanan gökyüzü, gökbilimsel hazinelerle doludur.
Solda, Akrep Takımyıldızı’nın kuyruğunu oluşturan parlak yıldızlar görülüyor. Akrebin “iğnesi”, özellikle birbirine yakın olan iki parlak yıldızla temsil edilir. Gökyüzü boyunca uzanan ve donuk bulutlar gibi görünen kuşak Samanyolu’dur.
Akrep Takımyıldızı ve hemen sağındaki Yay Takımyıldızı arasında APEX çanağı üzerinde beliren parlak yıldız kümesi net bir şekilde görülebilir. Bu, Ptolemy (Batlamyus) yıldız kümesi olarak da bilinen açık yıldız kümesi Messier 7’dir. Messier 7’nin altında, hafif sağa doğru Kelebek yıldız kümesi Messier 6 yer alır. Biraz daha sağa gidildiğinde, APEX çanağının hemen üzerinde yer alan ve parlak bir leke gibi görünen donuk bulut, ünlü Lagoon Nebulası’dır. (Daha yakından görmek için bakınız: eso0936).
Birincil anten çapı 12 metre olan APEX, Güney Yarımküre’de bulunan en büyük tek çanaklı milimetrealtı–dalgaboyu teleskopudur. Teleskopun adından da anlaşılacağı üzere, 2013 yılında tamamlanacak olan Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizgesi (ALMA) isimli dünyanın en büyük milimetre-altı gözlemevine öncülük edecektir (eso1137). APEX, Şili’de 5000 metre yükseklikteki Chajnantor Platosu üzerinde ALMA’nın 66 anteniyle aynı yeri paylaşacaktır. APEX teleskopu, ALMA projesi için inşa edilen bir prototip antene göre tasarlanmıştır ve ALMA’nın çok detaylı bir şekilde araştıracağı birçok hedefi bulacaktır.
ESO’nun Fotoğraf Elçisi Babak Tafreshi, bu panoramayı telefoto mercek kullanarak hazırlamıştır. Ayrıca Babak, geceleri arka fonda yıldız, gezegen ve gök olayları ile dünyanın en güzel ve tarihi yerleşkelerinde büyüleyici fotoğraflar ve zaman atlamalı videolar koleksiyonu yaratan ve sergileyen bir program olan The World At Night’ın kurucusudur.
Daha fazla bilgi
APEX; bir Max-Planck Radyo Astronomi Enstitüsü (MPIfR), Onsala Uzay Gözlemevi (OSO) ve ESO işbirliğidir. Teleskop ESO tarafından işletilmektedir.
Linkler
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com
Gökadalardaki Karanlık Maddeyi Görüntülemek
Karanlık gökyüzüne dağılmış küçük parlak noktalar halinde bir yığın donuk gökada, Şili’de La Silla Gözlemevi'nde MPG/ESO 2.2-metre teleskopuyla Geniş Alan Görüntüleyicisi (Kamerası) tarafından görüntülendi. Bu tür görüntüler, gökadalarda karanlık maddenin nasıl dağılmış olduğunu anlamamız konusunda kullanılabilecek güçlü araçlardır.
Bu resim, 17 farklı renge sahip filtreler aracılığıyla gökyüzünün küçük parçalarına ait detaylı görüntülerinin kaydedilmesine adanan bir proje olan COMBO-17 taramasının (17 FiltredeOrta-Bant Gözlemleri ile Nesnelerin Sınıflandırılması) bir parçasıdır. Bu görüntünün kapsadığı alan, sadece dolunay boyutundadır, fakat bu küçük bölge içerisinde binlerce gökada belirlenebilmektedir.
Bu görüntü, bize daha yakın olanların yanı sıra çok sönük ve uzak nesnelerden kameranın ışık görüntüleyebilmesini sağlayan yaklaşık yedi saatlik poz süresiyle çekildi. Sol üst köşeye yakın, kenarda görülen sarmal örnekte olduğu gibi net ve düzenli yapıları olan gökadalar, sadece birkaç milyar ışık yılı uzaklıktadır. Daha sönük, bulanık nesneler, o kadar uzaktalar ki, ışıklarının bize ulaşması dokuz veya on milyar yılı bulmaktadır.
COMBO-17 taraması, gökadalarda karanlık madde dağılımını incelemek için güçlü bir araçtır. Karanlık madde, ışık yaymayan veya soğurmayan ve sadece diğer nesneler üzerindeki kütle-çekimi aracılığıyla tespit edilebilen esrarengiz bir maddedir. Daha yakın gökadalardan bazılarının, aynı görüş çizgisinde yer alan daha uzak gökadalardan gelen ışığı kıran mercek gibi hareket ettikleri görüntülenmiştir. Kütle çekimsel mercekleme olarak bilinen bir etki olan bu sapmanın ölçülmesi yoluyla gökbilimciler, mercek gibi hareket eden nesnelerde karanlık maddenin nasıl dağıldığını anlayabilmekteler.
Kırılma zayıf olduğu için insan gözüyle neredeyse algılanamaz. Ancak, 17 filtre ile gerçekleştirilen gökyüzü taraması son derece kesin uzaklık ölçümlerinin yapılabilmesini sağladığı için birbirine yakın görünen iki gökadanın, gerçekte Dünya’dan çok farklı uzaklıklarda olduklarının saptanması mümkündür. Galaktik mercekleme sistemlerinin saptanmasından sonra, kırılma, binlerce gökada üzerinden ortalama alınması yoluyla ölçülebilir. Belirlenen 4000’den fazla galaktik mercek ile COMBO-17 taraması, gökbilimcilerin karanlık maddeyi daha iyi anlamalarına yardımcı olmak için ideal bir yöntemdir.
Bu görüntü, projede kullanılan 17 filtreden üçüyle çekilmiştir: B (mavi), V (yeşil) ve R (kırmızı). Ayrıca, ek olarak bir yakın kırmızı-ötesi filtre yoluyla elde edilen veriler de kullanılmıştır.
Linkler
İletişim
Özge A. Uçarcı
Ankara Üniversitesi, ESON Türkiye Ekibi
Ankara, Türkiye
E-posta: ozgeucarci@gmail.com



































